E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Sibel Kızılkaya İtkü

Özgürlüklere Sıkılan Biber Gazı!
8 Haziran 2014 Pazar

“…özgür bir ülkede yasalara uymak koşuluyla hükümetlerin buyruklarını eleştirmek de, kınamak da doğrudur.  Özgürlük sınırları ne kadar geniş tutulursa, hükümet o ölçüde sağlam olur.” 
                Bu sözler Mustafa Kemal Atatürk tarafından bundan tam 91 yıl önce söylenmiş sözlerdir. Ancak bugün geldiğimiz noktada, eleştirilere ve protestolara gösterilen tahammülsüzlük neticesi güvenlik güçlerinin orantısız ve aşırı güç kullanımı, halen var olduğu iddia edilen özgürlüklerimizi ne yazık ki sorgulamamıza neden olmaktadır.
               Hâlbuki özgür ülkelerde hükümetler eleştirilir, yasalara uymak kaydıyla protestolar da yapılır.  Çünkü insan aklı özgür olmadıkça düşüncelerini rahatça ifade edemedikçe gerçek bir özgürlükten bahsedilemez. Eğer amaç; tek tip, düşünmeyen, hesap sormayan, eleştirmeyen, hakkını aramayan, demokrasinin sadece seçim zamanı sandığa gidip oy kullanmaktan ibaret olduğunu sanan bir korku toplumu yaratmaksa ya da demokrasi, temel hak ve özgürlükler gibi kavramların içini boşaltmaksa evet gidilen yol doğrudur.  Ancak uzun vadede bunun sonuçlarının demokrasimiz ve toplumumuz açısından son derece acı olabileceğinin de hesaba katılması gerekir.
               İktidar Gezi direnişinde takındığı sert tutumunun fevri bir refleks olmadığını Gezi’nin birinci yılında yineleyerek bir kez daha göstermiştir. Dolayısıyla iktidarın, polisin aşırı ve orantısız güç kullanımı neticesinde yaralanan, gözlerini kaybeden, hatta ve hatta hayatlarının baharında yaşamdan koparılan Ethem Sarısülük, Ali İhsan Korkmaz, Abdullah Cömert, Mehmet Ayvalıtaş, Medeni Yıldırım, Ahmet Atakan, Berkin Elvan ve son olarak da Uğur Kurt adlı vatandaşlarımızın ölümlerinden herhangi bir ders çıkarmamış olması, son derece üzücü olduğu kadar, korkutucudur da.  O kadar ki Başbakan Erdoğan’ın Gezi’nin yıldönümü yaklaşırken Okmeydanı’nda yaşanan provokasyondan sonra polislere vur emri verircesine, “Nasıl sabrediyorlar anlamıyorum” demesi ise gerçekten akıllara ziyan bir açıklama olmuştur.
               Peki, o halde protesto bir hak mıdır, yoksa suç mu? Bu tarz toplumsal olaylara gerçekten özgür batı toplumlarında nasıl tepki verilmektedir? Uluslararası hukukta böylesi durumlarda müdahalenin sınırları nelerdir?
               Her şeyden evvel Anayasamızın 34. mad. gereği “Herkes önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.” hükmüne rağmen ülkemizde gösteri hakkı bir yalana dönmüş, artık insanlar en basit bu anayasal haklarını dahi kullanamaz hale getirilmişlerdir.
              Bu konuda bilhassa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin “düşünce özgürlüğünün sadece olağan karşılanan zararsız ya da önemsiz görülen bilgiler ve düşüncelerin açıklanması açısından değil, ayrıca devlete ve topluma aykırı gelen onları rahatsız eden, şaşırtıcı ve endişe verici düşüncelerin açıklanması açısından da geçerli olduğu” yönündeki kararı son derece önemlidir. Kaldı ki bizde, bırakın artık aykırı düşüncelerin açıklanmasını, Soma’da 301 madencinin yaşanan ihmaller zinciri sonucu ölmesi bile kınanamayacak hale gelmiştir.
                   Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi biber gazı konusundaki ilk kararını, 2006 yılında Oya Ataman/Türkiye davasında vermiş ve kararda biber gazı kullanımında “orantılılık ve gereklilik” koşullarına bilhassa vurgu yapmıştır.
                    Ayrıca aynı kararda “bildirim şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle eylemcilere göz yaşartıcı gaz, fiziki kuvvet, cop ve biber gazı kullanılmasının kötü muamele ve işkence yasağını ihlal ettiği, dolayısıyla bir toplantı yasal olmasa dahi şiddet içermediği ve kamu düzenini bozmadığı sürece sırf bu nedenle müdahale edilemeyeceği bilhassa belirtilmiştir.
                   Yine bir başka kararda  “biber gazının kapalı alanlarda kullanılamayacağının açık alanlarda kullanıldığında dahi, gaza maruz kalan kişilerin derhal tıbbi yardıma ulaşabilmesi için gerekli şartların sağlanması gerektiği vurgulanmış, gazın kullanım koşullarının mutlaka ayrıntılı bir hukuki belge ile düzenlenmesi ve ilgili personelin eğitilmesi gerektiği” belirtilmiştir.  Gezi olaylarında biber gazının kapalı alanlara da sıkıldığı, tıbbi yardıma koşan doktorlar hakkında dahi soruşturma açıldığı düşünülecek olursa, bu kararın önemi daha iyi anlaşılacaktır.
                     Ayrıca, Yaşa / Türkiye davasında,  barışçıl olmayan bir gösteriyi dağıtmak amacıyla olsa bile, bir kişinin yüzüne doğru gaz fişeği kapsülü ateşlenmesi sonucu yaralanmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ihlali olduğu sonucuna varırken, bir başka kararda Türkiye’de aşırı güç kullanan kolluk görevlilerinin cezalandırılmadığı da belirtilmiştir.
                   Sonuç olarak uluslararası hukuk gereği bir toplumsal olayda zor kullanılması bizdekinin aksine istisna olup, bu yola başvurulması için başkaca hiç bir çarenin kalmamış olması gerekmektedir. Hatta bu durumda dahi ölümcül ve kalıcı hasarlar bırakan kimyasal bileşenler içermeyen gazların kullanılması gerekmektedir.
                    Dolayısıyla Türkiye’deki mevzuatın uluslararası standartları karşılamadığı açıkça ortadadır. Bu nedenle iktidarın bir an önce olayın vahametinin farkına vararak, bu konuda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının da dikkate alındığı detaylı bir kanuni düzenleme yapması, ülkedeki gerginliğin önlenmesi ve toplumsal uzlaşının sağlanması açısından son derece önemli olduğu gibi,  uluslararası alanda karşılaşabileceğimiz sorunları ortadan kaldırmak adına da oldukça gereklidir.  Aksi halde,  toplumsal öfkenin daha da arttığı,  özgürlüklerin tamamen hiçe sayıldığı bir polis devletine dönüşmemiz işten bile olmayacaktır.

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 13185 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Zımnen Değiştirilen Hükümet Sistemi
5/29/2014
Fıtrat Değil, İhmal ve Sistem
5/20/2014
Çığlık Atmayı Bilmeyen Çocuklar!
5/7/2014
Süper Yetkili MİT!
4/20/2014
Seçim Oyunları
4/7/2014
Sandık Demokrasisi
3/25/2014
Gaflet Uykusundan Uyanmak!
3/17/2014
Can Çekişen Demokrasi
3/5/2014
Diktatoryal Rejimin Eşiğinde!
2/24/2014
SÖZDE DEMOKRATİKLEŞME ve MEDYA DENETİMİ
2/11/2014
Adaletin Tecellisi Umudu!
2/3/2014
YARGININ TASFİYESİ ve HSYK YASA TEKLİFİNDEKİ TUZAK
1/21/2014
Yargıda Başkanlık Sistemi!
1/13/2014
Algı Mühendisliği ve Bağımsız Yargı
1/3/2014
MEĞERSE HUKUK HERKESE LAZIMMIŞ!
12/24/2013
16 Adamızın İşgaline Neden Sessiz Kalıyoruz?
12/18/2013
Aydın İnsan ve Toplumsal Duyarlılık!
12/11/2013
Anayasa Mahkemesi Vakıf mı Kuruyor?
12/2/2013
İktidar Savaşlarına Kurban Edilen Dershaneler
11/20/2013
Demokrasi Tramvayından İnecek Var!
11/12/2013
Yeni Sistemle Mağdur Edilecek Milyonlar!
11/5/2013
Mustafa Kemaller 20 Yaşındadır!
10/28/2013
Toplum Vicdanında Balyoz
10/19/2013
Paketten Çözüm Süreci ve Yüzde 50 Çıktı!
10/3/2013
Cinsiyet Ayrımcılığı ve Kadın İstihdam Paketi
9/26/2013
Silahların Gölgesinde Demokratikleşme Paketi!
9/19/2013
Çocuk Gelinler
9/12/2013
Suriye Müdahalesinde Sıfır Öngörü Politikası
9/5/2013
Muhtemel Savaşın Ayak Sesleri
8/28/2013
Eğitim Sisteminde Çıkmaz!
8/22/2013
Yargı Bir Hesaplaşma Aracı Olabilir mi?
8/14/2013
Sansürsüz Basın ve Tek Adam Rejiminin Güçlendirilmesi
8/1/2013
Gerçek Demokrasi İçin; Şeffaf ve Güvenilir Bir Seçim Sistemi!
7/25/2013
Gezi'nin Faturası Üniversite Gençliğine Kesildi!
7/17/2013
Mısır'da Darbe Sonrası... Demokrasi İçin Laiklik!
7/10/2013
Gezi Gölgesinde Yabancı Petrol Lobisine Verilen Tavizler!
7/3/2013
Miadı Dolan Güç Siyaseti ve Dış Politikada Çifte Standart
6/25/2013
Gezi Müdahalesinin Asıl Sebebi, ABD'nin Suriye Kararı Olabilir mi?
6/18/2013
Katledilen Tarihi Emanet: Atatürk Orman Çiftliği!
6/11/2013
Türk Milleti "Ben Yaptım Oldu" Zihniyetine Dur Dedi!
6/5/2013
Sözde İleri Demokrasi İçin İllaki Hükümet Sistemi Değiştirilemli mi?
5/27/2013
Caydırıcılığı Olmayan Dış Politika ve Güvenlik Zaafiyeti
5/16/2013
İktidar Eliyle İmtiyaz ve Haksız Rekabet
5/12/2013
Eğitim Birliğine Büyük Darbe
5/5/2013
Bizim Kırmızı Çizgilerimiz Yok mu?
4/29/2013
YORUMLAR
Toplam 5 yorum var, 5 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Misafir 19 Haziran 2014 Perşembe 02:19

Tüm bunların sebebi,insan hakları ihlalleri ve hukukun icra edilememesidir. Aşiret sistemiyle yönetilen koca bir devletin hali yürekler acısıdır.Eğitim berbat hale getirilmiş,YÖK üniversitenin anlamını ve içini boşaltmış,sivil toplum örgütleri yok edilmiş,kolluk güçleri sokak kabadayılığına dönüştürülmüştür. Ve saymakla bitmeyecek ucubelikler..Ülke elden gitmekte, yaşam şekli değişmekte,ahlaksızlığın, talanın ve vurgunun boyutları sansürle gizlenmektedir.Temizlik göreviyse, bize düşmekte.Hürryt

Yorumu oyla      0      0  
Misafir 10 Haziran 2014 Salı 21:31

Liseyi bitiren gençleri iki yıl eğitip ellerine tabanca verip polis yapıyoruz.Sonra üstüne polis nasıl sabrediyor anlamıyorum diyen başbakanımız çıkıyor.Ortamın kızışması lazım çünkü gerilimden besleniyor zat-ı muhterem.Sonuç bu gerilimlerin hepsi Çumhurbaşkalığına daha da yaklaştırıyor.Yani olan fakir fukaranın çocuğuna oluyor.Çankaya demek PKK ile danışıklı dövüş demek.PKK'ya kükrüyormuş gibi yapılıp milliyetçilerinde oyları kotarılır böylece.Yani PKK'nın ya dabaşkasının ortamıgermesilazımLAL

Yorumu oyla      8      0  
Misafir 9 Haziran 2014 Pazartesi 13:57

Sibel hanım herkesin yanlış olduğunu bilip de bir türlü hukuki olarak tespitini yspamadığı bir konu hakkında çok doğru bir değerlendirme yapmışsınız . Madem AB'ne girmek istiyoruz o halde AIHM' nin kararlarını neden dikkate almıyoruz. Yoksa amaç hiç bir zaman bu olmamış tıda bazı hedeflere ulaşmak için öyle gibimi yapılıyordu

Yorumu oyla      12      0  
Misafir 9 Haziran 2014 Pazartesi 12:40

Masum vatandaşın üzerine hastanelerin otellerin içine biber gazı sıkan, vatandaşın kafasını hedef alarak gözlerini kör eden, uyarı ateşi yerine yine direkt vatandaşa ateş ederek ölümüne sebep olan polisler ne kadar suçlu ise onlara bu konuda hiç bir sınır koymayan hatta teşvik eden, yüreklendiren AKP iktidarı da bir o kadar suçludur.

Yorumu oyla      10      1  
Misafir 9 Haziran 2014 Pazartesi 11:48

"Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla SINIRLANABİLİR. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir." Sn yazar bunları vede yapılan gösterilerin mali bilançosunuda yazsaydınız iyi olurdu. Sen çadırlarda misket biriktir molotof kokteyli yap devlet buyur desin

Yorumu oyla      1      3  
chp, banner, yerel seçim, 31 Mart,
tusas, banner, reklam,
chp, banner, yerel seçim, 31 Mart,
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
Yerel seçimlerde hangi parti sürprize imza atar



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
ÖSYM
Euroleague
şampiyonlar Ligi
hamza hamzaoğlu
NBA
Serdar Ortaç
sınav stresi
Volero
ölüm haberi