E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Sibel Kızılkaya İtkü

Pragmatik Stratejiler
21 Eylül 2015 Pazartesi

12 Eylül’de gerçekleştirilen ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damgasını vurduğu AKP kongresi, Anayasa’nın üzerinde fiili bir gücün varlığını, artık hiçbir kılıfa büründürme gereği bile duymadan alenen gözler önüne sermiştir. 
         Kaldı ki yargının, yasamanın ve yürütmenin tek kişinin elinde toplandığı, neredeyse tüm kanunların ihtiyaca göre yine tek bir kişinin kararıyla çıkarıldığı, Anayasa Mahkemesi kararlarının hiçe sayıldığı, Cumhurbaşkanı’nın Anayasa gereği olması gereken tarafsızlığını bir kenara bırakarak partisi için oy istediği bir düzende, Cumhurbaşkanı’nın gölgesinde yapılan bir parti kongresi eminim kimseyi şaşırtmamıştır.
           Yunan siyaset bilimci Poulantzas’ın;  “demokrasiden otokrasiye geçiş, öyle sakin bir gökyüzünde birdenbire kopan bir sağanak gibi değil, bir sürecin sonunda ve topluma yavaş yavaş nüfuz ederek, toplumu ve kurumları sessizce sindirerek, dönüştürerek ortaya çıkar" sözleri de, bu dönüşümün aşamalarını göstermesi açısından oldukça anlamlıdır.
       7 Haziran seçimlerinden bu yana hemen herkesten: “Ne değişti de çözüm masası devrildi” sorusunu duymaktayız. Aslında PKK terör örgütü, ortaya çıktığı ilk günden bu yana Türkiye, Irak, Suriye ve İran topraklarında bağımsız bir Kürdistan devleti kurmak istediğini hemen her durumda belirtmiştir. Ayrıca süreç boyunca hedeflerinden vazgeçtikleri hususunda da bu cenahtan hiçbir açıklama gelmemiştir.  O halde bizden istediklerinin Anayasa’nın değişmez maddelerinin by-pass edilerek, üniter devlet yapımızın federal yapıya dönüştürülmesi olduğu açık değil midir?
      Dolayısıyla “Demokratik çözüm” adı altında ülkenin birlik-beraberliği ve üniter devlet yapımız, bir yerde ülkeyi yönetenlerin kendi kişisel beklentileri uğruna feda edilmiştir. Zira Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 16 Eylül’de yaptığı açıklamada; çözüm sürecini buzdolabından dolaba terfi ettirmesi, üstelik “olumlu gelişmeleri yakaladığımız zaman kaldığı yerden neden devam etmesin” sözleri çözüm sürecinin gelişen yeni durumlara ve ihtiyaca göre her an yeniden başlayabileceğini de göstermektedir.
      Açıkça görüldüğü üzere pragmatik politikalar izlemekte son derece kıvrak olan AKP, 2007’de terörle mücadelede strateji değişikliğine giderek terörle müzakereye başlamış ve Kürtlere yönelik daha ılımlı bir söylem tutturmuş,  bunun karşılığında da seçimlerde en yüksek oy oranlarını Kürtlerin yoğun olduğu illerde alarak amacına ulaşmıştır. Ancak 7 Haziran seçimleri sonrası artık Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Kürtlerden oy alma ihtimalinin mümkün olmadığını anladığından, çözüm masasını devirmiş ve bu kez de yönünü milliyetçi oylara çevirmiştir.
            Son günlerde üst üste ilan edilen özel güvenlik bölgeleri, sokağa çıkma yasağı gibi durumların varlığı nedeniyle, 1 Kasım seçimlerinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da seçime katılımın düşük olması kuvvetle muhtemeldir. Bu durumunda AKP’nin işine yarayacağı son derece aşikârdır. AKP her ne kadar kendisine bu bölgeden oy gelmeyeceğini bilse de, seçimlere katılımın düşük olması halinin HDP’nin oylarını düşüreceği hesaplarını da büyük ihtimalle yapıyordur. Buna bir de CHP’den HDP’ye giden oyların bir kısmının geri dönmesi ihtimali eklenirse,   AKP’nin düşüşte olduğunu gösteren tüm seçim anketlerine rağmen, halen HDP’yi baraj altında bırakmak gibi bir ümitlerinin canlılığını koruduğu açıktır. 
         Hatta seçimlerin gerçekleşeceği 1 Kasım öncesi dört günlük bir tatilin olması ve bu tatili de genelde AKP karşıtlarının kullanmaya elverişli olmaları, seçim tarihinin bile yine bir stratejinin ürünü olarak belirlenmiş olabileceğini düşündürmektedir. Çünkü bilinmektedir ki kullanılmayan her oy AKP’nin hanesine yazılacaktır.  Aslında bir yandan "AK Parti tek başına iktidar olmasın" diye veryansın ederken, diğer taraftan da sandığa gitmeyerek iktidarı altın tepsi içinde AKP’ye sunmanın anlaşılabilir bir tarafı da bulunmamaktadır.
           Dolayısıyla 1 Kasım seçimlerinde,   seçim güvenliği sağlanamaz ve seçimlerin üzerine gölge düşürülürse, büyük ihtimalle 1 Kasım sonrası büyük siyasal ve toplumsal çalkantılara gebedir. Ancak ülkemizin, bir yandan terör ve ekonomik sorunlarla uğraşırken, diğer taraftan da siyasi krizleri kaldırabilecek gücü artık kalmamıştır.
 

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 18668 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Artık Yeter!
8.9.2015
Çare Sizsiniz!
25.8.2015
Oyun İçinde Oyun!
12.8.2015
Çark Eden Suriye Politikası
28.7.2015
Çözümsüzlük Stratejisi!
14.7.2015
Sağduyu ve Suriye Çıkmazı
30.6.2015
Meclis Aritmetiği
12.6.2015
Tek Yol, Sandık!
16.5.2015
Siyasi Hesaplara Kurban Edilen Yaşamlar!
5.5.2015
Seçim Savaşları!
22.4.2015
Demokrasi ile Kutsanan Diktatörlük!
8.4.2015
Güç ve Parmak Hesabı!
25.2.2015
Kayıp-Kaçak Adaletsizliği
10.2.2015
İnternete Sansür
28.1.2015
Kentsel Dönüşüm Aldatmacası
13.1.2015
Bilimsel Eğitimin Ön Koşulu: Laiklik!
30.12.2014
İlk Makul Şüphe Operasyonu
16.12.2014
Kadın Erkek Eşitliğinde Haremlik-Selamlık!
2.12.2014
Demokrasi Maskesi ile Çıkartılan Paketler!
18.11.2014
Sömürü Düzeni
3.11.2014
Kuşatılmış yargı
20.10.2014
IŞİD Terörü ve Türkiye
9.10.2014
İnsani Yardım mı Yoksa Güvenlik Zaafiyeti mi?
23.9.2014
Eğitimde İdeolojik Dönüşüm...
11.9.2014
Hukuksuzluğun Yeni Adı; Teamül
26.8.2014
Bir Oy Deyip Geçmeyin
5.8.2014
Ulusal Çıkarlar ve Suriyeli Mülteciler
18.7.2014
Ya Cumhurbaşkanı, Ya Rejim!
4.7.2014
Dış Politikada Değişen Dengeler
18.6.2014
Özgürlüklere Sıkılan Biber Gazı!
8.6.2014
Zımnen Değiştirilen Hükümet Sistemi
29.5.2014
Fıtrat Değil, İhmal ve Sistem
20.5.2014
Çığlık Atmayı Bilmeyen Çocuklar!
7.5.2014
Süper Yetkili MİT!
20.4.2014
Seçim Oyunları
7.4.2014
Sandık Demokrasisi
25.3.2014
Gaflet Uykusundan Uyanmak!
17.3.2014
Can Çekişen Demokrasi
5.3.2014
Diktatoryal Rejimin Eşiğinde!
24.2.2014
SÖZDE DEMOKRATİKLEŞME ve MEDYA DENETİMİ
11.2.2014
Adaletin Tecellisi Umudu!
3.2.2014
YARGININ TASFİYESİ ve HSYK YASA TEKLİFİNDEKİ TUZAK
21.1.2014
Yargıda Başkanlık Sistemi!
13.1.2014
Algı Mühendisliği ve Bağımsız Yargı
3.1.2014
MEĞERSE HUKUK HERKESE LAZIMMIŞ!
24.12.2013
16 Adamızın İşgaline Neden Sessiz Kalıyoruz?
18.12.2013
Aydın İnsan ve Toplumsal Duyarlılık!
11.12.2013
Anayasa Mahkemesi Vakıf mı Kuruyor?
2.12.2013
İktidar Savaşlarına Kurban Edilen Dershaneler
20.11.2013
Demokrasi Tramvayından İnecek Var!
12.11.2013
Yeni Sistemle Mağdur Edilecek Milyonlar!
5.11.2013
Mustafa Kemaller 20 Yaşındadır!
28.10.2013
Toplum Vicdanında Balyoz
19.10.2013
Paketten Çözüm Süreci ve Yüzde 50 Çıktı!
3.10.2013
Cinsiyet Ayrımcılığı ve Kadın İstihdam Paketi
26.9.2013
Silahların Gölgesinde Demokratikleşme Paketi!
19.9.2013
Çocuk Gelinler
12.9.2013
Suriye Müdahalesinde Sıfır Öngörü Politikası
5.9.2013
Muhtemel Savaşın Ayak Sesleri
28.8.2013
Eğitim Sisteminde Çıkmaz!
22.8.2013
Yargı Bir Hesaplaşma Aracı Olabilir mi?
14.8.2013
Sansürsüz Basın ve Tek Adam Rejiminin Güçlendirilmesi
1.8.2013
Gerçek Demokrasi İçin; Şeffaf ve Güvenilir Bir Seçim Sistemi!
25.7.2013
Gezi'nin Faturası Üniversite Gençliğine Kesildi!
17.7.2013
Mısır'da Darbe Sonrası... Demokrasi İçin Laiklik!
10.7.2013
Gezi Gölgesinde Yabancı Petrol Lobisine Verilen Tavizler!
3.7.2013
Miadı Dolan Güç Siyaseti ve Dış Politikada Çifte Standart
25.6.2013
Gezi Müdahalesinin Asıl Sebebi, ABD'nin Suriye Kararı Olabilir mi?
18.6.2013
Katledilen Tarihi Emanet: Atatürk Orman Çiftliği!
11.6.2013
Türk Milleti "Ben Yaptım Oldu" Zihniyetine Dur Dedi!
5.6.2013
Sözde İleri Demokrasi İçin İllaki Hükümet Sistemi Değiştirilemli mi?
27.5.2013
Caydırıcılığı Olmayan Dış Politika ve Güvenlik Zaafiyeti
16.5.2013
İktidar Eliyle İmtiyaz ve Haksız Rekabet
12.5.2013
Eğitim Birliğine Büyük Darbe
5.5.2013
Bizim Kırmızı Çizgilerimiz Yok mu?
29.4.2013
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

• İmlası çok bozuk,
• Büyük harfle yazılan,
• Habere değil yorumculara yönelik,
• Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
• Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
• Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Misafir 23 Eylül 2015 Çarşamba 11:53

Tekrar görüşmeler başlayabilirmiş ama ne pahasına. Bu millete sormadan yine mi kapalı kapılar ardında vatan topraklarında Kürdistan devleti kıurma pazarlıkları yapılacak. O hesapların 90 larda ülkede sönmeye yüz tutmuş terörü nasıl harladığını görmedikmi. Gerçi vatan bütünlüğü kimin umrunda. Çünkü önemli olan her ne olursa olsun iktidarda kalmak değilmi

Yorumu oyla      7      0  
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
Türkiye'nin Rus uçağını düşürmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Medya
  •Güncel
  •Siyaset
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Teknoloji
  •Sağlık
  •Spor
  •Kültür
  •Güncel
  •Siyaset
  •Medya
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Sağlık
  •Spor
  •Kültür
  •Aktüel
  •Güncel
  •Aktüel
  •Kültür
  •Spor
  •Sağlık
  •Dünya
  •Ekonomi
  •Medya
  •Siyaset
•bist
•ygs
•Serdar Ortaç
•Ukrayna
•passolig
•Sosyal Medya
•Okan Buruk
•Numan Kurtulmuş
•Slaven Bilic