E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Sibel Kızılkaya İtkü

YARGININ TASFİYESİ ve HSYK YASA TEKLİFİNDEKİ TUZAK
21 Ocak 2014 Salı

AKP’nin 11 yıllık iktidarı süresince,  Cumhuriyet’in  tüm kazanımlarını ve Anayasa’nın temel ilkelerini, sayısal çoğunluğuna güvenerek yaptığı   yasal düzenlemelerle  hiçe sayması ve son olarak,   anayasamızın temeli  kuvvetler ayrılığı ilkesini yerle bir eden  HSYK yasa teklifini TBMM’ne sunması, yargının ve dolayısıyla demokrasimizin bugün geldiği hazin tabloyu görmemiz  açısından son derece önemlidir. 

Hiçbir dönemde hukuk böylesine siyasete alet edilmemiş,   birtakım  siyasi hedeflere ulaşmak adına  günü kurtaran, evrensel hukuk kurallarını hiçe sayan böylesine kapsamlı,  ideolojik  bir dönüşüm sağlayacak  keyfi yasal düzenlemeler yapılmamıştır

Cumhurbaşkanı’nın HSYK krizinden çıkmak için  tarafları anayasa değişikliğine ikna çabası da, hükümetin bu görüşmeler devam ederken kanun teklifini Adalet Komisyonu’ndan geçirmesi sebebiyle CHP tarafından samimi bulunmadığından, rafa kaldırılmıştır. Aslında iktidarın  anayasa değişikliğinin rafa kaldırılması hususunda, çok da fazla hayal kırıklığı yaşadığı kanaatinde değilim. Kaldı ki,  iktidarın istediği amaca ulaşmasına,  yasanın   Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi dahi engel olamayacaktır. Zaten  iktidarın Anayasa’nın temel ilkelerine tamamen aykırı ve Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi kuvvetle muhtemel HSYK kanununu, mutlaka çıkarmak istemesindeki inadının başkaca bir izahı  da olamaz.  Şöyle ki;

HSYK yasası  TBMM’den geçtikten sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün  önüne gelecektir. Cumhurbaşkanı’nın veto yetkisini kullanmaması durumunda mevcut HSYK yasası hemen yürürlükten kalkacak ve yeni bir yapı ve kadro oluşturulacak, HSYK’nın seçilmiş üyeleri dışındaki müfettişler ve hakimlerde dahil olmak üzere tüm  idari personelin görevleri sona erecektir. Dava sonucunda Anayasa Mahkemesi iptal kararı verse bile, Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümeyeceğinden, bu kararın hiçbir anlamı olmayacaktır. Bir hukuki boşluk doğacağından Anayasa Mahkemesi ister istemez verdiği iptal kararının yürürlüğe girmesini erteleyecektir. AKP’de yasa boşluğunu dolduracak yeni düzenlemeyi çıkarmayı tahmin edileceği üzere uzattıkça uzatacaktır. Sonuç olarak yeni HSYK teklifi yasalaşırsa, Anayasa Mahkemesi bu yasayı iptal etse dahi,  daha uzun süre mevcudiyetini devam ettirecektir.

Dolayısıyla  iktidar,  2010 referandumu ile askeri vesayetten kurtardığını iddia ettiği yargıyı, bu kez Adalet Bakanı aracılığıyla kendi  vesayeti altına almak istemektedir.  Halbuki tamamen siyasallaşan bir yargı,  topluma adalet dağıtamayacağı gibi,  iktidarın ve çıkar çevrelerinin de oyuncağı olacaktır.

Ancak iktidarın bu planının bozulmaması için, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün HSYK kanununu veto etmeyerek,  onaylaması şarttır.  Zaten vereceği her türlü kararın tepki çekeceğini son derece iyi bilen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün,  bu konunun anayasa değişikliği ile halledilmesi konusundaki çabası da bu yüzdendir.  Ayrıca  önümüzdeki günlerde Genel Kuruldan acilen çıkartılacağı düşünülen bu teklifin neden Adalet Bakanlığı tasarısı olarak değil de, teklif olarak getirildiğini anlamak,  eminim tüm bu gelişmeler ışığında hiç de zor değildir.

Aslında bu siyasi krizin atlatılabilmesi için anayasa değişikliğini içeren bir uzlaşı zemininin sağlanması son derece yararlı olmasına rağmen, sırf uzlaşmış olmak içinde akla mantığa uymayan bir önerinin kabul edilmesi de anlamsızdır. Örneğin HSYK’na seçilecek üyeler için iktidar ve muhalefet kontenjanları konması gibi bir öneriyi, başka bir deyişle RTÜK modelini desteklemek nasıl mümkün olabilir? TBMM’deki partilere temsilleri oranında  kontenjanlar tanınmasını öngören bu modelde,  yargının tarafsızlık ve bağımsızlığının sağlanması herkesin tahmin edebileceği üzere imkansızdır. Herhalde böylesi önerilerle, gündem değişikliği yaratıp, yolsuzluk ve rüşvet iddiaları üzerindeki ilginin dağıtılması sağlanmaya çalışılmaktadır!

Aslında pek çok hukukçunun üzerinde anlaştığı ve yargıdaki bu tıkanıklığı giderecek çözüm, son derece açıktır. Şayet amaç gerçekten sadece yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını sağlamaksa, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunu 1982 Anayasasından önce olduğu gibi iki kurula ayrılması,  bu kurullara Adalet Bakanı ve  Müsteşarın dolayısıyla yürütmenin  müdahalesine son verilmesi ve  üyelerin en azından bir bölümünün  nitelikli çoğunlukla seçilmesi sorunun büyük bir kısmını çözmekte önemli bir aşama kat edeceği gibi, iktidarın bu konudaki  samimiyetini göstermesi açısından da, son derece   önemli bir adım olabilir.  Böylece kurullara,  meclisin  nitelikli çoğunlukla üzerinde uzlaştığı, olabildiğince tarafsız kişiler seçilmiş olacaktır.

Dolayısıyla, içine düşülen bu çıkmazdan kurtulabilmek adına, hiç kimsenin ve hiçbir gücün  yargıyı tasfiye etmesine göz yumulmamalı,  aksine bu çıkmazdan ancak ve ancak   tüm bunlara sebep olanların adil bir biçimde hesap verebilecekleri bir sistemi oturtmakla çıkabileceğimiz  gerçeği  artık  kabullenilmelidir.

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 13183 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yargıda Başkanlık Sistemi!
1/13/2014
Algı Mühendisliği ve Bağımsız Yargı
1/3/2014
MEĞERSE HUKUK HERKESE LAZIMMIŞ!
12/24/2013
16 Adamızın İşgaline Neden Sessiz Kalıyoruz?
12/18/2013
Aydın İnsan ve Toplumsal Duyarlılık!
12/11/2013
Anayasa Mahkemesi Vakıf mı Kuruyor?
12/2/2013
İktidar Savaşlarına Kurban Edilen Dershaneler
11/20/2013
Demokrasi Tramvayından İnecek Var!
11/12/2013
Yeni Sistemle Mağdur Edilecek Milyonlar!
11/5/2013
Mustafa Kemaller 20 Yaşındadır!
10/28/2013
Toplum Vicdanında Balyoz
10/19/2013
Paketten Çözüm Süreci ve Yüzde 50 Çıktı!
10/3/2013
Cinsiyet Ayrımcılığı ve Kadın İstihdam Paketi
9/26/2013
Silahların Gölgesinde Demokratikleşme Paketi!
9/19/2013
Çocuk Gelinler
9/12/2013
Suriye Müdahalesinde Sıfır Öngörü Politikası
9/5/2013
Muhtemel Savaşın Ayak Sesleri
8/28/2013
Eğitim Sisteminde Çıkmaz!
8/22/2013
Yargı Bir Hesaplaşma Aracı Olabilir mi?
8/14/2013
Sansürsüz Basın ve Tek Adam Rejiminin Güçlendirilmesi
8/1/2013
Gerçek Demokrasi İçin; Şeffaf ve Güvenilir Bir Seçim Sistemi!
7/25/2013
Gezi'nin Faturası Üniversite Gençliğine Kesildi!
7/17/2013
Mısır'da Darbe Sonrası... Demokrasi İçin Laiklik!
7/10/2013
Gezi Gölgesinde Yabancı Petrol Lobisine Verilen Tavizler!
7/3/2013
Miadı Dolan Güç Siyaseti ve Dış Politikada Çifte Standart
6/25/2013
Gezi Müdahalesinin Asıl Sebebi, ABD'nin Suriye Kararı Olabilir mi?
6/18/2013
Katledilen Tarihi Emanet: Atatürk Orman Çiftliği!
6/11/2013
Türk Milleti "Ben Yaptım Oldu" Zihniyetine Dur Dedi!
6/5/2013
Sözde İleri Demokrasi İçin İllaki Hükümet Sistemi Değiştirilemli mi?
5/27/2013
Caydırıcılığı Olmayan Dış Politika ve Güvenlik Zaafiyeti
5/16/2013
İktidar Eliyle İmtiyaz ve Haksız Rekabet
5/12/2013
Eğitim Birliğine Büyük Darbe
5/5/2013
Bizim Kırmızı Çizgilerimiz Yok mu?
4/29/2013
YORUMLAR
Toplam 9 yorum var, 5 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Misafir 25 Ocak 2014 Cumartesi 01:33

... bu refleksi geliştiremeyişleri tartışılmalıdır. Tam da meslek ve kişilik olarak hak ve adaletten başka hiç bir şeye bağlı olmaması gereken hakim ve savcıların, belli kişi veya gruplara bağlı bir düşünce mekanizmasına sahip olmaları, hukuk devletinde kabul edilemez. Savcı ve hakimler bilmelidirler ki, Tanrısal bir yetki kullanmaktadırlar. Hak ve adalet dağıtmak Tanrı'nın işidir ve dünyada bu yetkiyi hakim ve savcılar ile avukatlar kullanmaktadırlar. Bu sorumluluğun bilinciyle yaşamalıdırlar.

Yorumu oyla      4      1  
Misafir 24 Ocak 2014 Cuma 22:18

Hangi sistemi düzenlerseniz düzenleyin, bütün sistemleri insanlar işletir. Önemli olan insan malzemesidir. Halen başbakana veya cemaat anlayışına göre atanabilecek hakim bulunabilmesi tartışılmalıdır. Darbe dönemlerinde darbecilere göre yargılama yapan hakimlerin varlığı da tartışılmamıştır. Siyasi otoriteye boyun eğmeyecek hakim yetiştiremeyişimiz tartışılmamıştır. Türkiye'de tüm meslek örgütleri, meslekleriyle beraber Türkiye'yi koruma refleksi geliştirebilirken, hakim ve savcıların bu refleks

Yorumu oyla      4      0  
Misafir 23 Ocak 2014 Perşembe 09:21

Sibel Hanımın yazısını ilk defa okuyorum, Helal olsun... Güzel kaleme alınmış ve dolandırmadan, direk meselenin ne olduğu anlatılmış. HSYK düzenlemesini cemaatin desteğiyle AKP anayasa değişikliğini halk oyuna götürerek yapmadı mı? Şimdi işte bizim usul "ileri demokrasi"nin nimetlerini görüyoruz, gerekirse anayasa bile yapboza dönebilir. Neden? Yapılan düzenleme, yapana acı vermeye başladı da ondan. Peki bunun çözümü nedir? İleri demokrasiden gerçek demokrasiye bir an evvel geçmektir.

Yorumu oyla      16      0  
Misafir 22 Ocak 2014 Çarşamba 18:14

Hüseyin Çelik milletin yüzüne baka baka “Avrupa’daki çoğu ülkede HSYK gibi bir kurul yok, bütün savcı ve hâkimleri adalet bakanı atar” diye hiç sıkılmadan nasıl da sallıyordu! Merak ediyorsanız şu linke tıklayıp Avrupa Ülkelerinde bizdekine benzer yüksek hakimler savcılar dan oluşan kurullar var mı yok mu, oralarda savcılar ile hakimler nasıl seçilir, nasıl atanır, Akp nin yalancı sözcüsü nasıl palavra sıkıyor anlayın! İyi ki internet diye bir kaynak var elimizde de böylesi yalanları yutmuyoruz! http://www.abgm.adalet.gov.tr/e-kutuphane/avrupa%20birli%C4%9Fi%20%C3%BClkelerinde%20hakim%20savc%C4%B1%20atamalar%C4%B1.pdf

Yorumu oyla      19      0  
Misafir 22 Ocak 2014 Çarşamba 18:00

Çok güzel yazmışsınız

Yorumu oyla      9      1  
Rahmi Turan, Memleketim,
İnternet oku, Turktime, medya,
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
ABD ve Rusya ile yapılan Güvenli Bölge mütabakatları Türkiye'ye fayda sağlar mı?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
TCMB
fatih terim
DEAŞ
Endonezya
Kocan Kadar Konuş
ROMA
Edward Snowden
Danimarka
ali demir