E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Sibel Kızılkaya İtkü

Katledilen Tarihi Emanet: Atatürk Orman Çiftliği!
11 Haziran 2013 Salı

Taksim Gezi Parkı olayları nedeniyle İki haftadır tüm ülkede yaşanan gerilim, maalesef  Başbakanın evde oturan yüzde elliyi miting alanlarına doldurup,   bu alanlardan  diğer yüzde elliye meydan okurcasına yaptığı  sert açıklamalar nedeniyle daha da artmış, hatta olayların başka mecralara  kaymasına da,  zemin hazırlamıştır.

 

Ne yazıktır ki iktidarın demokrasi anlayışı;  “Sandıkta yüzde elli  oy aldım. Kim ne derse desin, ben artık  her istediğimi yaparım” zihniyetli  çoğunlukçu demokrasi anlayışıdır. Bu anlayışa göre çoğunluğun aldığı her türlü karar, sınırsız ve mutlaktır. Bu nedenle on bir  yıllık iktidarları döneminde, her türlü yasa, onların istekleri doğrultusunda çıkmış, karşıt  hiçbir görüş ve öneri  dikkate alınmamıştır.

 

Aynı anlayışla,  milli tarihimiz açısından son derece  önemli ve  tarihi  bir emanet olan Ankara Atatürk Orman Çiftliği’nin  katledilmesine ilişkin  yasal düzenlemelerde,  tüm itirazlara rağmen çıkarılmış,  Atamızın yadigarı, üstelik Ankara’nın  temiz hava deposu olan  AOÇ, gözlerimizin önünde talan edilmiştir.

 

Bu konuda hukuken yapılması gereken ne varsa yapılarak,  davalar açılmış, ancak  davalar devam ederken AOÇ’nin talanı devam etmiş, binlerce ağaç kesilerek, Başbakanlık Sarayı tamamlanma noktasına gelmiştir. Davalar olumlu sonuçlansa dahi,  trilyonlar harcanarak yapılan Başbakanlık binasının yıkılması, taktir edersiniz ki  iktisadi açıdan pek mümkün olmadığına göre, bu durum açıkça,   “ben yaptım oldu” zihniyetinin vücut bulmuş halidir. Aslında, toplumda haftalardır yaşanan sosyal patlamanın   nedenleri sorgulanırken sadece yapılan bu düzenlemelere bakmak dahi,  yeterli olacaktır sanırım.

 

Bilindiği üzere; Atatürk Orman Çiftliği,  modern tarımın halka tanıtılması ve ilk uygulamasının yapılması amacı ile bizzat Atatürk tarafından 1925’de kurulmuş ve bu niteliğinin korunması koşulu ile, 1937’de Türkiye Cumhuriyeti’ne  vasiyetle emanet edilmişti.  Dolayısıyla, Atatürk Orman Çiftliği`nin tüm Türkiye ve Ankara için yadsınamayacak bir önemi vardır.

 

Özellikle Atatürk, çiftliği devrederken aslına uygun bir şekilde faaliyette bulunulmasını, her şeyin aynen devam etmesini, halka ve devlete fayda sağlayacak şekilde kullanılmasını  şart koşmuştu. Ama bugün geldiğimiz noktada,  emanete hıyanet edilerek,  bu miras,  rant heveslerine ve ideolojik hesaplara  kurban edilmiştir. Şöyle ki;

 

Milli tarihimiz açısından son derece önemli Atatürk Orman Çiftliği üzerindeki koruma kalkanı,  Kentsel dönüşüm ve Büyükşehir Yasası   kapsamında yapılan birtakım yasal  değişikliklerle, özerklikleri olmayan komisyon ve kurul kararlarıyla tamamen kaldırılmış ve neticede bu alan her türlü yapılaşmaya ve talana   açık  hale getirilmiştir.

 

Halbuki AOÇ, 1998 yılında 1. derece sit alanı olarak  ilan edilerek, koruma altına alınmış, dolayısıyla bu alanda her türlü yapılaşmanın önü kesilmişti. Ancak 2012 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli yerlerinden biri olan AOÇ`nin "tarihi açıdan bir özellik ve nitelik taşımadığı" gerekçesiyle  akıl almaz bir şekilde sit statüsü 1. dereceden, 3. dereceye düşürülmüş  ve böylece  yapılaşmaya açık hale getirilmiştir. Peki bu süre zarfında ne değişmiştir ki,  AOÇ’nin “milli tarihimiz” açısından artık  herhangi bir önemi  kalmamıştır?

 

Yine aynı şekilde, 2006 yılında mevcut kanunda bir değişiklik yapılarak, AOÇ’de her türlü plan yapma yetkisi,  Ankara Büyükşehir Belediyesi‘ne verilmişti.  Ancak Çiftliğin hem sit alanı olması, hem de konut, ticaret, sanayi amaçlı olarak kullanılacak bir yer olmaması nedeniyle, Büyükşehir Belediyesi buraya pek dokunamamıştı. Ancak, kentsel dönüşüm alanı ilan edilmesiyle birlikte, Büyükşehir Belediyesi tarafından bu alanda,   Disneyland, dev akvaryum,   hayvanat bahçesini daha da büyütme gibi düşünceler ve planlar da, dile getirilir  olmuştur.

 

Ancak  kentsel dönüşüm, kentin dokusunu bozan sorunların giderilmesi amacını taşırken, nasıl olup da, Ankara’da yeşilin en yoğun olduğu, Orman Genel Müdürlüğü tesisleri dışında bir yapılaşmanın olmadığı ve üstelik sit alanı olan AOÇ’nin, kentsel dönüşüm alanı içine dahil edildiğini anlamak, gerçekten mümkün değildir. Bu kararların ideolojik olmadığı nasıl iddia edilebilir?

 

Bu düzenleme açıkça, Atatürk`ün korunması ve geliştirilmesi amacı ile önemli misyon yükleyerek Türkiye Cumhuriyetine bağışladığı Atatürk Orman Çiftliği’nin fiilen yok edilmesi amacını  taşımaktadır.

 

Tüm bunların yanında, insanların mülkiyet haklarını hiçe sayan, idareye olağanüstü yetkiler tanıyan Kentsel dönüşüm yasasına  göre, maalesef AOÇ  içindeki  her türlü tarihi binada, artık yıkılabilecektir.. Çünkü bu yasa ile tüm kültürel ve tarihi alanları korumaya ilişkin yasalar   devre dışı  bırakılmıştır. Başka bir deyişle Kentsel Dönüşüm Yasasıyla, Kültürel ve Tarihi Alanları Korumaya İlişkin bir yasa, karşı karşıya geldiğinde,  Kentsel Dönüşüm Yasası uygulanacaktır.

 

Şu anda AOÇ’de yapımı son hızla devam eden  “Ak Saray” da denilen Başbakanlık Sarayı’nın inşaatı nedeniyle,   arazi büyük oranda tahrip edilmiş binlerce ağaç , Atatürk’ün   “yeşili görmeyen gözler, renk zevkinden mahkumdur. Burasını öyle ağaçlandırınız ki, kör bir insan dahi yeşillikler içinde olduğunu fark etsin” sözlerine  rağmen kesilmiştir.

 

Bir ülkenin başbakanlık teşkilatının, o ülkenin genel menfaatleri ve kamu yararı doğrultusunda hareket etmesi gerektiği,  tartışmasızdır. Ancak  koruma amaçlı planlanmış, üstelik şehrin temiz hava koridoru olarak bilinen bir  alanda, bizzat Başbakanlığın, TOKİ gibi kendisine bağlı kurum ve ilgili Bakanlıklarla protokol yaparak, bir gecede Bakanlar Kurulu kararı çıkartarak, korunan alanlara hizmet binası yapması nasıl açıklanabilir?

 

Ayrıca Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) alanı içinde yer alani üstelik müze değeri olan tarihi  Tekel Fabrikası’nın da  yıkılarak,  yerine TBMM’nin “Eğitim Arşiv ve Kongre merkezi” yapılması  kararlaştırılmıştır.

 

Yine aynı şekilde, AOÇ’nin alt tarafının da  ABD elçiliğine satıldığına dair belgelerden de, uzun zamandır   bahsedilmekte olup, bu konuda şu ana kadar herhangi bir yalanlamada gelmemiştir.

 

Bir kongre ve kültür merkezi, başbakanlık binası, Ankara’da herhangi bir yerde  yapılabilir. Ancak doğal ve tarihi bir alanda yapılaşmanın geri dönüşü yoktur. Özellikle bu binaların yapılacağı yerler, asla  Atatürk’ün kendi parasıyla satın alarak, Türkiye Cumhuriyeti’ne miras bıraktığı AOÇ değildir, olmamalıdır. 

 

Türk milleti için tarihi, kültürel, manevi ve fiziksel değerler açısından  son derece önemli AOÇ’nin  yapılaşmaya açılması, binlerce ağacın kesilerek doğanın katledilmesi, rant hesaplarıyla bu konularda duyarlı kesimlerin değerlerinin hiçe sayılması,  eminim bugün yaşanılan   sosyal patlamanın nedenini de,  büyük oranda açıklamaktadır.

 

Ayrıca; hiçbir iktidarın, sadece sandıktaki oy çoğunluğuna güvenerek, belli ideolojik hesaplar ve iktidar hırslarıyla, Türk milleti için son derece önemli,  milli-manevi ve tarihi  değerleri yıkmaya hiçbir surette  hakkı olmadığı da, herkesçe bilinmelidir.

 

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 11123 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YORUMLAR
Toplam 18 yorum var, 5 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Misafir 26 Haziran 2013 Çarşamba 18:04

Şehir merkezinde yeşil, betonlaşmamış hiç bir alan kalmasın. Her bir m2 yapılaşsın. Bu mu istediğiniz? Nefes alacak hiç bir yer olmsınmı. İşte istediğiniz gibi yönetiliyorsunuz.

Yorumu oyla      18      0  
Misafir 24 Haziran 2013 Pazartesi 14:11

oturduğu yerden sallayanlar (Yazar dahil) siz çiftlik arazisi nerde ve ne kadar geniş bir alanı kaplıyor biliyormusunuz. Bu zamana kadar o kadar düz ve geniş arazi atıl vaziyette kaldı. Uydudan bakarsanız çevresi o kadar gelişmişken kilometrelerce arzi boş duruyor. Bu arazi neden değerlendirlmesin ki. Tabi bunu sadece sizin gibi klasik atatürkçüler ister. Çünkü sadece sahip çıkmış görünmek için tebrik ediyorum sizleri :)

Yorumu oyla      0      10  
Misafir 16 Haziran 2013 Pazar 15:00

Atatürk'ün mirasına, milli değerlere sehaip çıkmak ne zamandır, istismar oldu. Bizi biz yapan değerleri kaybetmeyelim.N.N

Yorumu oyla      6      2  
Misafir 15 Haziran 2013 Cumartesi 17:27

Bitmedi mi Atatürkü istismar!!! Burhan N.

Yorumu oyla      2      12  
Misafir 15 Haziran 2013 Cumartesi 14:12

Bu konu niye bu kadar ihmal edildi?Niye bu konuda bu kadar duyarsız kaldık. Gerçekten anlayamıyorum. Lütfen çitliğimize sahip çıkalım. Nurhan N.

Yorumu oyla      8      1  
tusas, banner, reklam,
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
Yenilenecek seçimlerde kazanan değişir mi?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
hamza hamzaoğlu
Acun Ilıcalı
Suudi Arabistan
işte benim stilim
Ezgi Mola
Chloe Loughnan
İslam
saldırı
suç