E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Sibel Kızılkaya İtkü

Toplum Vicdanında Balyoz
19 Ekim 2013 Cumartesi

Demokrasinin Paketlerle değil, ancak adaletle mümkün olabileceğini, Balyoz Kararının toplumda oluşturduğu infial duygusu bir kez daha göstermiştir. Çünkü mahkeme kararları ancak toplum vicdanını kanatmadıkları, adalet duygusunu zedelemedikleri sürece toplumda kabul ve saygı görürler. Aksi halde yargının siyasallaştığı, tehdit, tedbir ve ibret amaçlı cezaların verildiği, evrensel hukuk ilkelerinin hiçe sayıldığı bir toplumda, bırakın adaleti,  demokrasiden dahi bahsetmek mümkün değildir.

Ancak bu da demek değildir ki;  “Her yargı kararı toplumun her kesimini memnun etmek zorundadır.” Lâkin, yargı bağımsızlığının olduğu gerçek bir hukuk devletinde mahkemelerin,  herkes için eşit ve adil kararların verildiği ve adaletin mutlaka tecelli edeceği yerler olduğu düşüncesi,  hiçbir şüpheye mahal vermeyecek şekilde yerleşmiş olmalıdır. Ne yazık ki bizim de bu treni, 2010’da gerçekleştirilen “yetmez ama, evet referandumu” ile kaçırdığımız gerçeği, eminim kimse tarafından yadsınmayacaktır

Balyoz davasındaki sanıkların sayıca azımsanmayacak bir bölümü, isimleri sırf dijital delillerde  geçtiği için soruşturmaya dahil edilmiş, bu belgeler nedeniyle hapse girmiştir. Buna rağmen, yargılama esnasında çelişkili ve şüphe uyandıracak dijital deliller konusunda, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nden sonra, Yargıtay tarafından da inceleme yapılmamış olması, kamuoyunda iddia edildiği üzere, kişiye özel, ibret amaçlı cezaların verildiği ve yargının siyasallaştığı şüphesini de bir hayli kuvvetlendirmiştir.

Dijital delillerdeki çelişkiler konusunda en çarpıcı olanı ise, 2003 tarihli görevlendirme belgelerinde kullanılan yazı karakteriyle ilgilidir. Bilgisayarda “word” dosyası olarak düzenlenmiş olan bu belgelerde, Microsoft’un “calibri” fontu kullanılmıştır. Halbuki ABD’deki Microsoft firmasının “calibri” fontunu 2007’de çıkartmış olması nedeniyle bu belgenin 2003’te hazırlanması imkânsızdır. Yine TÜBİTAK kendisine ulaştırılan dijital dosyaların tamamının 2003 te son kez kaydedildiğine dair bir rapor vermiş ve bu iddianamede de yer almıştır. Ancak 2003’te son kez kaydedildiği söylenen bir CD’de, sonraki yıllarda olup biten gelişmelerin nasıl olup da yer aldığı ise, bir hayli düşündürücüdür.

İşte görüldüğü üzere, bu ve benzeri çelişkilerle dolu, son derece önemli pek çok itiraz, Yargıtay tarafından hiçbir şekilde dikkate alınmamıştır. Özellikle böylesine önemli bir davada, tüm şüpheleri ve çelişkileri ortadan kaldırmadan, sadece ses bantlarının ya da yazılı belgelerin varlığına bakarak “Bunlar zaten suçu ispatlamaya yetiyor, diğer şüpheleri aydınlatmaya gerek yok” diyemezsiniz.

Ceza yargılamasının tek amacı “somut gerçeği hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde ortaya çıkarmaktır.”   Bu durumda, mahkeme ve Yargıtay’ın iddia edilen şüpheli durumlar hakkında inceleme yaparak bu konudaki çelişkileri gidermeye çalışması, ancak bir sonuca ulaşılamıyorsa o zamanda evrensel hukuk ilkeleri gereğince,  “şüphe sanık lehine yorumlanır” ilkesi gereğince söz konusu şüpheden ilgili sanıkların yararlandırılması gerekirdi.

Yargıtay’ın Balyoz Kararı ile;  haklarında beraat kararı onanan 36, ilk kez beraat kararı verilen 25 ve fiilleri “suç için anlaşma suçu” kapsamında kaldığı gerekçesiyle haklarındaki mahkumiyetleri bozulan 63 kişi olmak üzere, toplam 124 kişi beraat ederken, 237 kişinin ise mahkumiyetleri onanmıştır.

Dijital delillerin yol açtığı sonuçlar açısından Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 36 sanık için beraat kararını onarken, bu sanıklar hakkındaki dijital delilleri yeterli bulmamıştır. Yine ilk kez beraat kararı verilen 25 sanık hakkında da; “ Sanıkların cezalandırılmasına yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından bahsetmiştir.” Demek ki Yargıtay’ın da dijital deliller konusunda şüphe duyduğu hususlar bulunmaktadır.

Özellikle  Yargıtay’ın “suç için anlaşma suçu” kapsamında kaldığı gerekçesiyle haklarındaki mahkumiyetleri bozulan 63 sanık hakkında verilen karar ise son derece ilginçtir. Yargıtay bu kararı ile, sanıkların başlangıçta suç işlemek için ittifak kurmakla birlikte, daha sonra bu suçu işlemekten vazgeçtiklerine kanaat getirmiştir. Aslında; darbeye teşebbüs ile, suç için anlaşma arasındaki farkın hukuken değerlendirilmesi son derece önemlidir. Çünkü bu şekilde darbeye teşebbüs nedeni ile mahkumiyet kararı alan pek çok kişinin de, “suç için anlaşma” kapsamına alınması ve böylece pek çok mahkumiyet kararının bozulması da mümkün olabilirdi. Ancak Anayasa Mahkemesi ve ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu itirazları esasa girerek değerlendirme yetkilerinin bulunmadığı düşünülecek olursa, verilen bu kararın hukuk adına son derece vahim olduğu, ayrıca Yargıtay’ın da bu kararla bağımsız yargı konusunda tarihi bir fırsatı kaçırdığı da açıktır.

Görüldüğü üzere, evrensel hukuk ilkeleri açısından da, Yargıtay Kararı kamuoyunu ve toplum vicdanını tatminden bir hayli uzak kalmıştır. 

Ayrıca bilinmelidir ki; siyasi güçlerin  güdümünde olmayan adil, bağımsız bir yargıya hepimizin ihtiyacı vardır!

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 14686 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Paketten Çözüm Süreci ve Yüzde 50 Çıktı!
10/3/2013
Cinsiyet Ayrımcılığı ve Kadın İstihdam Paketi
9/26/2013
Silahların Gölgesinde Demokratikleşme Paketi!
9/19/2013
Çocuk Gelinler
9/12/2013
Suriye Müdahalesinde Sıfır Öngörü Politikası
9/5/2013
Muhtemel Savaşın Ayak Sesleri
8/28/2013
Eğitim Sisteminde Çıkmaz!
8/22/2013
Yargı Bir Hesaplaşma Aracı Olabilir mi?
8/14/2013
Sansürsüz Basın ve Tek Adam Rejiminin Güçlendirilmesi
8/1/2013
Gerçek Demokrasi İçin; Şeffaf ve Güvenilir Bir Seçim Sistemi!
7/25/2013
Gezi'nin Faturası Üniversite Gençliğine Kesildi!
7/17/2013
Mısır'da Darbe Sonrası... Demokrasi İçin Laiklik!
7/10/2013
Gezi Gölgesinde Yabancı Petrol Lobisine Verilen Tavizler!
7/3/2013
Miadı Dolan Güç Siyaseti ve Dış Politikada Çifte Standart
6/25/2013
Gezi Müdahalesinin Asıl Sebebi, ABD'nin Suriye Kararı Olabilir mi?
6/18/2013
Katledilen Tarihi Emanet: Atatürk Orman Çiftliği!
6/11/2013
Türk Milleti "Ben Yaptım Oldu" Zihniyetine Dur Dedi!
6/5/2013
Sözde İleri Demokrasi İçin İllaki Hükümet Sistemi Değiştirilemli mi?
5/27/2013
Caydırıcılığı Olmayan Dış Politika ve Güvenlik Zaafiyeti
5/16/2013
İktidar Eliyle İmtiyaz ve Haksız Rekabet
5/12/2013
Eğitim Birliğine Büyük Darbe
5/5/2013
Bizim Kırmızı Çizgilerimiz Yok mu?
4/29/2013
YORUMLAR
Toplam 17 yorum var, 5 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Misafir 24 Ekim 2013 Perşembe 23:29

Sibel Kızılkaya İtkü Hanımın DEMOKRAT PARTİ'de görevli olduğunu öğrenince bu yazıdan sonra şaşırmadım desem yalan olur. Gerçi bu ülkede kimler sağ gösterip sol vurmadı ki...Bu vesayetin hamilerine gösterdiğiniz hukuk hassasiyetini başka sahalarda da gösterdiniz mi...Mehmetçik uyduruk barakalardayken sesiniz çıktı mı? Milyonlar fişlenirken??? İKNA ODALARINDA?????????

Yorumu oyla      16      23  
Misafir 24 Ekim 2013 Perşembe 19:36

17.25 Birader hitabın elinde teşbih kahvehaNeye girmiş 18 yaş minibüs şöförLERİNİ şu 90lardaki şöförü hatırlattı...bir başka yorumcuya internette oyna çok zayıfsın ve daha öncelerinden maaşlı maşa yalaka badem yanaşma tosunum ula bunlar fikirsizliğin ifadeleri...BENİM MUHATABIM YAZARLARDIR..BİRADER...

Yorumu oyla      2      8  
Misafir 24 Ekim 2013 Perşembe 17:25

Birader, bırak artık bu ajitasyonu! Kimse darbe yok yada olmadı demiyor.Sadece bu ideolojik hesaplaşmalara hukukun alet edilmesi üzücü olan. HUKUK HERKESE LAZIM. Yargı bağımsızlığının olmadığı bir ülkede kaşın üstünde gözün var cinsinden ideolojik tutuklamalar artar. Yani olası darbecileri cezalandıracaz diye her yol yani hukuk dışılık mubah mı olsun? Biraz mantıııık! UMUT

Yorumu oyla      9      1  
Misafir 24 Ekim 2013 Perşembe 15:33

Sibel HAnım siz hiç evladınızın en ŞEREFLİ GÜNÜM DEDİĞİ YEMİN TÖRENİNDE 800 km yol gelip başın örtülü diye geri çevrilen annelerin acısını yaşadınız MI? YA da o gencin arkadaşları arasındaki ıstırabını ....2 TRİLYONLUK VİLLAYI RÜŞVETLE ALAN PAŞANIN RÜTBELERİNİN SÖKÜLDÜĞÜ DÖNEMİN ÖZKÖKÜNE NİYE PAŞA DEĞİL DE HOCA DER BU ZEVAT....17 BİN FAİLİ MEÇHUL VAR. ERGENEKONDAN SONRA ÖLDÜRÜLEN ASKER VE ÜST RÜTBELİ POLİS SAYISI 13.BUNLARI KONUŞTUKLARI İÇİN ÖLDÜRDÜLER...BU ÜLKEDE HİÇ DARBE OLMADI DEĞİL Mİ:)))

Yorumu oyla      4      7  
Misafir 23 Ekim 2013 Çarşamba 20:50

14:07;Belirttiğin dönemlerde PKK terörü de minimuma inmişti.Bunu da konunun içerisine katarsan bahsettiğin bütün başlıklar tam bir anlam kazanır.Gladyo kimdir,derin devlet kimdir,ne bitirilirken kimler karalanmaya çalışılmıştır.Daha netleşir,anlaması kolaylaşır. Ayrıca hukukun tarafsızlığı konuşulurken taraflı yorum yapmak yazarın neden bahsettiğini anlayamamak olur...vs. vs. ŞMK

Yorumu oyla      12      3  
Rahmi Turan, Memleketim,
İnternet oku, Turktime, medya,
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
ABD ve Rusya ile yapılan Güvenli Bölge mütabakatları Türkiye'ye fayda sağlar mı?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
bist
ygs sonuçları
survivor all star
saldırı
Ahmet Kaya
Gürcistan
Kredi notu
Ersan İlyasova
Lionel Messi