E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Sibel Kızılkaya İtkü

Siyasi Hesaplara Kurban Edilen Yaşamlar!
5 Mayıs 2015 Salı

Bu zamana kadar alınan siyasi kararlarla ve yapılan yasal düzenlemelerle, yargının siyasallaştığından, hukuk devleti ilkesinin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi ve ideolojisinin yerle bir edildiğinden, topraklarımızın yabancı sermayeye açılıp haraç-mezat satıldığından, kentsel dönüşümün rantsal dönüşüme çevrildiğinden, anayasanın hemen her gün tekrar tekrar ihlal edildiğinden,  eğitim sistemimizin çökertildiğinden, 2010 anayasa değişikliği ile zımnen yarı başkanlık sistemine geçtiğimizden, dolayısıyla bizi biz yapan ne varsa her şeyin bir dönüşüme tabi tutulduğundan pek çok kez bahsettim. Devletin temel yapısı ve işleyişine yönelik tüm bu olumsuz değişikliklerin nelere yol açabileceğini, olabildiğince anlatmaya çalıştım.
        Ancak iktidarın bilimin gerçeklerini, insan sağlığını ve yaşamını hiçe sayarak, tamamen siyasi bir tercih neticesinde hayata geçirdiği Akkuyu Nükleer Santrali konusundaki düşüncelerimi açıklamak konusunda ise, inanın kelimeler kifayetsiz kalıyor.
     Nasıl bir siyasi ihtirasın, hiçbir kamu yararı olmayan aksine insan sağlığına ve hayatına mal olacak çok ciddi tehlikeleri bulunan böylesi bir projeyi hayata geçirme aymazlığını gösterebileceğini anlamakta, gerçekten güçlük çekiyorum. Üstelik her türlü ihmal ve tedbirsizliği “fıtrat” veya “işin doğası gereği” diye açıklayan kaderci bir zihniyete sahipken. Acaba olası bir nükleer kaza ya da sızıntıda mı, yine “işin doğası gereği” diye açıklanmaya çalışılacaktır. Ancak ne yazık ki böylesi bir durumda artık 300- 500 candan değil, milyonlarca hayattan bahsedilmek zorunda kalınacağı gibi,  bu durumun hiçbir biçimde telafisi de mümkün olmayacaktır.  
      Görünen o ki,  bugün de etkileri halen devam eden Çernobil ve Fukushima felaketleri, nükleer enerjinin yol açabileceği tehlikeleri görmek ve anlamak açısından, bu iktidar için yeterli olmamıştır. Bilhassa Karadeniz’de bu felaketler sonrası ortaya çıkan kanser oranındaki artış da, eminim tamamen tesadüftür!
       Bugün dünyanın en büyük ekonomileri arasında yer alan Almanya, Çin, Japonya ve Hindistan nükleer santrallerinin büyük bir kısmını kapatmış, hatta Almanya 2022 yılı sonuna kadar nükleer enerjiden tümüyle vazgeçilmesi konusunda karar almıştır. Ayrıca İtalya’da nükleer santral kurulması konusunu referanduma taşımış ve halkın yüzde 95’e yakını nükleere hayır demiş, yine İsviçre 2034 yılına kadar tüm nükleer santrallerini kapatacağını açıklamıştır.      
       Ancak dünyadaki tüm bu gelişmelere karşın, iktidar akıllara ziyan bir siyasi kararla, üstelik güneş, rüzgâr ve jeotermal gibi büyük yenilenebilir enerji kaynaklarına sahipken, dünyanın terk etmeye başladığı nükleer enerjiye yönelmiştir.  Elektrik kesintilerini denetleyemeyen, ne olduğunu anlayamayan, seçim zamanı kesintileri trafolara giren kedilerle açıklamaya çalışan iktidar,  bu kararı ile ülkemizin ve halkımızın geleceğini çok büyük bir tehlikeye atmıştır. Belki de iktidar, iflas eden dış politikadaki itibarını, nükleer bir güç olarak yeniden sağlama çabasındadır.  
      Her şey bir yana seçime bu kadar az bir zaman kalmışken, hatta sahte imza haberleriyle gündeme gelen ÇED raporunun iptali için açılmış davalar yargıda hala sürüyorken, ülke geleceğini ilgilendiren bu kadar büyük bir projenin yangından mal kaçırırcasına hayata geçirilmesi, bu kararın tamamen siyasi hesaplarla alındığının en açık göstergesi değil midir?  Oysa insan hayatını her şeyin üzerinde tutan  gerçek bir hukuk devletinde, böylesi büyük ve tehlikeli bir projeye ancak tüm pürüzler giderildikten sonra başlanması yoluna  gidilebilir ya da gidilmelidir.
             Enerji Bakanı Taner Yıldız Akkuyu Nükleer Santrali ile ilgili olarak;  “Türkiye’nin en güvenli binası yapılacak.” dese de kimsenin “işin doğası gereği” böyle bir garantiyi vermesi mümkün değildir. Nükleerde söylendiği gibi güvenli santral diye bir şey yoktur. Gerçekleşen kazalar hep teknolojik olarak üst sıralarda yer alan ülkelerde gerçekleşmiştir. ABD, Sovyetler Birliği, Japonya teknik gelişmişliklerine karşın bu kazaları önleyememiş, hatta ve hatta kendi ülke sınırlarının ötesinde zararlara neden olmasına bile engel olamamışlardır.
         İktidarın yerli yapım, yerli enerji gibi reklam kampanyasıyla halkı ikna çabası da hiçbir şekilde gerçekleri yansıtmamaktadır. Çünkü santralin yüzde 51 hissesine Ruslar sahip olacaktır. İktidarın çok sevdiği inşaat işi haricinde santralin nasıl yapılacağından, işletileceğine, atık imhasından işe alınacak elemanlara kadar söz hakkı tamamen Rusya’da olacaktır. Ayrıca santral büyük ölçüde ithal kaynaklarla kurulacağından kaynak ve kâr doğrudan yurt dışına transfer olacaktır.  Dolayısıyla Akkuyu bir devletin sınırları içinde, bir başka devlete ait olan ilk ve tek santral olacaktır
       Aslında nükleer enerji bir zorunluluk değil, tamamen bir siyasi tercihtir. Çünkü Akkuyu devreye girdiği takdirde Türkiye’nin elektrik ihtiyacının ancak yüzde 5 ya da 6’sı karşılanacaktır. Bunun yerine sadece elektrikteki kayıp-kaçak bedelinin önlenmesi bile, bu oranı haydi haydi karşılayacak, dolayısı ile ne   Akkuyu ne de Sinop nükleer santraline gerek olacaktır.
      Yine, bir tarım ülkesi olan ülkemizde bölgeye yayılan radyasyon ile birlikte ekonomisi tarıma dayalı bölgenin ürünlerinin artık radyasyonlu diye talep görmeyeceği, Rusları denetleyebilecek yeterlikte elemanımız olmadığı için Rusların arka planda neler yapacağını bilemeyeceğimiz gerçeği ve yine nükleer atıkların Rusya’ya nakledilirken oluşabilecek tehlikenin büyüklüğü de, ne yazık ki göz ardı edilmektedir.
      Tüm bunlardan anlaşılacağı üzere nükleer enerji,  temiz ve gerekli olmadığı gibi,  ucuz ve güvenli de değildir. Üstelik nükleer kaza demiyorum, sızıntı, hatta ve hatta santralden yükselecek toz bulutunun dahi, çevreye ve insanlara zararı çok ağır olacaktır. Kaldı ki ülkemiz güneş, rüzgâr, jeotermal gibi yenilenebilir temiz enerji kaynaklarına sahipken Türkiye’yi böylesi bir belaya sürüklemeye ve tehlikeye atmaya hiç kimsenin hakkı yoktur.

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 14424 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Seçim Savaşları!
22.4.2015
Demokrasi ile Kutsanan Diktatörlük!
8.4.2015
Güç ve Parmak Hesabı!
25.2.2015
Kayıp-Kaçak Adaletsizliği
10.2.2015
İnternete Sansür
28.1.2015
Kentsel Dönüşüm Aldatmacası
13.1.2015
Bilimsel Eğitimin Ön Koşulu: Laiklik!
30.12.2014
İlk Makul Şüphe Operasyonu
16.12.2014
Kadın Erkek Eşitliğinde Haremlik-Selamlık!
2.12.2014
Demokrasi Maskesi ile Çıkartılan Paketler!
18.11.2014
Sömürü Düzeni
3.11.2014
Kuşatılmış yargı
20.10.2014
IŞİD Terörü ve Türkiye
9.10.2014
İnsani Yardım mı Yoksa Güvenlik Zaafiyeti mi?
23.9.2014
Eğitimde İdeolojik Dönüşüm...
11.9.2014
Hukuksuzluğun Yeni Adı; Teamül
26.8.2014
Bir Oy Deyip Geçmeyin
5.8.2014
Ulusal Çıkarlar ve Suriyeli Mülteciler
18.7.2014
Ya Cumhurbaşkanı, Ya Rejim!
4.7.2014
Dış Politikada Değişen Dengeler
18.6.2014
Özgürlüklere Sıkılan Biber Gazı!
8.6.2014
Zımnen Değiştirilen Hükümet Sistemi
29.5.2014
Fıtrat Değil, İhmal ve Sistem
20.5.2014
Çığlık Atmayı Bilmeyen Çocuklar!
7.5.2014
Süper Yetkili MİT!
20.4.2014
Seçim Oyunları
7.4.2014
Sandık Demokrasisi
25.3.2014
Gaflet Uykusundan Uyanmak!
17.3.2014
Can Çekişen Demokrasi
5.3.2014
Diktatoryal Rejimin Eşiğinde!
24.2.2014
SÖZDE DEMOKRATİKLEŞME ve MEDYA DENETİMİ
11.2.2014
Adaletin Tecellisi Umudu!
3.2.2014
YARGININ TASFİYESİ ve HSYK YASA TEKLİFİNDEKİ TUZAK
21.1.2014
Yargıda Başkanlık Sistemi!
13.1.2014
Algı Mühendisliği ve Bağımsız Yargı
3.1.2014
MEĞERSE HUKUK HERKESE LAZIMMIŞ!
24.12.2013
16 Adamızın İşgaline Neden Sessiz Kalıyoruz?
18.12.2013
Aydın İnsan ve Toplumsal Duyarlılık!
11.12.2013
Anayasa Mahkemesi Vakıf mı Kuruyor?
2.12.2013
İktidar Savaşlarına Kurban Edilen Dershaneler
20.11.2013
Demokrasi Tramvayından İnecek Var!
12.11.2013
Yeni Sistemle Mağdur Edilecek Milyonlar!
5.11.2013
Mustafa Kemaller 20 Yaşındadır!
28.10.2013
Toplum Vicdanında Balyoz
19.10.2013
Paketten Çözüm Süreci ve Yüzde 50 Çıktı!
3.10.2013
Cinsiyet Ayrımcılığı ve Kadın İstihdam Paketi
26.9.2013
Silahların Gölgesinde Demokratikleşme Paketi!
19.9.2013
Çocuk Gelinler
12.9.2013
Suriye Müdahalesinde Sıfır Öngörü Politikası
5.9.2013
Muhtemel Savaşın Ayak Sesleri
28.8.2013
Eğitim Sisteminde Çıkmaz!
22.8.2013
Yargı Bir Hesaplaşma Aracı Olabilir mi?
14.8.2013
Sansürsüz Basın ve Tek Adam Rejiminin Güçlendirilmesi
1.8.2013
Gerçek Demokrasi İçin; Şeffaf ve Güvenilir Bir Seçim Sistemi!
25.7.2013
Gezi'nin Faturası Üniversite Gençliğine Kesildi!
17.7.2013
Mısır'da Darbe Sonrası... Demokrasi İçin Laiklik!
10.7.2013
Gezi Gölgesinde Yabancı Petrol Lobisine Verilen Tavizler!
3.7.2013
Miadı Dolan Güç Siyaseti ve Dış Politikada Çifte Standart
25.6.2013
Gezi Müdahalesinin Asıl Sebebi, ABD'nin Suriye Kararı Olabilir mi?
18.6.2013
Katledilen Tarihi Emanet: Atatürk Orman Çiftliği!
11.6.2013
Türk Milleti "Ben Yaptım Oldu" Zihniyetine Dur Dedi!
5.6.2013
Sözde İleri Demokrasi İçin İllaki Hükümet Sistemi Değiştirilemli mi?
27.5.2013
Caydırıcılığı Olmayan Dış Politika ve Güvenlik Zaafiyeti
16.5.2013
İktidar Eliyle İmtiyaz ve Haksız Rekabet
12.5.2013
Eğitim Birliğine Büyük Darbe
5.5.2013
Bizim Kırmızı Çizgilerimiz Yok mu?
29.4.2013
YORUMLAR
Toplam 5 yorum var, 5 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

• İmlası çok bozuk,
• Büyük harfle yazılan,
• Habere değil yorumculara yönelik,
• Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
• Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
• Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Misafir 11 Mayıs 2015 Pazartesi 14:41

Siz de şeytana biat ettiniz heralde. Veyahutta idrak yollarınızda tıkanma var

Yorumu oyla      0      2  
Misafir 9 Mayıs 2015 Cumartesi 13:48

12.33 Biat dedikleri tam da bu olsa gerek. İnsanların beynini uyuşturup, gözlerini kör ediyorlar. Allah acil şifalar versin!

Yorumu oyla      2      0  
Misafir 9 Mayıs 2015 Cumartesi 12:33

Kusura bakmayın düşünme yetimi kaybetmişim ne okuyacağımıda bilmiyorum ve gözümde de mikrop var. Yol gösterirseniz sevinirim

Yorumu oyla      0      0  
Misafir 7 Mayıs 2015 Perşembe 15:42

13.35 Yorumcu arkadaş: bu nasıl bir anlayış nasıl bir teslimiyet duygusu, anlamıyorum. Biraz dünya görüşü olan, çocuklarının geleceğini düşünen dünyadan haberdar olan hangi insan nükleer santralleri savunabilir gerçekten inanılır gibi değil. Hadi onlar rant peşinde. Peki siz neyin peşindesinizi? Artık biraz gözünüzü açın, biraz okuyun ve düşünün

Yorumu oyla      10      0  
Misafir 7 Mayıs 2015 Perşembe 13:35

Tam bir madur edebiyatı. Memleketi ne kadar da düşünüyorsunuz. Elektiriğin nerdeyse yarısı veya fazlasının doğalgazla üretildiği bir ülkede halen nasıl böyle projelere karşı çıkıyorsunuz anlamadım. Hem gaz pahalı dersiniz hemde alternatiflere karşı çıkarsınız. Başka bir proje yapılsaydı onada karşı çıkacaktınız. Yani sizin bu işinizin tabiaatında var bu. Kader yapacak bişey yok. Muhalefette kalmanın ezikliği sadece. Siz Allah muhafaza savaş çıksa demek ki askerlerimiz ölmesin hemen teslim olalım

Yorumu oyla      0      13  
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
Türkiye'nin Rus uçağını düşürmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Medya
  •Güncel
  •Siyaset
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Teknoloji
  •Sağlık
  •Spor
  •Kültür
  •Güncel
  •Siyaset
  •Medya
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Sağlık
  •Spor
  •Kültür
  •Aktüel
  •Güncel
  •Aktüel
  •Kültür
  •Spor
  •Sağlık
  •Dünya
  •Ekonomi
  •Medya
  •Siyaset
•Club Brugge
•Torku Konyaspor
•big ben
•Yükseköğretime Geçiş Sınavı
•İlker İnanoğlu
•Emre Belözoğlu
•Tarsus
•ROMA
•Joe Hart