E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Sibel Kızılkaya İtkü

Sömürü Düzeni
3 Kasım 2014 Pazartesi

Çok değil,  bundan sadece altı ay önce, 301 madencinin göz göre göre ölüme gittiği Soma faciasında yaşanan büyük ihmaller silsilesini, var olan sömürü düzenini,  denetimlerdeki eksikliği, sistem değişmedikçe bu ve benzeri olayların kaçınılmaz olduğu gerçeğini, aklıselim pek çok kesim,  tıpkı bugün de olduğu gibi günlerce dile getirmişti.
             Ancak gel gör ki iktidarın, sermayenin maliyetlerini, dolayısıyla kâr marjını düşünerek, iki ileri bir geri taktiğiyle yaptığı düzenlemeler beklenen sonucu vermemiş ve neticede bu kez de Karaman Ermenek’te 18 maden işçisinin, üstelik sular altında(!) kalmasına engel olunamamıştır. Bu olaydan birkaç gün sonra Amasra Bartın’da 3 işçinin daha göçük altında kalması ise artık bu konuda devletin sistemi bir kenara bırakarak, radikal önlemler almasını elzem haline getirmiştir. Zaten vatandaşının can güvenliğini her türlü menfaatin, kâr hesaplarının üstünde tutmak, devlet olma bilincinin de bir gereği değil midir?
          Nedense her facia bağıra bağıra “geliyorum” demiş olmasına rağmen, yetkililer tarafından görmezden gelinmiştir. Şöyle ki; Soma faciası öncesi madende zehirli gaz çıkışı olmasına, Ermenek’te önceden üç defa madeni su basmış olmasına rağmen, olası bu tehlikelerin tekrar yaşanmasına mani olacak hiçbir önlem alınmamıştır. Ayrıca Soma katliamından önce Maden Mühendisleri Odası, Ermenek faciasından önce de TEMA Vakfı,  geliyorum diyen tehlikeyi raporlarla tespit ederek gerekli uyarıları yapmışlar ancak yine göz göre göre gelen felaketi tersine çevirecek hiçbir adım atılmamıştır.
         Bilhassa TEMA Vakfı’nın bir yıl önce Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na sunduğu raporda “Konya kapalı havzadır. Linyit madeni yapılırsa yeraltı suyu basar” raporu bu kadar açıkken, bu konudaki hiçbir mazeretin kabulüne imkân var mıdır? Ya da tüm bu ihmaller silsilesine kaza, kader demek veya bu kazaların işin doğasında olduğunu savunmak 21. yüzyılda akıl ve bilimden yararlanarak gerekli önlemleri almayan, vatandaşın can güvenliğini düşünmeyen böylesi kaderci bir zihniyeti kabul etmek mümkün müdür?
         Soma faciasından sonra, torba yasayla madencilerin şartların iyileştirilmesiyle ilgili getirilen düzenlemeler karşısında; maden patronları önce, “bu maliyetlerle üretim yapamayız” diye işleri durdurmuşlar, sonra işlerine devam etseler de, bu kez de maliyet artışları nedeniyle zararlarını telafi etmek için, işçilere eskisinden daha da kötü şartlar sunmuşlardır. Bu düzen içinde başka çaresi olmayan, sadece ekmek parasının derdinde olan maden işçileri ise, bu koşulları dahi kabul edip, yeniden işlerinin başına dönmüşlerdir.  
        Görüldüğü üzere, sadece yasa çıkarmakla işçinin çalışma koşullarının düzelmesi mümkün değildir.  Çünkü burada esas sorun, sisteme dairdir. Sistemin bu yanlışlarını düzeltmek ise vatandaşının can güvenliğini her şeyin üzerinde tutması gereken devlete düşmektedir. Zira en güçlü, en caydırıcı yasanın dahi, onu destekleyen bir sistem oturtulmadığı sürece uygulanması mümkün değildir.
                  Aslında madenlerimizde sık sık yaşanan bu facialar, Türkiye’de yıllardır uygulanan ve bu iktidar ile daha da hız kazanan, kâr hırsını her şeyin üzerinde tutan özelleştirme ve taşeronlaşma politikalarının bir sonucudur. Bu nedenle çözümün, en azından madencilik gibi tehlikeli işkollarında, kamu işletmeciliği olduğu yadsınamaz tek gerçektir.  Çünkü devletin, kârı ön planda tutup, işçi güvenliğini ikinci sıraya koyması söz konusu olamayacağı gibi,  ne işçi ücretlerini ne de güvenlik tedbirlerini gider olarak görmesi de mümkündür. Dolayısıyla, en azından böylesi iş kollarında özelleştirmeye artık bir son verilmesi, rödovans ve taşeronlaşmaya geçit verilmemesi, vatandaşının can güvenliği açısından son derece önemli olduğu gibi, devlet olmanın da bir gereğidir.
                Şu anda rödovans usulüyle özelleştirilen madenlerde, devlet, kamuya ait olan madeni özel sektöre, ne üretirse üretsin satın alma garantisiyle kiraya vermiş, işletmeci de kârını arttırmak için, başta işçi güvenliği tedbirleri olmak üzere her türlü maliyeti düşürerek, sadece kârını arttırmaya odaklanmıştır. Tabi ki bir de buna, gereği gibi yapılmayan denetimler ya da bağımsızlığı sağlanmayan denetmenler veya yapılsa da tespit edilen eksikliklerin giderilip giderilmediği sonradan kontrol edilmeyen bir sistem eklenince, işçi güvenliği ikinci plana itilmiştir. Neticede Soma’dan alınmayan ders, Ermenek ile Bartın ile tekrar tekrar karşımıza çıkmıştır.
              Dolayısıyla madenleri sermayenin insafına terk ederek, kârın sürekliliğini ön plana alan, işçi güvenliği ile ilgili gerekli tedbirleri almayarak etkili yaptırımlar uygulamayan, sendikal örgütlenmenin önündeki engelleri kaldırmayan iktidarda, en az maden patronları kadar sorumludur. Zaten muhalefet değil, icra makamında bulunan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in  “Bu acı çekilecek gibi değil.  Ocağı kapatmak istediğimizde 50 kişiyi devreye sokuyorlar. Sorumluluk hepimizde” diyerek bulunduğu itirafta, bunun en acı biçimde göstergesi değil midir?
 

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 15860 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Kuşatılmış yargı
10/20/2014
IŞİD Terörü ve Türkiye
10/9/2014
İnsani Yardım mı Yoksa Güvenlik Zaafiyeti mi?
9/23/2014
Eğitimde İdeolojik Dönüşüm...
9/11/2014
Hukuksuzluğun Yeni Adı; Teamül
8/26/2014
Bir Oy Deyip Geçmeyin
8/5/2014
Ulusal Çıkarlar ve Suriyeli Mülteciler
7/18/2014
Ya Cumhurbaşkanı, Ya Rejim!
7/4/2014
Dış Politikada Değişen Dengeler
6/18/2014
Özgürlüklere Sıkılan Biber Gazı!
6/8/2014
Zımnen Değiştirilen Hükümet Sistemi
5/29/2014
Fıtrat Değil, İhmal ve Sistem
5/20/2014
Çığlık Atmayı Bilmeyen Çocuklar!
5/7/2014
Süper Yetkili MİT!
4/20/2014
Seçim Oyunları
4/7/2014
Sandık Demokrasisi
3/25/2014
Gaflet Uykusundan Uyanmak!
3/17/2014
Can Çekişen Demokrasi
3/5/2014
Diktatoryal Rejimin Eşiğinde!
2/24/2014
SÖZDE DEMOKRATİKLEŞME ve MEDYA DENETİMİ
2/11/2014
Adaletin Tecellisi Umudu!
2/3/2014
YARGININ TASFİYESİ ve HSYK YASA TEKLİFİNDEKİ TUZAK
1/21/2014
Yargıda Başkanlık Sistemi!
1/13/2014
Algı Mühendisliği ve Bağımsız Yargı
1/3/2014
MEĞERSE HUKUK HERKESE LAZIMMIŞ!
12/24/2013
16 Adamızın İşgaline Neden Sessiz Kalıyoruz?
12/18/2013
Aydın İnsan ve Toplumsal Duyarlılık!
12/11/2013
Anayasa Mahkemesi Vakıf mı Kuruyor?
12/2/2013
İktidar Savaşlarına Kurban Edilen Dershaneler
11/20/2013
Demokrasi Tramvayından İnecek Var!
11/12/2013
Yeni Sistemle Mağdur Edilecek Milyonlar!
11/5/2013
Mustafa Kemaller 20 Yaşındadır!
10/28/2013
Toplum Vicdanında Balyoz
10/19/2013
Paketten Çözüm Süreci ve Yüzde 50 Çıktı!
10/3/2013
Cinsiyet Ayrımcılığı ve Kadın İstihdam Paketi
9/26/2013
Silahların Gölgesinde Demokratikleşme Paketi!
9/19/2013
Çocuk Gelinler
9/12/2013
Suriye Müdahalesinde Sıfır Öngörü Politikası
9/5/2013
Muhtemel Savaşın Ayak Sesleri
8/28/2013
Eğitim Sisteminde Çıkmaz!
8/22/2013
Yargı Bir Hesaplaşma Aracı Olabilir mi?
8/14/2013
Sansürsüz Basın ve Tek Adam Rejiminin Güçlendirilmesi
8/1/2013
Gerçek Demokrasi İçin; Şeffaf ve Güvenilir Bir Seçim Sistemi!
7/25/2013
Gezi'nin Faturası Üniversite Gençliğine Kesildi!
7/17/2013
Mısır'da Darbe Sonrası... Demokrasi İçin Laiklik!
7/10/2013
Gezi Gölgesinde Yabancı Petrol Lobisine Verilen Tavizler!
7/3/2013
Miadı Dolan Güç Siyaseti ve Dış Politikada Çifte Standart
6/25/2013
Gezi Müdahalesinin Asıl Sebebi, ABD'nin Suriye Kararı Olabilir mi?
6/18/2013
Katledilen Tarihi Emanet: Atatürk Orman Çiftliği!
6/11/2013
Türk Milleti "Ben Yaptım Oldu" Zihniyetine Dur Dedi!
6/5/2013
Sözde İleri Demokrasi İçin İllaki Hükümet Sistemi Değiştirilemli mi?
5/27/2013
Caydırıcılığı Olmayan Dış Politika ve Güvenlik Zaafiyeti
5/16/2013
İktidar Eliyle İmtiyaz ve Haksız Rekabet
5/12/2013
Eğitim Birliğine Büyük Darbe
5/5/2013
Bizim Kırmızı Çizgilerimiz Yok mu?
4/29/2013
YORUMLAR
Toplam 3 yorum var, 3 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

• İmlası çok bozuk,
• Büyük harfle yazılan,
• Habere değil yorumculara yönelik,
• Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
• Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
• Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Misafir 13 Kasım 2014 Perşembe 13:42

Bakalım sayın yorumcular ve sayın yazar sizin kaderiniz ne olacak.Sizler hep neden hükümete yükleniyorsunuz.Tamam hükümetin 1 hatası varsa işverenelerin 10 hatası+çalışanlarında hatası var. Diğerlerine neden yüklenmiyorsunuz. İnsanları korumak sadece devletin görevimi?Neden insanlık görevlerimizi unutuyorsunuz.Artik bencil birtoplum olduğumuzu kabuledin.Devlet heryere anında müdahale edemez.Devlete yardımcı olmak vatandaşlık görevidir.Siz aynı görüşü paylaşmadığınız içinbu yorumları yapıyorsunuz

Yorumu oyla      4      27  
Misafir 6 Kasım 2014 Perşembe 11:52

18 cana hala ulaşılamadı. Ama sorumlular halen koltuklarında oturmaya devam ediyorlar. Birde dediğiniz gibi muhalefet partisi gibi şikayet ediyorlar. Hiç mi sorumlulukları olduğunu düşünmüyorlar. 12 yıldır satılmadık kurum bırakmadılar. Kar hırsı herşeyin önüne geçti. Simdi o 18 işçinin hesabını kim verecek. Bir sonraki olaya kadar bu olayında mı üstü kapanacak. Pinar

Yorumu oyla      11      0  
Misafir 3 Kasım 2014 Pazartesi 17:48

Sorunu ve çözümünü ortaya koyan muhteşem bir yazı...tebrik ediyorum

Yorumu oyla      24      1  
KAZANAN
Beşiktaş Beşiktaş
KAYBEDEN
Kadın Hakları Kadın Hakları
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
Türkiye'nin Rus uçağını düşürmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Güncel
  •Siyaset
  •Medya
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Sağlık
  •Spor
  •Kültür
  •Aktüel
  •Güncel
  •Siyaset
  •Medya
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Sağlık
  •Spor
  •Kültür
  •Aktüel
•borsa istanbul
•İstanbul
•Gurbangulı Berdimuhamedov
•nato
•konya
•Tedavi
•IŞİD
•sınav stresi
•ütopya