E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Fahrettin Damga

İyi ki meselenin ağaç olmadığını çabuk öğrenmiştik
1 Haziran 2020 Pazartesi

 

 

7 Şubat 2012’de dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın FETÖ mensubu savcı Sadrettin Sarıkaya tarafından KCK soruşturması kapsamında ifade vermeye çağrılmasıyla başladı her şey.

O sümsüklere bir cesaret gelmişti.

Belli ki devlet içindeki yapılanmalarını tamamladıklarına kani olmuşlardı.

Harekete geçtiler.

Başbakan Erdoğan planlanan ameliyatına daha önceden bir vatandaşımıza önceden verdiği çay içme sözü yüzünden gecikmemiş olsaydı bugün başka bir Türkiye’de yaşıyor olacaktık.

Çünkü masada kalması planlanmıştı.

O planı yapanlar vakit kaybetmeden MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı ifadeye çağırdı. Eğer Hakan Fidan Başbakan’a ulaşamayıp ifadeye vermeye gitseydi tutuklanacaktı.

Başbakan’a ulaşamayınca arayıp fikrini sorduğu Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ‘’İfadenizi verin, sorun olmaz’’ dediği konuşuluyordu.

Eğer o gün Başbakan Erdoğan olur da masadan kalkabilirse bile Hakan Fidan üzerinden ona ulaşılacak ve tasfiye edilecekti.

Ondan sonrası tufandı.

Plan sahipleri ‘’Tuzak kuranların en hayırlısı’’ olan Allah’ı (C.C) unutmuşlardı.  Başbakan Erdoğan’ın verdiği bir sözü yerine getirme hassasiyeti oyunu bozdu.

Beceremediler.

Son 8 yıldır ülke olarak geçtiğimiz korku tünelinin en önemli duraklarından biridir Gezi.

Gezi, çevre hassasiyeti görünümlü darbe girişimidir.

Ülkeyi ekonomik olarak sıkıntıya sokmak için planlanmış bir dış müdahaledir.

Boşa çıktıkça bir sonraki planı sahaya sürdükleri ve tüm planlar başarısız olunca FETÖ taşeronluğunda, ABD ve NATO’nun teknik direktörlüğünde 15 Temmuz 2016’daki hain işgal girişimine kadar devam eden ve bitmeyip Ak Parti’den 2 yeni parti çıkartarak yeni bir planı uygulamaya koydukları günümüze kadar gelen bir sürecin en önemli parçalarından biridir.

Neler yaşamadık ki bugüne kadar?

Anlat anlat bitmez.

17/25 Aralık mı desem yoksa MİT Tırları mı?

50 insanımızın katledildiği, Ayn el Arap’a DEAŞ saldırısı bahanesiyle Selahattin Demirtaş’ın çağrısıyla başlatılan ve bir iç savaş provası olan 6-8 Ekim Olayları’nı mı yoksa hükümetin eleştirilere rağmen başlatıp arkasında durduğu Çözüm Süreci’ni hazırlık için kullandıkları sonradan ortaya çıkan öz yönetim hikayesiyle başlattıkları çukur siyasetini mi?

Bizi karanlığa teslim etmek için kimi zaman PKK kimi zaman DEAŞ görüntüsü altında patlattıkları bombalarla vatandaşlarımızı katletmelerini mi?

‘’Esad gitmezse Erdoğan gider’’ propagandası ve mezhep taassubuyla destekledikleri eli kanlı katili desteklemelerini mi?

MHP’yi tarla kongreleriyle ele geçirip kirli planlarına alet etmeye çalışmalarını mı?

Ya da Suriye’nin Kuzeyi’nde kurmak istedikleri terör koridoruyla bizi çevrelemek istemelerini mi?

İstediklerini almak için bizi oradan oraya sürüklemeye, çaresiz bırakmaya çalıştılar.

Şükür ki başaramadılar.

Gezi Kalkışması’na ülke olarak hazırlıksız yakalandık. Özellikle FETÖ’nün henüz tam olarak yüzünü göstermeyip tüm mensupları eliyle alttan alta çalıştığı günlerdi.

Sosyal medyanın ve özellikle Twitter’in nasıl kullanıldığıyla yüzleştiğimiz, ilk ‘’toplumsal kaos eliyle darbe girişimi’’ denemesiydi.

Gezi’den sonra artık ne yapmaya çalıştıklarına dair çok önemli bir know-how’umuz oluştu. Nasıl çalıştıklarını, bağlantılarını gördük. Sonraki olaylar için tecrübe kazandık.

Faizlerin ilk dış borcu aldığımız 1853 yılındaki Kırım Savaşı’ndan beri en düşük seviyede (%4,50) olduğu bir süreçte bundan 7 yıl önce Mayıs 2013’ün son günlerinde Taksim Gezi Parkı’ndaki ağaçların sökülmesiydi bahane.

Çok romantikti.

HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ön plandaydı ilk günlerde. Çalışma yapan iş makinelerini durdurmaya çalışıyordu sözde.

3. günden sonra oldu olan. Gezi Parkı içindeki protestocuların yattığı çadırlar insanlar içerisindeyken FETÖ mensubu polisler tarafından yakıldı ve olaylar alevlendirildi.

Süreç, hızla bir isyana dönüştürülmeye çalışıldı.

FETÖ, özellikle sosyal medya üzerinden yönlendirme ve mensubu olan polis amirleri ve polisler eliyle olayın tam göbeğinde olmasına rağmen henüz yüzünü açık açık gösterip, hükümet karşıtı bir pozisyon almamıştı ama bu yönde emareler vardı.

Sonunda iş çığırından çıktı. Artık marjinal gruplar ve vandallar sahadaydı. El altından Soros’un çocuklarından aldıkları 200 TL’lik banknotların etkisiyle yakıp yıkıyorlardı.

Yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarındaydı.

Yaralananlar büyük holdinglere ait otellerin alt katlarında kurulan merkezlerde tedavi ediliyordu.

Özgürlük ve hak arama işin makyajıydı. Belediye otobüsleri, polis arabaları, naklen yayın araçları yakılıp kullanılamaz hale getirildi. Etraftaki esnafın ekmek teknesi dükkanlar, banka şubeleri saldırıya uğradı, kullanılamaz hale geldi.

Gösteriler ülkenin yaklaşık 40 iline yayıldı. Polisimiz şehit edildi.

Hayatı durdurmaya çalıştılar.

Dünyaca ünlü yayın kuruluşları CNN, BBC Taksim Meydanı’ndan canlı yayın yapıyorlardı heyecanla. Hatta hala BBC Türkçe’de çalışan bir muhabir eliyle ekonomiyi durdurmaktan bahsediyorlardı. Aslında bir niyet beyanının afişe edilmesiydi bu.

Dertleri de oydu.

Beklentileri hükümetin yıkılmasıydı. Yıkılmazsa ekonomik olarak zorlanmalıydı.

Kalabalıklar İstanbul’un parklarında devrim yapma heyecanıyla forumlar yapıyorlardı. Yabancı ajanlar cirit atıyordu aralarında.

Özellikle Alevi vatandaşlarımızın desteğini almak ve hükümete karşı doldurmak için onların çocuklarını kurban ettiler. Olaylarda hayatını kaybedenler Alevi vatandaşlarımızın çocuklarıydı. Şükür ki bugüne kadar üzerlerine oynanan oyunlara düşmeyen Alevi vatandaşlarımız yine gelmedi oyuna.

İstediklerini alamadılar.

Başbakan Erdoğan 3-6 Haziran 2013 tarihlerinde Kuzey Afrika seyahatine çıkarken kaçtığı algısını oluşturmaya çalışıp heyecanlandılar.

Rahmetli Özal’ın danışmanlığını ve Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğü’nü yapmış, eski Ak Parti milletvekili Fevzi İşbaşaran’ın ‘’Kapıları kapatın kaçıyor’’ diye tweet atmasına şahit olduk.

Onlara göre her şey tamamdı.

Başbakan Erdoğan’a vekalet eden dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Başbakan Vekili sıfatıyla Gezi Platformu’yla yaptığı toplantının ardından ‘’mesajı aldık’’ diyordu.

Hangi mesajı aldığı sonradan anlaşıldı.

Meğerse iş ağaç hassasiyetinden öteydi. Ağızlardaki baklalar dökülmüştü. Zaten Mehmet Ali Alabora dememiş miydi ‘’Mesele ağaç değil sen hala anlamadın mı?’’ diye.

Platformun talepleri Gezi Parkı’nın park olarak kalması, Topçu Kışlası yapılmayacağının açıklanması, AKM'nin yıkımından vazgeçilmesi, olayların yaşanmasına neden olan sorumluların görevden alınması, gaz bombası kullanımının yasaklanması, gözaltına alınanların derhal serbest bırakılması, 1 Mayıs alanı olan Taksim ve Kızılay başta olmak üzere Türkiye'deki tüm meydanlarda toplantı, gösteri yasaklarına son verilmesi,  ifade özgürlüğünün önündeki tüm engellerin kaldırılması talepleriyle başlıyor, Yavuz Sultan Köprüsü, İstanbul Havalimanı, Marmaray, Kanal İstanbul, HES’ler gibi ülkede ne kadar planlanan büyük proje varsa yapılmaması isteniyordu. Zannedersin savaşı kazanmışlar da barış masasında taleplerini sıralıyorlar.

Bugün artık  bu mesajları alan o günün Başbakan Vekili’nin kimin vekili olduğunu biliyoruz. ‘’Mesajı aldık’’ cümlesini duyduğunda Başbakan Erdoğan’ın elindeki tableti yere fırlattığı dilden dile dolaştı o günlerde.

Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül olaylardan gurur duyduğunu açıkladı. Gösterilere üstü kapalı bir destek gibi algılandı bu açıklama.

Bugüne geldiğimizde bu açıklamanın sebebinin bugün artık kesinleşmiş yol ayrımı olduğunu görebiliyoruz.

Erdoğan, Kuzey Afrika gezisi dönüşü Atatürk Havalimanı’nda milyonlar tarafından karşılandı ve geri adım atmadı. Ankara’ya geçen Başbakan’ın Esenboğa Havaalanı’ndan merkeze gelmesi sevinç gösterileri arasında saatler aldı.

Evinde zor tuttuğunu ifade ettiği halkı ile 16 Haziran 2013’te İstanbul Zeytinburnu Kazlıçeşme’de kucaklaştı. Yaptığı mitinge tarihte eşi benzeri olmayan mahşeri bir kalabalık katıldı.

Hükümetin devrileceğini zanneden hem içeri hem dışarıdaki kesimlere karşı büyük bir meydan okumaydı bu.

Bu miting gösterilere katılanların moralini bozup, dirençlerini kırdı.

Büyük çoğunluk, azgın azınlığın kendi iradesini bir kez daha çalmasına göz yummayacağını açıkça ilan ediyordu.

Bu,Cihangir kafelerinde üs kurup Beşiktaş Çarşı Grubu’nun öncülüğündeki bir kesimin Dolmabahçe’deki Başbakanlık Çalışma Ofisi’ni ele geçirmesini müteakip CNN ve BBC ekranlarında bunu heyecanla anlatmayı bekleyen Türk basınının akbabalarının hayallerinin de sonu anlamına geliyordu.

Başaramayıp hüsrana uğradılar.

Meselenin ağaç olmadığını anlamış ve iyice özümsemişti millet. İradesini de kimselere ezdirmeye niyeti yoktu.

Fakat olayların ülkeye maliyeti yaklaşık 120 Milyar $ oldu. Faizler 29.01.2014’te yapılan toplantı ile Merkez Bankası tarafından sert bir tavırla %10’a yükseltildi. Yani ülke yüzde yüzden daha pahalı borçlanabilecekti artık.

Faiz lobisi bayram etti. Bu işin kazananı onlar oldu. Faizde o günlerde başlayan yükseliş sonraki yıllardaki olayların etkisiyle %24’lere kadar yükseldi. Bugün hala Gezi’nin başladığı günlerdeki seviyeye inebilmiş değil.

Döviz kurlarında o süreçte başlayan yükseliş bir daha eski haline hiç dönmedi.

O günden bugüne çok şey değişti.

Plan sahipleri tam olarak istediklerini alamamış olsalar da bugün artık İstanbul ‘’Zulüm 1453’te başladı’’ diyen zihniyetin eseri olan Gezi Kalkışması’nı  ‘’Şehrin yeşiline ve demokrasisine saygı göstermeyenlere karşı milyonların derin bir nefes alışı oldu Gezi. Kaybettiğimiz canları rahmetle anıyorum.’’ diye öven bir belediye başkanı tarafından yönetiliyor.

Aynı belediye başkanı bugünlerde İstanbul’u fethederek Peygamber Efendimiz’in methine mazhar olan ve o zulmü Gezi vandallarına yaşatan Fatih Sultan Mehmet’in medfun bulunduğu alandaki eli arkasında lakayt,  aynı zamanda saygısızca bulunan tavırları ve Gülbahar Hatun türbesine karşı attığı tekme iddiasıyla gündemde.

Ne büyük bir acı Aziz İstanbul için.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise resmi sosyal medya hesabından ‘’Mesele esir düşmekte değil, teslim olmamakta bütün mesele’’ cümlesi eşliğinde yayınladığı bir videoyla Gezi Kalkışması’nı kutsadı.

Tam da Kılıçdaroğlu’nun mesajı üzerinden bitirelim.

Bu millet 8 yıldır kendi iradesini yok sayıp esir almak isteyen ve kendisinin de içinde olduğu dış destekli konsorsiyuma ne esir düştü ne de  teslim oldu.

Gün geçtikçe mücadele etmeyi öğrendi. Üstad Necip Fazıl’ın dediği gibi bir daha ‘’Öz vatanında garip, öz vatanında parya’’ olmaya niyeti yok.

Bağımsız Büyük Türkiye yoluna baş koymuş bir halde, bir daha ülkemizin  burnuna ne ABD-Avrupa ne de IMF halkası takıp istediklerini yapabilecekleri bir günü yaşamamak için var gücüyle mücadele ediyor.

Vazgeçecek gibi de görünmüyor.

Türkiye er ya da geç bu karanlık tünelden çıkacak aydınlık günlere yürüyecek. Onlar istese de istemese de.

Hiç kimse de bu yürüyüşü durduramayacak. Hiç şüpheniz olmasın.

 

 

 

 

 

 

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 12667 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
28 Şubat’ın suyu yeniden mi ısıtılıyor?
5/19/2020
Darbeye meydan okuma tamam da niyetin kaos olmadığından emin olabilir miyiz?
5/12/2020
Ne haftaydı ama?
5/5/2020
CHP Sokağın taşlarını mı döşemeye çalışıyor?
4/28/2020
CHP bunu neden yapıyor?
4/20/2020
Süleyman Soylu neden istifa etti?
4/13/2020
Bu salgından şüphelenmek için çok sebebimiz var
4/7/2020
Türkiye’nin Koronavirüs mücadelesindeki eşgüdüm ve başarı kimi rahatsız etti?
3/19/2020
Ali Babacan ve ‘’DEVA’’ metaforu üzerine
3/10/2020
Türkiye-Rusya arasındaki ek protokol nasıl geldi, ne içeriyor?
3/6/2020
CHP ve Kılıçdaroğlu şehitlerimizden iktidar devşirmeyi mi planlıyordu?
3/3/2020
Erdoğan ve Ak Parti’nin kamburu: Bülent Arınç
2/28/2020
YOKSA DEJAVU MU?
2/25/2020
Darbe ruhu hala damarlarında dolaşanlar
5/28/2018
Son çareleri dövizdeki yükseliş ve ekonomik kriz mi?
5/24/2018
Kudüs nöbetini devralma sırası ve 24 Haziran
5/21/2018
İsrail politikasında artık yeni şeyler söylemek lazım
5/17/2018
Takke düştü gerçek Karamollaoğlu göründü
5/14/2018
Uyursak Ölürüz
5/10/2018
İnce İnce siyaset ve Sisi
5/7/2018
Hani ittifaka karşılardı?
5/3/2018
Abdullah Gül Ak Parti tabanından neden tepki gördü?
4/30/2018
Abidik Gubidik İttifakı’nda Abdullah Gül denklemden çıktı mı?
4/26/2018
Proje terör örgütlerinden sonra proje siyasi partiler devrede
4/23/2018
Seçim tarihi açıklandı, muhalefet çarşısı karıştı
4/19/2018
MHP ve Devlet Bahçeli neden ilkeler ittifakından bahsedenlerin hedefinde?
4/16/2018
3. Dünya Savaşı’nın eşiğinde miyiz?
4/12/2018
Esad katliamlarıyla ABD-Avrupa ve İsrail’e can suyu mu veriyor?
4/9/2018
En büyük kabusları enerji açığını kapatan Türkiye
4/5/2018
Türkiye artık hafife alınacak bir ülke değil
4/2/2018
Bayram değil seyran değil ABD ve Avrupa bizi niye öpmeye çalışıyor?
3/29/2018
Batıyı Türkiye’yi kaybetme korkusu sardı
3/26/2018
Türkiye’nin yapım projesi ile Batının yıkım projesi!
3/22/2018
Mehmetçik ve Devlet Bahçeli’nin kesişen kaderi
3/19/2018
Kazanacakları seçimi niye boykot etsinlermiş. Duy da inanma.
3/15/2018
Cumhur İttifakı, getirdikleri, itirazlar ve çaresizlik
3/12/2018
ABD’nin DEAŞ maymuncuğu ve psikolojik harekat
3/8/2018
ABD’nin Türkiye çaresizliği
3/5/2018
Saadet Partisi için normal olan ne, bir tuhaflık yok mu?
3/1/2018
Türk, neden beklenen ve özlenen?
2/26/2018
CHP AGRESİFLEŞMESİN DE BİZ Mİ AGRESİFLEŞELİM?
2/23/2018
Sahada ne kadar varsan, masada o kadar varsın
2/19/2018
ABD tiyatroyu daha ne kadar sürdürebilir
2/15/2018
100 yıllık hesap ve ABD’nin planı
2/12/2018
ABD'nin talepleri CHP'ye Atatürk'ü unutturuyor mu?
2/8/2018
CHP KURULTAYI’NA DAİR
2/6/2018
YORUMLAR
Toplam 2 yorum var, 2 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Misafir 6 Haziran 2020 Cumartesi 19:03

ya ağbi sizin kulağınız deliktir. sokağa çıkıyorum ama fazla uzağa çıkmaya çekiniyorum. millet çıkma diyo hala. yan komşuyla konuştum. Cumhurbaşkanı çıkabilirmişiz demiş. iyice kafam karıştı. 3150 lira da az para diğil. polis hiç sekirmeden yazıyo cezayı. şimdi nasıl yani. çıkabilirmiyiz yoksam çıkamazmıyız.

Yorumu oyla      0      0  
Nilgün Tosun 1 Haziran 2020 Pazartesi 14:15

Sn.Damga Yüreğinize Kaleminize Sağlık Başarılar

Yorumu oyla      31      31  
Mesa Mesken, Bodrum, reklam, banner,
Aydın, belediye, Özlem Çerçioğlu, Ege et, koronavirüs, önlem,
tusas, banner, reklam,
meclis kulisi,
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
Koronavirüse karşı önlem aldınız mı?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
borsa istanbul
Ak Parti
Beyaz Saray
IŞİD
Jose Mourinho
kardeş
mülteci
Alba Berlin
Devlet Bahçeli