ÖZBENLİK
"Benimle yalnız kalamazsın çünkü benden bir tane yok!" derken haklılar galiba..
Karakter ucubeleri zaten nasihatten anlamaz , o yüzden sözlerime soru işaretinden yarımca bırakın!
Eğer ki düşünemediyseniz ısrarla düşünmeye devam ediniz!
Ve gelelim en cüretkâr soruya:
Gerçeklik bir simülasyon kader bir illüzyon ise özgür iradenizle tam olarak neyi değiştireceksiniz?
Ne de olsa "Aklını bilmediği konularda yoranların bildiği konu kalmaz!"
Ve "Seni ilgilendirmeyen şeyleri terket!"
Ne muazzam söz...
?Aslında insan çevresinin kendisine biçtiği kimliği taşır da farkında olmaz; aynada gördüğünün hakikatte hiçbir ağırlığı yoktur.
Tıpkı kitaptaki harflerin duygusal bir yükümlülüğü olmadığı gibi...
Hissettiğini var zanneden o kibirli kişilikleriniz sadece dışarıdan atfedilen manaları taşır.
Öyle olmasa idi cevabını veremediğiniz cümlelerin tam da sonundan başlardık...
Düşünsenize; siz gerçekten "varsanız", aynadaki o yansıyan kişi kim?
Bütün dünyanız yalnızca "tek" bir yansımanızdan ibaret olabilir mi?
Eğer yansımanız bu kadar geniş bir alana sahipse onun size gerçekten benzeme ihtimali nedir?
Dünyanız 360 derece dönen bir ayna ise siz "tek" başınıza tam olarak nerede yaşıyorsunuz?
Unutmayın ki; "Benzer olmayanlara eşit muameleden daha eşitsiz bir şey yoktur!"
?Zaman denen o akışta "Dün dediğini yarın unutanların dünyasında bugünü yaşamak; yalan söylemlerden bile daha kötüdür!"
Çünkü düne ulaşmaya kaç yarın varsa, yarın bugüne kadar dündür.
Oysa "Şimdi," hem en yakın hem de en uzak andır!"
Bir dakika sonraya bir dakika kadar süre vardır fakat bir saniye önceye hiç bir zaman birimi ulaşamaz!
Fizik zamanın aktığını söyler..Her "şimdi" bir öncekinden doğup bir sonrakine yol verir.
Fakat sizin o "şimdi"niz saf ve ele avuca sığmayan andır..
—Ne geçmişin gölgesi ne de geleceğin sisi, yalnızca var olan!
Çünkü zamanın gölgeleri gerçekliği asla kanıksayamaz...
Uyuduğunuz yerde "Uyandırın beni!" diye rüyanızdakilere seslenirseniz uyanma ihtimaliniz var mı sahiden?
Rüyanızdakiler ile dünyanızdakilerin tek ortak noktası aynı silüete sahip olmalarıdır...
Nasıl ki rüyanızdakilerin varlığı sizin uykunuza bağlıysa, dünyanızdakilerin yokluğu da hakikatinize bağlıdır!
?Kendisine doğru hızla yaklaştıkça aynı hızda kendinden uzaklaşan bir insan düşündünüz mü hiç?
Ya da hiçbir eylem gerçekleştirmedikçe kendisi de yavaşça yok olan bir insanı!?
Şimdi size asıl soru şu: "Zamanda "şimdi"ye kadar tam olarak nasıl geldiniz?!"
?Bu zihinsel girdabın ortasında kaliteli bir hayatın anahtarı aslında kimseyi kırmadığınız, üzmediğiniz o dilde gizlidir..
Mutlu ettiğiniz ve huzurla yaşattığınız insanların sayısını çoğaltınız. Nazik ve kibar olmaktan asla çekinmeyiniz..
Çünkü her insan istisnasız hayatın en güzel mükemmelliklerini sonsuza dek yaşamayı hak eder, yeter ki kendi eşsizliğine inansın...
Yarın yaşayacaklarınız bugünkü söylemlerinizin yanıtından başka bir şey değildir.
Sözün anlık temas etkisi sıfırdır ama etraflıca düşünürseniz tek bir kelimenizin bile zamanla nasıl çeliştiğine şahit olacaksınız...
Düşünce hızı ile madde hızı asla aynı dünyanın göstergesi olamaz...
Sizi aşağı çeken ve değerinizi düşüren insanlardan uzak durun...
Hayatınızı pozitif enerjiyle çevreleyin ve kendinize değer veren, sizi destekleyen dürüst insanlarla bağlar kurun.
Eziklik duygusunu üzerinize yıkmaya çalışanlara karşı uyanık olun ve her daim sağlıklı bir iletişim kurun...
?Çünkü hiç kimse parıldayan saf ışığa "her daim" bakamaz! Bu bir kabiliyet meselesidir ya da yürek çıkmazı... İnsanın dumura uğraması içten bile değil!
İstikrarlı düşünmek bir yapbozu parça parça birleştirip tamamlamaya benzer; bozmak da öylesine kolaydır oysa....
Bulmaca çözmeyen bir zihin zamanla kaçınılmaz olarak körelir. Hele ki farkındalığınız inişli çıkışlı duygu durumlarıyla örülüyse, o parıldayan gökyüzünde adeta bir "AURORA" meydana gelir..
?Unutmayın ki kalp yoluyla ulaşılan idrak ile fiziksel koşullara dayalı idrakin sahibi "bir" değildir!
Gökteki sebebi sakın yerde aramayın!
Kalp gözü, telepati ve sezgiyle fark ettiğiniz o derin hakikati fiziksellikten başka alet edevatı olmayan birine anlatmaya çalışmayın!! Böyle bir iletişim tarzı; "hebelehübele!" boyutundan öteye geçemeyecektir..
Çünkü her insanın donanımı aynı değildir...
Pahalı olunca zengin olmak sanrısı ile ulaşılmaz olunca yok olmak sanrısının o kısır paradoksuna sizler de kapılmayın...
Tıpkı kabirde olanları görünce yaşadığınızı zannettiğiniz gibi!
Yeterli bilgi donanımından yoksun olanlar sadece sohbet etmezler ayrıca boş konuşmaları da kaçınılmazdır.
Sezgi ise en anlaşılır rehberdir..Sezgilerinizi kullanın!
Birilerinin sayenizdeki uykusunu terketmeyin.
Yoksa ilk gözaçımına berrak kalırsınız!
İnat kale gibidir, yıkılmaz.
Umut güneş gibidir, doğar.
Sadakat kaya gibi sağlamdır.
Cesaret ateş gibidir, ısıtır.
Para tuzak gibidir bazen içinden çıkılmaz.
Dostluk ip gibidir koparsa tekrar bağlanır.
Hız fırtına gibidir, her şeyi altüst eder.
Hoşgörü bir ayna gibidir, yansıtır.
Günün 'Esra Süntar' sözü;
"Hayat; efektif sürrealist dinamiklerin geçişi, sadece...
De ki; özgün yapının pratiğinde estetik aramıyorum..Benimsenmiş olsa da ekolojik planlama, dayanıklılık sürecine ilişkin destek ile zamanda ilerleyemez..
Bariz nameler eder...
Gerek yok.
Çünkü; insan yaşanmışlığa özeniyor!"

