E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Sibel Kızılkaya İtkü

Kadının Prangaları!
8 Mart 2018 Perşembe

Ülkemizde kadın ancak ataerkil zihniyetin kendisine çizdiği sınırlar dâhilinde ve dayatılan toplumsal cinsiyet rollerini eksiksiz oynadığı ölçüde özgür olabiliyor. 
           Erkek egemen zihniyet her kaynaktan beslenip pompalanırken, kadının gerçek anlamda özgürlüğünü elde edebilmesi ise kısa vadede pek mümkün gözükmüyor. Çünkü erkek egemen zihniyetle hazırlanan ve kadını sadece aile içine hapsetmeye çalışan yasal düzenlemeler, uygulamalar ve söylemler,   erkek üstünlüğüne dayalı ataerkil sistemi günden güne güçlendiriyor. Öyle ki kadınları geleneksel, cinsiyetçi, kadınlık ve annelik rollerini kabule zorlayan bu zihniyet,  düzene itiraz eden kadınları ise şiddetin tüm biçimleri ile cezalandırma konusunda ne yazık ki kendini haklı görüyor.
       Üstelik 2011’de imzaladığımız İstanbul Sözleşmesi’nde; “kadına karşı şiddetin temel sebebinin, toplumsal cinsiyet eşitsizliği olduğu, bu nedenle yasal ve fiili eşitliğin gerçekleştirilmesinin şiddeti önlemede anahtar bir unsur olduğu” belirtilmişken, bırakın bu eşitliği sağlayacak düzenlemeleri, bilakis yıllardır cinsiyet eşitsizliğine yol açacak yasal düzenlemeler ve uygulamalarla, kadın toplumda gitgide ikincilleştiriliyor.
       Devletin en üst kademesinden gelen cinsiyetçi söylemler;  din adamları tarafından din kisvesi adı altında yapılan açıklamalar,  4+4+4 eğitim yasasıyla kız çocuklarının okula gitme oranının her geçen yıl giderek azalması;  çıkartılan bir yönetmelikle lisede evliliğe izin verilmesi;  her ne kadar geri çekilse de tecavüzcüsüyle evlenen çocuğun namusunun kurtulacağı zihniyetiyle hazırlanan önerge; resmi nikâh kıyılmadan dini nikâh kıyan imam ve çiftlere ceza veren yasanın iptal edilmesi; müftülüklere resmi nikâh kıyma yetkisinin verilmesi;  sağlık takibi dışında doğan çocukların doğum bildiriminin sözlü beyanla yapılacak olması, dolayısıyla istismarın görünmez kılınmaya çalışılması; 2016 yılında cinsel istismar suçlarına kademelendirme getirerek 12-15 yaş aralığında rıza kavramına kapı aralanması;  kadın istihdamını azaltan düzenlemeler ve bunun gibi daha pek çok düzenleme, kadını sosyal ve ekonomik hayattan hızla uzaklaştıran, erkek egemen zihniyeti topluma hâkim kılarak,  toplumsal cinsiyet eşitsizliğini körükleyen düzenlemeler değil midir?        
      Siyasal iktidarın ideolojisine uygun bir toplum oluşturmak şiarıyla çıktığı yolda en etkili enstrümanı, kadınlar ve onların yaşam biçimi olmuştur.
 
      Yaratılan bu düzende; aileden ayrı, özgür bir birey olarak kabul edilmeyen kadının en birincil görevi; tam da ataerkil zihniyetin dayattığı gibi ev işleri, annelik ve çocuk bakımıdır. Bu görevinin aksamaması içinse kadının iş yaşamını ikinci plana itmesi,  kendisinden özellikle beklenendir. Zaten 3-5 çocuk doğurması istenen kadına, yeterli kreş ve bakım hizmetlerinin sunulmaması başka nasıl yorumlanabilir ki?
 
      Ayrıca 4+4+4 eğitim sistemiyle örgün eğitimden hızla uzaklaşan kız çocukları, erken yaşta evliliklere itilmekte, dolayısıyla profesyonel iş hayatına atılma imkânları da söz konusu olamamaktadır.   Çalışmak istediğinde ise yeterli eğitimi alamadığından ancak düşük ücretli, çoğunlukla sigortasız ve kayıt dışı işlerde çalışabilmekte, yine bakım ve kreş hizmeti olmadığından, sonuçta kendisi de sistemin dayattığı  “kadının yeri evidir” düşüncesini kabul etmek zorunda kalmaktadır.
 
        Görüldüğü gibi, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı temel mücadele ancak ve ancak çağdaş, aydın, laik ve bilimsel bir eğitimle mümkün olabilir. Lakin son 15 yılda eğitim sistemimizin gelmiş olduğu nokta, en azından yakın gelecekte toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanabileceği konusunda hiç de umut vaat edici görünmemektedir.
 
        Ezcümle gerçek bir eşitlik için;  toplumsal cinsiyet eşitsizliğini pekiştiren söylem, eylem ve politikalardan vazgeçilmeli,  kadın aile kavramından ayrı ve eşit bir birey olarak kabul edilmeli, özellikle kız çocuklarının mutlaka okula devam etmesi sağlanmalı, kadının sosyal, siyasi ve iş hayatına erkeklerle eşit düzeyde katılabilmesini sağlayan yasal ve fiili düzenlemeler yapılmalı ve topluma hâkim kılınan ataerkil zihniyet mutlaka sorgulanmalıdır.
 
       Aksi halde sadece ağırlaştırılan cezalar ve hamaset nutuklarıyla bu sorunun çözümü mümkün olmayacaktır.

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 12175 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Barolar Tek Yürek
2/19/2018
Suriye Çıkmazı
1/19/2018
Rölatif Demokrasi!
12/22/2017
Körüklenen Ataerkil Zihniyet
11/22/2017
Müftülük Nikâhı Ve Örtülü Af
10/23/2017
Eğitim Çıkmazı
10/3/2017
Asgari Müşterekte Buluşmak!
9/13/2017
DÖNÜŞÜM
8/7/2017
Demokrasi
6/1/2017
'Hayır'lısı Olsun!
4/13/2017
Yetkileri Tamamen Budanmış Meclis
3/30/2017
Söylenecek Sözümüz Var
3/8/2017
Mutlak Güç
2/22/2017
‘Milli İrade’ Tek Kişiye Teslim Edilemez!
1/26/2017
Terörün Gölgesinde Rejim Değişikliği
1/9/2017
Yine Bildiklerini Okudular!
12/14/2016
Toplum Vicdanı Ayakta!
11/21/2016
Mevzu Başkanlık Değil!
11/9/2016
Hukuksuz Demokrasi
10/17/2016
Adalarımızın İşgaline Neden Sessiz Kalıyoruz?
10/4/2016
Yine Terör ve Sıfırlanan Yargı
7/4/2016
Cinsiyet Faşizmi
6/10/2016
Ali Cengiz Oyunları
5/24/2016
Cinsel istismar ve Devlet
4/12/2016
Hayaller Avrupa Gerçekler?
3/23/2016
Ataerkil Zihniyet ve Şiddet
3/8/2016
Kurt Kapanı
2/23/2016
Her Derde Deva Anayasa
2/8/2016
Kıdemime Dokunma!
1/25/2016
Başkanlık da Başkanlık!
1/11/2016
Postmodern Enerji Savaşları
12/16/2015
Suriye Denklemi!
12/1/2015
Sandık Başarısı
11/10/2015
Sansürlü Demokrasi
10/20/2015
Suriye Politikasında U Dönüşü!
10/5/2015
Pragmatik Stratejiler
9/21/2015
Artık Yeter!
9/8/2015
Çare Sizsiniz!
8/25/2015
Oyun İçinde Oyun!
8/12/2015
Çark Eden Suriye Politikası
7/28/2015
Çözümsüzlük Stratejisi!
7/14/2015
Sağduyu ve Suriye Çıkmazı
6/30/2015
Meclis Aritmetiği
6/12/2015
Tek Yol, Sandık!
5/16/2015
Siyasi Hesaplara Kurban Edilen Yaşamlar!
5/5/2015
Seçim Savaşları!
4/22/2015
Demokrasi ile Kutsanan Diktatörlük!
4/8/2015
Güç ve Parmak Hesabı!
2/25/2015
Kayıp-Kaçak Adaletsizliği
2/10/2015
İnternete Sansür
1/28/2015
Kentsel Dönüşüm Aldatmacası
1/13/2015
Bilimsel Eğitimin Ön Koşulu: Laiklik!
12/30/2014
İlk Makul Şüphe Operasyonu
12/16/2014
Kadın Erkek Eşitliğinde Haremlik-Selamlık!
12/2/2014
Demokrasi Maskesi ile Çıkartılan Paketler!
11/18/2014
Sömürü Düzeni
11/3/2014
Kuşatılmış yargı
10/20/2014
IŞİD Terörü ve Türkiye
10/9/2014
İnsani Yardım mı Yoksa Güvenlik Zaafiyeti mi?
9/23/2014
Eğitimde İdeolojik Dönüşüm...
9/11/2014
Hukuksuzluğun Yeni Adı; Teamül
8/26/2014
Bir Oy Deyip Geçmeyin
8/5/2014
Ulusal Çıkarlar ve Suriyeli Mülteciler
7/18/2014
Ya Cumhurbaşkanı, Ya Rejim!
7/4/2014
Dış Politikada Değişen Dengeler
6/18/2014
Özgürlüklere Sıkılan Biber Gazı!
6/8/2014
Zımnen Değiştirilen Hükümet Sistemi
5/29/2014
Fıtrat Değil, İhmal ve Sistem
5/20/2014
Çığlık Atmayı Bilmeyen Çocuklar!
5/7/2014
Süper Yetkili MİT!
4/20/2014
Seçim Oyunları
4/7/2014
Sandık Demokrasisi
3/25/2014
Gaflet Uykusundan Uyanmak!
3/17/2014
Can Çekişen Demokrasi
3/5/2014
Diktatoryal Rejimin Eşiğinde!
2/24/2014
SÖZDE DEMOKRATİKLEŞME ve MEDYA DENETİMİ
2/11/2014
Adaletin Tecellisi Umudu!
2/3/2014
YARGININ TASFİYESİ ve HSYK YASA TEKLİFİNDEKİ TUZAK
1/21/2014
Yargıda Başkanlık Sistemi!
1/13/2014
Algı Mühendisliği ve Bağımsız Yargı
1/3/2014
MEĞERSE HUKUK HERKESE LAZIMMIŞ!
12/24/2013
16 Adamızın İşgaline Neden Sessiz Kalıyoruz?
12/18/2013
Aydın İnsan ve Toplumsal Duyarlılık!
12/11/2013
Anayasa Mahkemesi Vakıf mı Kuruyor?
12/2/2013
İktidar Savaşlarına Kurban Edilen Dershaneler
11/20/2013
Demokrasi Tramvayından İnecek Var!
11/12/2013
Yeni Sistemle Mağdur Edilecek Milyonlar!
11/5/2013
Mustafa Kemaller 20 Yaşındadır!
10/28/2013
Toplum Vicdanında Balyoz
10/19/2013
Paketten Çözüm Süreci ve Yüzde 50 Çıktı!
10/3/2013
Cinsiyet Ayrımcılığı ve Kadın İstihdam Paketi
9/26/2013
Silahların Gölgesinde Demokratikleşme Paketi!
9/19/2013
Çocuk Gelinler
9/12/2013
Suriye Müdahalesinde Sıfır Öngörü Politikası
9/5/2013
Muhtemel Savaşın Ayak Sesleri
8/28/2013
Eğitim Sisteminde Çıkmaz!
8/22/2013
Yargı Bir Hesaplaşma Aracı Olabilir mi?
8/14/2013
Sansürsüz Basın ve Tek Adam Rejiminin Güçlendirilmesi
8/1/2013
Gerçek Demokrasi İçin; Şeffaf ve Güvenilir Bir Seçim Sistemi!
7/25/2013
Gezi'nin Faturası Üniversite Gençliğine Kesildi!
7/17/2013
Mısır'da Darbe Sonrası... Demokrasi İçin Laiklik!
7/10/2013
Gezi Gölgesinde Yabancı Petrol Lobisine Verilen Tavizler!
7/3/2013
Miadı Dolan Güç Siyaseti ve Dış Politikada Çifte Standart
6/25/2013
Gezi Müdahalesinin Asıl Sebebi, ABD'nin Suriye Kararı Olabilir mi?
6/18/2013
Katledilen Tarihi Emanet: Atatürk Orman Çiftliği!
6/11/2013
Türk Milleti "Ben Yaptım Oldu" Zihniyetine Dur Dedi!
6/5/2013
Sözde İleri Demokrasi İçin İllaki Hükümet Sistemi Değiştirilemli mi?
5/27/2013
Caydırıcılığı Olmayan Dış Politika ve Güvenlik Zaafiyeti
5/16/2013
İktidar Eliyle İmtiyaz ve Haksız Rekabet
5/12/2013
Eğitim Birliğine Büyük Darbe
5/5/2013
Bizim Kırmızı Çizgilerimiz Yok mu?
4/29/2013
YORUMLAR
Toplam 4 yorum var, 4 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Misafir 19 Mart 2018 Pazartesi 09:56

18.12 Sevinmemiz gerekirmiş biz de hemcins evlilikleri yokmuş:)) Ama ensest var, taciz var, tecavüz var, kadına şiddet var, kadın cinayetleri var... Ama ne gam ne keder, hemcins evlilikleri yok ya... Sözün bittiği yerdeyiz!

Yorumu oyla      4      2  
Misafir 16 Mart 2018 Cuma 18:12

ileride cinsiyet tercihlerini deyiştiriyor(eğitimle tabi:))erkek görünümlü kadın,kadın görünümlü erkek gibi.oysa yazarın hor görüp sıklıkla aşşağladığı(demekki bizden adam olmaz modu eğitimlede düzelmiyormuş eeyy yazar)anadolu halkı(o eğitimden geçmemişleri)yaşamın bir denge üzerine kurulduğunu,yaratılanın çift yaratıldığını bilir,ve buna iman eder.dediğiniz tedrisattan geçmediklerinden olsa gerek anadoluda hemcins evlilikleri yoktur.

Yorumu oyla      3      2  
Misafir 16 Mart 2018 Cuma 17:54

"Görüldüğü gibi, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı temel mücadele ancak ve ancak çağdaş, aydın, laik ve bilimsel bir eğitimle mümkün olabilir."Yani elma armut­da benzeyecek,bunun içinde doğal yollar mümkün olmadığından eğitim şart,hemide çağdaş,aydın ve bilimsel olacak.peki bu elma nekadarda benzese armut tadı verecekmi?kendini armut gibi hissedecekmi?.herşeye muhalif,isyankar yazarımızın önerdiği sistemle mümkün(eğitimle neler neler mümkün değilki),ama sorun şu ki benzeşme çabaları ilerie

Yorumu oyla      3      2  
Misafir 10 Mart 2018 Cumartesi 13:49

ATATÜRK ne güzel demiş "Kadının birinci görevi analıktır." Atatürkçü bütün kadınlara duyurulur. Sayın yazar dünyanın hiçbir yerinde eşitlik yoktur. Bunu unutmayın. Herkesin bir görevi vardır ve o görevlerini yerine getirdiği müddetçe sıkıntı yoktur. Aile hayatından uzak yetişen bir bireyden ne beklenebilir soruyorum. Kreşlerde çocuklara ne kadar ilgi gösterilebilir.

Yorumu oyla      7      4  
tusas, banner, reklam,
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
Yenilenecek seçimlerde kazanan değişir mi?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
borsa istanbul
döviz
fatih terim
MERSİN
Demba ba
Kuzey Kore
Brezilya
madenci
Melo