E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Sibel Kızılkaya İtkü

Sözde İleri Demokrasi İçin İllaki Hükümet Sistemi Değiştirilemli mi?
27 Mayıs 2013 Pazartesi

Gün geçmiyor ki; iktidar tarafından gündemi değiştirecek, siyasi kulisleri hareketlendirecek bir konu ortaya atılmasın.

En son ABD gezisi sırasında Başbakan Erdoğan; “2014’te vatandaşın önüne üç kez sandık konulabilir, şayet sonuç alınamazsa C planı olur”,  diyerek bir kez daha  gündemi değiştirmekteki ustalığını göstermiştir. Seçim takvimine göre, zaten  martta yerel, ağustosta ise cumhurbaşkanlığı seçimi ,  kesindi.  Asıl sürpriz  ise, kasım ayında yapılabileceği söylenen referandum sandığı  olmuştur.

Aslında, 2014 ağustos ayı,  zaten  ilk kez Cumhurbaşkanı’nın halk oylaması  yolu ile  seçilecek bir yıl  olması sebebiyle,  fiili olarak sistem değişikliğine yol açacak ve dolayısıyla,  pek çok soruna gebe  bir  yıldı. Tüm bunlara, bir de referandumun eklenmesi ise, 2014 yılının ülkemiz için bir kader yılı olduğu düşüncesini daha da netleştirdiği gibi, bu konudaki olası senaryoların ve planların   sayısını da bir hayli arttırmıştır.

Örneğin iktidar tarafından, dört partiden oluşan Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun çalışmalarının pek çok  konuda  tıkanması nedeniyle  A, B, C planları olmak üzere değişik  alternatifler üzerinde durulmaktadır .

Buna  göre;

A planı, dört partinin uzlaşacağı yeni bir anayasaydı.  Ancak bunun pek mümkün olmayacağı net olarak görüldü.

B planı ,  CHP veya  MHP ile uzlaşma sağlayarak yeni anayasayı referanduma götürmekti. Yine AKP’nin kendi önerdiği anayasa üzerinde, CHP veya  MHP ile  anlaşması da, pek olası bir ihtimal  gibi görünmüyor.

Bu durumda C planı ortaya atıldı.  İktidarın C planı ise, CHP veya MHP ile görüşmelerden bir  sonuç çıkmaması halinde,  BDP ile uzlaşarak, ortaya çıkacak yeni anayasayı   referanduma götürmek düşüncesiydi.  Ancak BDP sözcülerinin başkanlık sistemiyle ilgili tereddütlerini  ifade etmeleri, bölgesel özerklik talepleri, Öcalan’ın serbest bırakılması, Kürtçe eğitimden, genel affa kadar pek çok tavizi içeren    istekleri de,  uygulamada C planının  gerçekleşmesinin de, çok kolay olmayacağını  açıkça göstermiştir.  

Ayrıca   iktidar,  BDP ile böyle bir işbirliği konusunda halktan gelecek tepkilerden de, bir hayli  çekindiği için,  konuya  biraz daha  temkinli yaklaşmakta,   bu  nedenle  yaptıkları anayasaya,  BDP'nin açıktan değil, ancak  meclis oylamasında gizli destek vermesi  hesaplarını yapmaktadır.  

Şu sıralar gündemi başkanlık mı, yarı başkanlık mı, partili cumhurbaşkanlığı mı gibi değişik sistem alternatifleri meşgul ederken, aslında  2007 yılında yapılan referandumla, fiili olarak yarı başkanlık sistemine geçtiğimiz, hep göz ardı edilmektedir. Bu zımni sistem değişikliğinin  yol açacağı siyasi tıkanmaların henüz farkında olmamamızın sebebi ise, meclis tarafından seçilen cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı süresinin halen devam ediyor olmasıdır. Başka bir deyişle; asıl sistemdeki tıkanma ve garabet, 2014 Ağustos ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra ortaya çıkacak, ve bu tarihten itibaren  ülkemiz, sistemlerin en kötüsünün içinde, kendini bulmuş olacaktır. 

Çünkü, 2014 ağustosundan itibaren, artık Cumhurbaşkanı,  halkın % 50’sinden fazlasının  oyunu alarak seçileceği  için , siyaseten en güçlü ancak   sorumsuz ve denetimsiz  olacak,   buna karşılık başbakan ise anayasal olarak geniş yetkilere sahip, ancak sorumlu olacaktır. Bu durumun er ya da geç dengeleri alt-üst edeceğini,  cumhurbaşkanı ile başbakan arasında, ciddi bir yetki tartışması ve ihtilafa sebep olacağını tahmin etmek,  eminim  hiç de  zor olmayacaktır.

Bana göre;  iktidar tarafından    2007 yılındaki anayasa değişikliği referanduma götürülürken,  işte tamda bugünler düşünülerek ,  başkanlık ya da yarı başkanlık  sistemine geçişi zorlayabilmek adına, Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesine ilişkin bu  değişiklik  yapılmıştır.  Çünkü iktidar tarafından böyle garabet bir  sistemin,   er-geç tıkanacağının  öngörülmemiş  olması  mümkün değildir. O halde geldiğimiz bu nokta, daha 2007 yılında, tohumları  atılmış  bir planın  parçasıdır.

Ancak; bu  durumun başkanlık ya da yarı başkanlık sistemine geçmek için değil de, parlamenter sistemin eksiklerinin tamamlanarak güçlendirilmesi için bir fırsat olarak görülmesi gerektiğinin, daha doğru olduğu kanaatindeyim. Çünkü ülkemizin böyle maceralarla kaybedecek ne zamanı, ne de bu sistemlere uygun kurumsal alt yapısı vardır. Aksine ülkemizin yerleşik kurumları ve kültürü, tamamen parlamenter sisteme uygun olarak  inşa edilmiştir.  

 Şayet iktidarın tek amacı,  ülkemizin çağı yakalayan, daha demokratik bir sistemle yönetilmesi ise, o zaman bu tarz soyut ve ideolojik sistem tartışmalar yerine,  parti içi demokrasi, seçim ve siyasi partiler kanunu, ekonomik gelişme düzeyi, gelir dağılımındaki denge, istihdamın arttırılması  gibi daha somut konuların tartışılması  ve bunların çözümüne yönelik düzenlemelerin yapılması, ülkemiz adına çok daha faydalı olacaktır.

Ayrıca,  hem  meclisteki diğer partilerin başkanlık sistemine sıcak bakmamaları,  hem de şu andaki sistemin melez bir yarı başkanlık sistemi olması nedeniyle,  yeni anayasada başkanlık sisteminden ziyade,   yarı başkanlık sistemine yönelik düzenlemelere yer verilme  ihtimali, daha   güçlüdür.

Yarı Başkanlık sistemi, her iki sistemin bazı unsurlarını barındıran karma bir modeldir. Bu sistem halkça seçilen ve önemli anayasal yetkilere sahip olan bir Cumhurbaşkanı’nın bulunması açısından başkanlık sistemine, meclise siyaseten sorumlu bir bakanlar kurulunun varlığı bakımından da parlamenter sisteme benzemektedir.

Bu sistemde özellikle  başkanla, başbakanın karşıt siyasal eğilimlere sahip olmaları halinde,  siyasi kriz çıkma ve kilitlenme  ihtimali bir hayli yüksektir. Fransa’da dahi, iki defa  böyle  krizler yaşanmış,  ancak başkanların, kendilerini ikinci plana çekme büyüklüğünü göstermeleri ve  ülkede var olan  uzlaşı kültürü  sayesinde, ciddi boyutlara ulaşmadan atlatılabilmiştir. Ancak  bizim gibi uzlaşı ve demokrasi kültürü fazla gelişmemiş ülkelerde ise,  bu tarz kilitlenmelerin   çözümünü, tamamen başkan ya da başbakanın  inisiyatifine bırakmak gibi bir tehlike, nasıl  göze alınabilir?

Aslında kuvvetler ayrılığından rahatsızlığını pek çok durumda dile getiren iktidar için, sert kuvvetler ayrılığı getiren başkanlık sistemi, amaçlarını gerçekleştirme konusunda, pek de iyi bir seçenek değildir.  Herhalde buradaki temel amaç tabiri caizse “ölümü gösterip, sıtmaya razı etmektir.  Çünkü pek çok kişinin, başkanlık sistemine göre daha makul bir sistem olarak  gördüğü yarı başkanlık sistemi ;  başkanla meclis çoğunluğunun aynı siyasi eğilimde oldukları taktirde başkanlık sistemine, ayrı siyasal eğilimde oldukları taktirde ise, parlamenter sisteme benzemektedir.  O zaman taktir edersiniz ki; mevcut düzende Başbakan Erdoğan köşke çıktığı zaman,  en azından belli bir süre için zaten   otomatik olarak yarı başkanlık sistemi de,  başkanlık sistemine dönüşecektir.   Bu durumda, iktidarın  keskin bir kuvvetler ayrılığı getiren  başkanlık sistemi konusundaki  bu ısrarı, belki de bir nevi, diğer partileri ve halkı  sadece yarı başkanlık sistemine razı etme taktiği  olabilir.

 Sonuç olarak;  siyasi kültürümüze ve kurumlarımıza uygun parlamenter sistemin, eksikliklerinin ve yanlışlarının düzeltilip daha da güçlendirilmesi imkanı varken, sözde hükümet istikrarını korumak ve ileri demokrasi için kökten bir sistem değişikliği yapmak,  ülkemizin tehlikeli ve sonu bilinmez yeni  maceralara sürüklenmesine neden olacaktır.

Ancak herkesçe bilinmelidir ki;   ideolojik hesaplarla, Türkiye Cumhuriyeti’nin hükümet sistemini  siyasi kriz ve tıkanmalara açık hale getirmeye   hiç kimsenin hakkı yoktur.

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 15257 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YORUMLAR
Toplam 19 yorum var, 5 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Misafir 14 Temmuz 2013 Pazar 17:28

Hükümet sisteminin bile değiştirlmek istendiği böylesine bir dönemde, söyleyebilecek hiç bir sözü olmayanlar, lütfen sadece yorum yapmak için yorum yapmasın. D.Deniz

Yorumu oyla      8      0  
Misafir 11 Temmuz 2013 Perşembe 12:14

Önce başlık yazmayı öğrenin sonra yorum yazın sn yazar.

Yorumu oyla      0      4  
Misafir 4 Haziran 2013 Salı 18:15

Allah akil fikir versin ulusalci gecinen acinacak zavallilara.Bu ülke faiz ödedigi müddetce finans cevreleri tefeciler tarafin dan hep el üstün de tutulmustur.Ne zaman faiz ödeme dönemi bitti anarsik oratm yaratilarak ülkemiz de buhran ortami yaratilmak isteniyor.Yazinin hic bir yerin de nundan bahis etmemissiniz.Bu ülke artik sermaye dükkalarinin ülkesi degil bunu anladiginiz taktirde nir arpa boyu yol gitmis sayacagim sizi.Y.S.Koca Türk

Yorumu oyla      0      5  
Misafir 3 Haziran 2013 Pazartesi 15:26

Geleneksel sol görüş öngörüleri.At gözlüğü takmış gidiyorsunuz ama nereye belli değil. 11 yılda yapılanlara bakmak yerine çok ileri görüşlü olarak gelecek senaryoları yapıyorsunuz tebrikler.Adnan Menderes hükümetinden sonra gelen en güçlü hatta daha güçlü bir hükümetten bahsettiğinizin farkındamısınız bilmem. Ama sizin yaptığınız sadece kovana çomak sokmak.Bakalım zararı kime olacak.

Yorumu oyla      3      4  
Misafir 31 Mayıs 2013 Cuma 19:43

Biat kültürüyle yetiştirilen iktidara her zaman boyuneğecektir. Unutulmamalı ki bu AK Parti iktidarı11 yıldır sürüyor. Başkanlık tartışmasının yapılması bence milli içki ayran tartışmasından farksız bir gündem gizlemedir. Yazınızda ki ayrıntılar ve bilgi için de ayrıca teşekkürler. Yeşim Ertan

Yorumu oyla      0      1  
tusas, banner, reklam,
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
Yenilenecek seçimlerde kazanan değişir mi?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
fransa
yunanistan
DEAŞ
1. Lig
İsveç
Murat Yıldırım
TV8
Ankara
Devlet Bahçeli