E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Sibel Kızılkaya İtkü

Mısır'da Darbe Sonrası... Demokrasi İçin Laiklik!
10 Temmuz 2013 Çarşamba

Gündem baş döndürücü bir hızla değişiyor. Daha dün tüm ülke   Gezi olaylarıyla meşgulken, bugün Mısır’ın bu noktaya nasıl geldiği, askeri darbeye neden olan faktörler,  günlerdir  tartışılmakta.

Ancak ne var ki, bundan dahi rahatsız olan belli bir kesim;   “Demokrasi sadece sandıktan ibaret değildir diye söze başlamak, peşinden hangi laf gelirse gelsin darbeye arka çıkmaktır” diyerek, her nedense yapılan bu tartışmalardan duydukları rahatsızlıkları, açıkça dile getiriyorlar.

Peki, askeri darbe yapmış bir ülkeyi bu sonuca götüren sebepleri  irdelemek, darbeye mahal veren  yanlışları ortaya döken yazarları, siyasetçileri  darbeye arka çıkmakla suçlamak,  ne derece doğru ve demokratiktir.  Ya da onların istediği gibi, darbenin sebeplerini tartışmadan, sadece demokrasiye verdiği zararlardan bahsetmek, olayları doğru analiz etmemize ne derece katkı sağlayacaktır?  Üstelik hem yapılacak yeni anayasa ile özgürlüklerin daha da arttırılmasından bahsederken,   sorgulayan zihinleri bu şekilde  yaftalamak,  demokrasi, ifade ve düşünce özgürlüğü ile de ne derece bağdaşır?

Darbelerin ülkelerin siyasal, sosyal ve ekonomik sorunlarına çözüm getirmediği, darbelerden sonra kurulan düzenlerinde gerçek anlamda demokrasiye geçişte zaman kaybına neden olduğu, insan haklarını  ve özgürlüklerini  sekteye uğrattığı  gerçeğini, Türkiye maalesef pek çok kez yaşayarak görmüştür.

İktidarın Gezi olaylarının başından itibaren hep söylediği gibi, seçimle gelen, evet seçimle gitmeli. Ama ya seçimle gelen, devlet gücünü dikta rejimi kurmak için kullandıysa ya da  adil bir seçim sisteminin uygulanmasının önünü tıkadıysa? 

Evet bir demokraside seçim pek  çok şey ifade eder. Ama her şeyi değil.  Bu nedenle demokrasiyi, sadece sandıkta iktidarın el değiştirmesi olarak görmek mümkün değildir. Başka bir deyişle, demokrasinin sürekliliği adına,  sandıktan çıkan kişi  ne kadar  oy alırsa alsın, çoğunluğu değil çoğulculuğu savunmalıdır.  Bunun içinde seçimlerden sonra  azınlıklarda  taleplerini   rahatça duyurabilmeli, onların istekleri de  yerine getirilmelidir 

Mursi’nin Dikta Rejimi

Mursi, Hüsnü Mübarek’i deviren halk ayaklanmasından sonra ordunun ve ABD’nin desteğiyle %51 oy alarak, seçimle  iktidara gelmişti. Gelinen süreçte; Mursi’nin  göreve gelir gelmez olası bir darbenin müsebbibi olarak gördüğü Mısır ordusu içinde tasfiyeye gitmesi,  kuvvetler ayrılığını, yargı bağımsızlığını hiçe sayması, seçimle geldiği halde zamanla otoriterleşmesi, iktidarını mutlaklaştırması, kendi karar ve icraatlarını yargı denetimi dışında tutması, kadınları siyasetten dışlaması,   ulusal mutabakat içermeyen azınlık oyları ile kabul edilen bir anayasayı alelacele yürürlüğe sokmaya çalışması, Sünni İslam’ı öne çıkartması, medyayı baskı altına alması,  yoksulluk ve işsizliğin artması  ve ayrıca   batının geliyorum diyen darbeye karşı sessizliği de, Mısır da gerçekleşen darbenin en önemli sebepleridir.

Hiç tartışmasız burada demokratik olan Mısır’ın bu sorunlarla sandıkta hesaplaşması, ordunun siyasete müdahaleden kaçınmasıydı. Ancak şunu da göz ardı etmemek gerekir ki, Mısır’da da yıkılan  bir demokrasi değil,  dikta rejimidir. Lakin  bir yanlışa karşı başka bir yanlışla karşılık vermekte,  onu doğru kılmaz.

Aslında Mursi, askerin darbe yapabileceğine gerçekten inanmış olsaydı, belki de vereceği bir seçim kararıyla askeri darbenin önüne geçebilirdi.  Çünkü sandık demokrasilerde her şey değilse de, demokrasinin  ilk adımı, emniyet sibobudur. Özellikle  böyle sancılı  dönemlerde seçim  sürecini  işletmek, son derece gerekli ve önemli olabilir. 

Gerçek demokrasi için laiklik şartı

Nedeni ne olursa olsun, Mısır’daki askeri darbe,   Siyasal İslam ile, demokrasinin birlikte yol alma çabasının başarısızlığa uğradığının göstergesidir. Bir ülke halkının müslüman olmasıyla, din devleti olması arasındaki fark, her şeyden evvel  rejimin laik niteliğidir.

Laik olmayan bir ülkenin gerçek anlamda demokratik olması da  mümkün olmayacağından, Mısır ve benzeri ülkelerde demokrasinin temel sorunu, laikliğin bulunmamasından kaynaklanmaktadır.  Türkiye’yi demokrasi konusunda Arap ülkelerinden ayrıcalıklı kılan özelliği de,  zaten  bu laik niteliğidir.

Dolayısıyla;  Arap baharıyla  birlikte diktatörlükleri devrilmeye başlayan Ortadoğu ülkelerinin demokrasi konusunda başarılı olabilmeleri için, önümüzdeki günlerde  laik bir rejim kurmaya yönelmeleri son derece elzemdir.

Batı’nın çıkarları

Birkaç istisna dışında, batı dünyası Mısır’daki darbeye,  darbe dememiştir. Özellikle ABD Başkanı Barack Obama gelişmeleri değerlendirirken  darbe sözcüğünü hiç kullanmadan, “bir an önce sivil yönetime geçilmesi” çağrısında bulunmuştur.

Çünkü ABD’nin yabancı yardım yasası; “demokratik yollarla seçilmiş bir hükümetin askeri darbe ile devrildiği durumlarda yapılan yardımın derhal kesilmesini” öngörüyor. Bu nedenle Obama  şayet Mısır’daki askeri darbeye,  darbe deseydi,  1979 İsrail-Mısır anlaşmasından bu yana Mısır’a her yıl yaptığı 1.3 milyar dolarlık askeri yardımı  derhal kesmek zorunda kalacaktı.

Ancak Asya ile Afrika kıtalarının kesişme noktasında olan,  dünyanın en önemli geçiş noktası Süveyş Kanalı'nın üstünde yer alan Mısır,  Ortadoğu ülkeleri arasında stratejik bir ülke olarak, ABD için son derece önemli bir yere sahiptir.  Mısır olmaksızın küresel güçlerin Ortadoğu politikalarının başarılı olma şansı da son derece  düşüktür.

Bundan da açıkça anlaşılacağı üzere,  batı dünyasının önemsediği kuşkusuz sadece kendi çıkarlarıdır. Yoksa darbenin ayak seslerini çok önceden duyan ve Mısır ordusu  ile son derece yakın ilişkileri olan ABD’nin darbeye  sessiz kalmak yerine, bu sorunun demokrasinin sınırları  içinde çözülmesini salık vermesi  gerekmez miydi?

Mısır’daki askeri darbenin,  Arap Baharını,  Siyasal İslam’ın geleceğini   nasıl etkilediğini ve  diğer ülkelere yansımalarını,  önümüzdeki günlerde çok daha net göreceğiz. Ancak  bu arada bölge ülkelerinin  ve batının   darbe karşısında aldığı farklı tutum ve yaklaşımlarda, Ortadoğu’daki dengelerin önümüzdeki günlerde yeniden   değişebileceğinin de,   ilk  sinyallerini  vermiştir.

Bu nedenle ilerleyen süreçte Türkiye’nin, bölgedeki dengelerin çok hassas olduğunun bilinciyle son derece sağduyulu ve  aklı-selim  hareket etmesi, ülkemizin hem geleceği  hem de  güvenliği açısından son derece hayati  öneme sahiptir.

 

 

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 12984 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YORUMLAR
Toplam 17 yorum var, 5 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Misafir 15 Temmuz 2013 Pazartesi 19:24

12:26,siz yanlis yerde gart almissiniz, sayet Avukat olsaydiniz bir tane dava bile kaybetmezdiniz.Ne güzel ve ustaca konuyu saptirip kendi izim ve idealleriniz dogrultusuna cekiyorsunuz.Yani burada yazarin yazdigi yazi güzel ve sade bir Türkceyle yazilmis her halde kafayi yemedim. kedi de burada et te burada.Cok meshur bir felsefeci bütün karton kutularinin beyaz oldugunu iddia etmis ta ki siyah kartonu görünceye kadar.Bu misal den size de pay cikar taifeyi külliyenize de..

Yorumu oyla      0      3  
Misafir 15 Temmuz 2013 Pazartesi 12:26

ve istenmeyen darbenin nasıl geldiğini medya sayesinde herkes gördü. Medyayı herkes kendi işine geldiği gibi suçluyor, ancak kendisine hizmet ettiği zaman tarafsız medya diyorlar.Önemli olan olaylardan ders çıkartmayı bilmek, önceki yorumcunun yaptığı gibi kendi doğrularına uymadığı için eleştiri yapmak değil. Yazılarınızda başarılar dilerim.

Yorumu oyla      3      0  
Misafir 15 Temmuz 2013 Pazartesi 12:23

Sayın yazar yazınızı okuduktan sonra aşağıdaki yorumlarada baktım. Ancak son yorumcunun yorumu kanımca, kendisinin düşüncelerinde ne kadar sabit ve her yerde kendisinin sabit fikirlerini görmeye çalıştığının bir delili. Yazınızda askeri darbeyi övdüğünüz filan yok. Askeri darbeyi tasvip etmediğiniz açıkça görülüyor. Ayrıca, Mısır'da insanların zorla toplandığını ve 10.000 kişi olduğunu iddia etmeside yorumcunun olayları sadece kendi gözlüğünden görmeye çalışmasıdır.Meydanlarda kimin ne kadar

Yorumu oyla      4      1  
Misafir 13 Temmuz 2013 Cumartesi 19:53

Sayin yazar, üzülerek ifade edeiyorum ki,yaziniz bastan asagiya kadar tarafli ve demokrasiyi asagilayici.Misirda yapilan darbeyi kinamanizi beklemek abes olurdu biliyorum läkin postallari bu kadar göklere cikarmak kelimenin tam anlamiyla günahtir...Bir takim yorum yazdigini zannedenler her halde yazarin manyetik etkisinden muhaf olamazdi.Tahrirde zorla toplatilan 10.000 kisi ihtilal sebebi oluyorda cuntayi protesto eden 2 milyon kisi nicin dünyada mansetlere tasinmiyor ? SIZI ACIMAK FARZDIR !

Yorumu oyla      0      4  
hulya 12 Temmuz 2013 Cuma 12:29

Osmanlı devleti demoksasi değil monarşi'dir.Yani ordu vesayeti altında bir yönetim şeklidir.Sabah aşkam ordu vesayetinden şikayet edenlerin monarşiyi sevmeside cehaletlerini taçlandıran bir dramatik bir durumdur.

Yorumu oyla      4      1  
Rahmi Turan, Memleketim,
İnternet oku, Turktime, medya,
tusas, banner, reklam,
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
Bazı suçlar için (Kadın cinayeti, tecavüz, vatana ihanet, terör suçları V.S.) idam gelmesini istermisiniz?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
galatasaray
Kasımpaşa
trabzonspor
Haber
Euroleague
Ayşe Ersöz
Beycan ÜÇKARDEŞ
survivor
Numan Kurtulmuş