E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Rahmi Turan

“Millî içkimiz biber gazı” ve “Satılmış basın!”
5 Haziran 2013 Çarşamba

       “Taksim Gezi Parkı direnişi” ülkemizin birçok insanını birleştirdi.

        Gösterilen tepki, sadece “Ağaç sahiplenme, ağaçların kesilmesini önleme” meselesi değil...

        Bu hareket, zulme, dayatmaya ve iktidarın “Dediğim dedik” inadına karşı çıkıştır.

        Dileriz Başbakan, Taksim olaylarından ders alır, aynı hataları bir daha tekrarlamaz!

        Tabii ki, bu bizim temennimiz...

        Çünkü Tayyip Bey’in dayatmacı zihniyeti, ders alma erdeminden hayli uzak görünüyor.

        Nitekim “Taksim’e Topçu Kışlası’nı mutlaka yapacağız. Bundan vazgeçmemiz söz konusu değildir.” demesi, bir süre sonra olayların yeniden başlaması ihtimalini güçlendiriyor.

                                          ***

        Başbakan’ın söylemleri serttir ve toplumu birleştirici, sevgi ve kardeşliği güçlendirici olmaktan uzaktır:

        “Birkaç tane çapulcu”

        “Ayyaşlar!”

        “Tencere tava, hep aynı hava”

        “Şu anda evlerinde bizim zorla tuttuğumuz, bu ülkenin en az yüzde 50’si var!.. Ve biz onlara diyoruz ki, aman sabırlı olun!”

         Bu sözler, ülkenin yönetiminden ve güvenliğinden sorumlu bir Başbakan’ın söyleyeceği sözler mi? Aşağılayıcı ve tahrik edici değil mi?

         Yorumu okurlarıma bırakıyorum...

                                          ***

         Başbakan, bu ülkenin sahibi olmadığını ve halka rağmen, halkla inatlaşarak bir şey yapılamayacağını anlamalıdır!

         Millet ona sadece belirli bir süre yönetim görevi vermiştir, o kadar!

         “Dediğim dedik, çaldığım düdük” zihniyeti bu ülkeye büyük zararlar verir.

         Taksim olayları, bu bakımdan büyük bir uyarıdır.

         Kutsal bir direniştir bu...

         Halk ülkesine sahip çıktığını ve çıkacağını gösterdi.

         Küçük bir hareket gibi başlayan direniş çığ gibi büyüdü.

         Özgür yaşamak, insanların en doğal hakkıdır.

         Yürüyüşler yapmak, olayları protesto etmek demokratik bir özgürlüktür ve her yurttaşın hakkıdır.

         Doğal olan bu haklarını kullanmak isteyen insanlar, polisin gaddarca biber gazı sıkması, genç, yaşlı, kadın, çocuk demeden, protestocuların yerlerde sürüklemesi, vahşi bir davranış biçimi olmuştur ama...

                                          ***

         Ben şahsen, polisi fazla suçlayamıyorum.

         Onlar, verilen emirleri yapmaya çalışmışlardır.

         Peki, kimdir gerçek sorumlular?

         Polislere, biber gazı kullanmalarını emreden polis şefleri, İçişleri Bakanı, Vali ve onların tepesindeki Başbakan!

         Bu ülkede, yönetim kadroları, Başbakan’ın izni olmadan nefes bile alamaz!
         O halde... Polisin halka sıktığı biber gazlarının bir numaralı sorumlusunun Başbakan olduğunu söylemek yanlış olmaz!

                                          ***

         Halk, devamlı baskıya, özgürlüklerin kısıtlanmasına, kibre ve inada karşı ayaklanmıştır.

         Bu, uzun süren bir birikimin sonucu patlak vermiştir ve bardağın taşmasıdır.

         Demokratlar, devrimciler, cumhuriyetçiler, sanatçılar ve her kesimden vatandaşlar, el ele, kol kola, polisin sergilediği aşırı şiddete yiğitçe direnmiş ve gerçekten önemli bir zafer kazanmıştır.

         Dileriz Sayın Başbakan Bey, vatandaşına karşı sert ve haşin davranma alışkanlığını artık bırakır!
         Bu bizim temennimiz ama zayıf bir ihtimal olarak gördüğümüzü de söylemeliyiz!

                                          ***

         Sadece demokratik protesto hakkını kullanmak isteyen insanlara karşı uygulanan şiddet, Türkiye’nin dünyadaki imajını da olumsuz etkilediğini belirtelim.

         Batı basını günlerdir Türkiye’deki direnişten bahsediyor, dünya televizyonlarında, polisin, masum insanlara karşı gösterdiği aşırı şiddet sergileniyor ve bu “Gaddarlık” olarak niteleniyor!

         Nedir bu öfke, nedir bu şiddet?

         Bu gidişin sonunun hayırlı olacağını kimse iddia edemez!

         Böyle olaylardan sonra, yolun sonu genellikte bataklık ya da uçurumla biter!

                                           ***
         Sayın Başbakan “Polisin biber gazı kullanmakta aşırıya kaçtığını” söyleyerek işin içinden sıyrılamaz! Yiğitçe meydana çıkıp “Hata bendedir” diyerek toplumdan özür dilemelidir.

         Evet, polis de hatalıdır ve orantısız bir güç kullanmıştır ama...

         Bir düşmana saldırır gibi kin ve nefret içinde oldukları görünen polislerin eline gaz silahlarını kim verdi?

         Biber gazlarını kim ithal etti?

         Kim, polislere “Biber gazı sıkarak halkı dağıtın” dedi?

         Bu nedenle, tüm sorumluluk, dönüp dolaşıp Başbakan’a dayanıyor.

                                           ***

         Sertlik sertliği doğurur.
         Topluma baskı arttıkça, tepki de büyür!

         Türkiye, kimsenin babasının çiftliği değildir!

         Ülkenin sahibi halktır, ulustur!

         Ülkeler, gaz sıkılarak yönetilemez!

         Sertliğin sonu acı ver hüsrandır.

         Tarihte yaşanan olaylar hep bunu gösteriyor.

         Akılcı davranıp tarihten ders almak gerekir!

                                           ***

         Bu arada şunu da kaydetmekte yarar var:

         Birkaç yıl önceki referandumda entel ve dantel takımı “Yetmez ama evet” diyerek iktidar partisinin anayasa değişikliğini onaylamıştı.

         Aradan aylar, yıllar geçti! Ne oldu?

         Kör topal yürütmeye çalıştığımız demokrasimiz de elden gitmek üzere...

         Gelişen olaylar, peş peşe gelen kısıtlama ve yasaklar, demokrasimizin can çekişmekte olduğunu iddia edenleri haklı çıkaracağa benziyor.

         “Entel-dantel takımı” iktidar partisinin daha çok özgürlük getireceğine saf saf inanıyordu...

         Şimdi ne oldu?

         İnsanlarımız en temel hakları olan “Protesto hakkını” bile kullanamaz hale geldi.

         Alın size özgürlük!

                                           ***

         İktidarın “Zalim biber gazı” Taksim’de insanlarımızı perişan ederken, Türkiye’nin 81 ilinden 67’sinde halkın ayaklanarak Taksim direnişine destek olması, göz yaşartıcı tablolar oluşturdu.

         67 ilde protesto gösterileri olduğunu İçişleri Bakanı Muammer Güler bizzat açıkladı.

         Protesto yürüyüşleri yapan insanlarımızın elindeki pankartlardan birinde:

         “Millî içkimiz biber gazı!” yazılıydı...

         “Millî içkimiz ayran!” diyen Başbakan’a anlamlı bir göndermeydi bu...

         Ülkede, yürüyüşlere katılıp da biber gazı yemeyen yurttaş yok!

                                          ***

         Ankara, İzmir, Adana, Bursa, Mersin, Antalya, Konya, Tunceli, Muğla, Kocaeli, Kütahya, Afyon, Aydın, Manisa, Zonguldak, Ordu, Eskişehir ve daha birçok şehir bir anda Taksim oldu...

         Yalnız yurt içi, mi?

         Yurt dışında da protestolar büyüktü...

         Başta Kıbrıs... Sonra Londra, New York,  Los Angeles, Dubai, Frankfurt, Berlin, Amsterdam, Paris, Madrid gibi kentlerde yaşayan Türkler de ayaklanıp direnişe destek oldu!

                                          ***

         Tüm bunlar yaşanırken, Türk medyasının hali içler acısıydı.

         Yandaş ve yalaka gazeteler ile televizyonların, sanki Türkiye’de her şey güllük gülistanlıkmış gibi, olayları görmezden gelmeleri utanç vericiydi...

         Rezil bir sessizliğe bürünen yandaş medyayı, 50 küsur yıllık bir basın mensubu olarak protesto ediyorum!

         Onlar, gazetecilik değil, leblebicilik ya da işportacılık yapsalar daha iyi olur. Hiç değilse onurlarından bir şey kaybetmezler!

         Patronlarının çıkarı için virgül gibi eğilip bükülenleri gördükçe, emin olun, mesleğimden utanır hale geldim!

                                          ***

         İstanbul Gümüşsuyu ve Balmumcu’da protesto gösterisi yapan yurttaşlar “Satılmış basın” “Satılmış medya!” diye slogan attılar.
         Haksız değillerdi tabii ki...

         Medya, vatandaşın haber alma hakkını gasp etmişti!

         “Satılmış medya” haykırışlarını hangi basın mensubu duyar da utanmaz?

         Medya patronlarına yönelik olarak kentin duvarlarına yazılan çok sert “duvar yazıları” halkın merkez medyaya nasıl baktığını gösteriyor!

         “İktidar yalakaları!”

         Gazete ve televizyonların, Taksim Gezi Parkı’nda yaşanan olaylara gerektiği gibi yer vermemesi, görmemeye, gizlemeye çalışması, kısacası “Üç maymun” rolünü oynaması medyaya olan güveni yerle bir etti, kızgınlığı da arttırdı!

         Evet, şahsen ben utancımdan yerin dibine girdim!

         Sanırım tüm onurlu meslektaşlarım da aynı duyguyu hissetmiştir.

                                          ***

         Başbakan, ülkemizin biber gazı sıkılarak yönetilemeyeceğini bilmelidir.

         Tepkilerin temelini, Başbakan Erdoğan’ın yönetim tarzına itiraz oluşturuyor!

         Tayyip Bey, nefret söylemlerinden uzaklaşmanın, insanlarımıza şiddet uygulayarak değil, sevgiyle, şefkatle yaklaşmanın daha etkili olacağını öğrenmelidir.

         Toplum korku barajını aştı!

         AKP’nin ülkeyi demokratikleştireceğine dair sözlerinin bir masal olduğu anlaşıldı.

         Büyük öfke patlaması, halkın önemli bir bölümünün artık uyandığını gösteriyor.

         Kim bilir? Belki de bu, sonun başlangıcıdır!

         2015 yılındaki genel seçimler sürprizlere gebe olabilir!

         Korku duvarı, halk tarafından, yıkıldı artık!

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 42611 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yaşasın! Bizi Ayyaşlıktan Kurtarıyorlar!
5/29/2013
16 devletimizi batırdık, 17'ncisini kurtaralım!
5/22/2013
PKK'nın gidişi, Reyhanlı faciası ve ballı yasa teklifi!
5/15/2013
Yasaları çiğneyen iktidar “Kanun benim!”diyor
5/8/2013
5/1/2013
Türkiye'nin uygarlık sicili!
4/24/2013
4/16/2013
4/10/2013
Dubai yasaları bizi günahtan kurtardı (!)
4/3/2013
Millete gaz veriyorlar!
3/27/2013
Eğer inci bulmak istiyorsanız, derine dalacaksınız!
3/19/2013
Türkiye'de gazeteciliğin hali!
3/13/2013
Başbakan sevmiyorsa, işte o haberdir!
3/6/2013
130 yıl yaşamak ve Eczacıbaşı
2/27/2013
2/20/2013
Basında vefa kaldı mı?
2/12/2013
2/6/2013
Tanrı, Türkiye'yi diktatörlük heveslilerinden korusun!
1/30/2013
Tüm zamanların rekoru!
1/23/2013
Eden bulur! Herkes ektiğini biçer!
1/16/2013
Türk Toplumu nereye gidiyor? (2)
1/9/2013
2013'te Türk toplumu nereye? (1)
1/2/2013
12/26/2012
Bu Yazılar, Akıllı İnsanlar İçindir!
12/18/2012
12/12/2012
İktidar Hırsı ve Hazin Biten Görkemli Hayat!
12/5/2012
Muhteşem Yüzyıl ve dehşet verici dönem!
11/28/2012
11/21/2012
11/14/2012
11/7/2012
10/31/2012
İnsanlar Birbirini Yiyecek!
10/24/2012
Nüfus Artışındaki Büyük Tehlike!
10/17/2012
Kuru Kalabalık Değil, Nitelikli Nüfus Önemli
10/10/2012
Godot, hiçbir zaman gelmeyecek!
10/3/2012
Bayrak Ne Zaman İner?
9/26/2012
9/19/2012
9/12/2012
Tarihimizde ilk rüşveti alan kim?
9/5/2012
Tayyip Bey'in Büyük Haksızlığı!
8/29/2012
Tanrım! Sen Aklımızı Koru!
8/22/2012
Üzülmemek Elde mi?
8/15/2012
İnsanlığa Armağan Ettiğimiz Tek İcat Var mı?
8/8/2012
Bilgisizce ve Vicdansızca Saldırılar!
8/1/2012
Kurtuluşumuzun Tek Çaresi Var!
7/24/2012
Osmanlı'yı Cehalet ve Yobazlık Batırdı!
7/18/2012
Bu Ülkeye Kıymayın!
7/11/2012
Tümüne lânet olsun!
7/4/2012
Suriye Neden Bizden Korkmuyor?
6/27/2012
Hiçbir Ahmak Heveslenmesin!
6/20/2012
Türkiye’yi Asla Böldürmeyeceğiz!
6/13/2012
İki Ödül Töreni ve Efsane Bir Sanatçının Çığlığı!
6/6/2012
“Kahramanı Kadar Haini de Çok Bir Milletiz!”
5/29/2012
Hain “ Mütareke Basını - 2”
5/23/2012
Ülkeye Hainlik Yapan 'Mütareke Basını' Nedir?
5/16/2012
Beyne ihtiyacı olmayan adam!
5/9/2012
Din ve Atatürk’e saldırı!
5/2/2012
Keser Döner, Sap Döner… Gün Gelir Hesap Döner!
4/24/2012
“Ölene kadar birlikteyiz” sözünü kim verdi?
4/18/2012
İki Ünlü Yazarın, Rahmi Turan Yorumları…
4/11/2012
Bu Bir Veda Yazısıdır!
4/2/2012
Erbakan’ın Muazzam Serveti Nereden Geliyor?
3/28/2012
Müthiş Bir Rekor ve Otoriter Rejim Korkusu!
3/21/2012
Tetikçilik Hem Ayıp, Hem Suçtur!
3/14/2012
Geçmişle Kavga ve Kellesi İstenen Gazeteciler
3/7/2012
Namuslu Olmak Kolay Değil!
2/29/2012
Wulff Türkiye’de Yaşasaydı…
2/22/2012
Yalçın Toker, Rahmi Turan’ı anlatıyor (3)
2/15/2012
Yalçın Toker, Rahmi Turan’ı anlatıyor (2)
2/8/2012
Bu Yazının Konusu Benim!
2/1/2012
Patlayıncaya Kadar Yiyin!
1/24/2012
Şeytanın Yolu
1/18/2012
Aç insan elini ateşe sokar!
1/11/2012
Ateş Etsen de Suç, Etmesen de!
1/4/2012
Şeriat sevdalıları!
12/28/2011
Demokrasi Züppeleri
12/21/2011
Buna Akıl Tutulması Denir!
12/14/2011
Kasap Bıçağına Gönüllü Olarak Koşanlar!
12/7/2011
Dersim İsyanı ve PKK
11/30/2011
Yeni Bir Mustafa Kemal Nereden Bulacağız?
11/23/2011
Yaşayan Bir Tarih!
11/16/2011
İyileri cezalandırıp, kötüleri ödüllendiriyorlar!
11/9/2011
Kalplerimizde sevgi kalmadı!
11/2/2011
Cumhuriyet’i hangi yüzle kutlayacağız?
10/26/2011
Atatürk’ün Kürt politikası
10/19/2011
200 yılda 49 Kürt isyanı oldu!
10/12/2011
Yazık bu milletin yarısına!
10/5/2011
Anasını sattılar!
9/28/2011
İtfaiye ile Ateş Arasında Tarafsız Kalınır mı?
9/21/2011
Bir Göz Ağlarken, Öbür Göz Gülemez!
9/14/2011
Bunlar Çok Usta Berber!
9/8/2011
Şehit Babasının Mektubu!
8/31/2011
Fenerbahçe'nin Dramı
8/28/2011
Dost Görünen Bazen En Büyük Düşmandır!
8/25/2011
Onlar Vursun, Devlet Sussun, Öyle mi?
8/22/2011
Ya Yok Edeceksin, Ya Yok Olacaksın!
8/19/2011
Ateşi Söndürmek Bize mi Kaldı?
8/17/2011
6 Büyük Gazete Çıkarttım
8/15/2011
Geliyor...
8/13/2011
YORUMLAR
Toplam 30 yorum var, 5 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
TOTEM 11 Haziran 2013 Salı 17:03

Eskiden yapıpta şimdi yapamadığın tek birşey söyle desem onada vereceği cevap ancak Ankarada tankları yürütemiyorum,her yasayı AYM ye götüremiyorum ve Sandıkta başedemediğim Akp ye kapatma davası açamıyorumm der. Sürekli halk şikayetçi haklk isyanda halk şöyle halk böyle diyenler 7 ay sonra seçim var Halk dediğiniz gibi hükümetten şikayetçi ise Hükümet düşecektir!ama yoook benim halk dediğim msadece benim kesimim ve ben ne istiyorsam o olsun diyorsan daha çok yırtınır durursun.Sengiler:)

Yorumu oyla      0      0  
TOTEM 11 Haziran 2013 Salı 17:00

Tatildeyim doğa ile başibaşa olmak bana iyi geldi!TOTEM in çırpınışlarını zevkle izliyorum demiş bi,r arkadaş!Sanırım benim denizde attığım kulaçları çırpınış sanmış:)Aslında ne yazarın yazısına yorum yapmak istiyorum nede bu anlamsız horoz döğüşüne değinmek.Diktatörlükten şikayet eden insanların bu derece saldırgan ve başka bir dikta yapının savunuculuğunu yaptığı bir ülklede ne desen boş. Şimdi sorsam ey vatandaş bana eskiden iyi olupta şimdi kötüye giden birtek şey söyle sesi çıkmaz yada-

Yorumu oyla      0      1  
hulya 11 Haziran 2013 Salı 13:21

18:33 Cvp: "Türkiye Cumhuriyeti, Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devletidir" bu cümle yazı olarak bile sizin sinirlenmenize yol açıyor değilmi? Olması gerektiği gibi olmamasının nedeni sizin gibi bu söze itibar etmeyenler olabilirmi acaba?

Yorumu oyla      0      0  
Misafir 8 Haziran 2013 Cumartesi 18:33

Türkiye Cumhuriyeti, Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devletidir..İsmi var cismi yok!!! hepsinin ucundan azıcık..!!! ne bunca sene TAM Demokratik, Laik, Sosyal Hukuk Devleti olmuştur ne de bundan sonra olacaktır..!!! böyle gelmiş böyle gider.. "Mevzubahis Vatan ise gerisi teferuattır" zihniyetteki insanların ülkesinde Demokrasi mi olur yoksa Hukuk mu??? ya da İnsan Hakları mı..??? Geçiniz beyler geçiniz..!!!

Yorumu oyla      2      1  
Misafir 8 Haziran 2013 Cumartesi 12:23

TOTEM son çırpınışların zevkle izliyorum.

Yorumu oyla      7      0  
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
En etkili transferleri hangi takım yaptı



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
TÜİK
AB
hollanda
Demba ba
Euro
sanayi
Okan Buruk
domates
suç