E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Sibel Kızılkaya İtkü

Gezi'nin Faturası Üniversite Gençliğine Kesildi!
17 Temmuz 2013 Çarşamba

İktidar, toplumdaki gerginliği arttıran, meydan okuyan ve kutuplaştıran siyasetinden ne yazık ki vazgeçmiyor.

Başbakan Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde havaalanı açılışı için gittiği Bingöl’de  yaptığı konuşmada, daha önce  kahramanlık  destanı yazdıklarını ilan ettiği polislerin vatandaşa uyguladığı şiddeti,  bu kez de “Eğer şiddet varsa, şiddetin karşılığı şiddettir” sözleriyle bir kez daha meşrulaştırması  ise, bunun son örneği olmuştur.

Halbuki,  şiddeti önlemek konusunda özel eğitim almış ve şiddet uygulamadan da  halkı yatıştırabilecek pek çok yöntem ve araca sahip  olan  polise, öncelikle sağduyulu olmalarını telkin etmesi  ve itidal çağrısı yapması gerekirken, aksine   polisin orantısız gücüne bu sözlerle bir kez daha  prim vermesi,  nasıl izah  edilebilir?

Yine  üniversitelerde hiçbir öğrencinin  hayatını tehdit altında görmek istemediklerini belirterek,   devlet üniversitelerinde çok kısa zaman sonra, artık özel güvenliğin değil,  polisin görev yapacağından” bahsetmesi ise, Gezi olaylarının faturasının üniversite gençliğine kesildiğinin de,  en açık göstergesidir.

Ancak ne var ki,  gençleri korumak amacıyla artık üniversitelere polisin gireceğinden bahseden sayın Başbakan, aynı konuşmada Gezi olaylarında polisin aşırı ve orantısız güç kullanımı neticesi Türk Tabipler Birliği’nin  açıkladığı rapora göre;  6 kişinin öldüğüne, 60'ı ağır olmak üzere 8 bin kişinin  yaralandığına, 11 kişinin gözünü kaybettiğine ve  103 kişinin   kafa travması geçirdiğine ise  hiç değinmemiştir.

Eğer iktidarın bu düşüncesi  uygulamaya geçerse, bundan sonra üniversitelerde  özel güvenlik yerine,   artık elinde copu, biber gazı, belinde silahıyla polisler   kol gezecek,  sanki üniversitelerde her gün cinayet işleniyormuş,  öğrenciler ellerinde molotoflarla dolaşıyormuş gibi üniversitelerin sözde güvenliklerini sağlayacaklardır!

Halbuki üniversite ile polis bir arada anılacak kavramlar dahi değildir. Polisin varlığı üniversitedeki düşünce ve fikir özgürlüğüne darbe indireceği gibi, eğitim kalitesini ve sosyal hayatı da olumsuz etkileyecektir.  Yarım asırdır  yaşananlar göstermiştir ki; üniversitelerdeki en ufak tartışmaya bile polisin müdahalesi, şiddeti körüklemektedir. Bu yüzden  polisin üniversiteye  girmesi demek,  üniversite içindeki gerilimlerin artması, çatışmaların da  büyümesi  anlamına gelecektir.

Üniversitelilerin üniversite içerisinde tartışma ortamı bulmaları, seslerini duyurmaları, toplantı ve açıklama yapmaları en  demokratik  haklarıdır. Ancak polisin bu alana  girmesi,  eşyanın doğası gereği üniversitede korku iklimi yaratacak, bir yerde öğrenciler üzerinde baskı kuracaktır. Zaten üniversitelerde polisin varlığı, üniversitelerin kuruluş felsefesine de tamamen tezat bir durumdur.

 

Özgür düşüncenin, bilimin yeşerdiği üniversitelerde, dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde polis bulunmazken, yapılacak böyle bir düzenleme,  bir yerde sahip olduğumuz özgürlüklerden,  daha da geriye gitmemiz anlamına da gelecektir.  Üstelik  temel hak ve özgürlüklerin daha da arttırılması isteğiyle,  yeni anayasa çalışmalarının yapıldığı böylesine bir dönemde, özgürlüklerin bu şekilde kısıtlanacak  olması, gerçekten  tam  bir ironidir.

Türkiye’de 12 Mart darbesine kadar, üniversite özerkliğine uygun olarak polis üniversite sınırları içerisine, rektörün çağrısı haricinde girememişti. Ancak 12 Mart darbesiyle birlikte polis üniversiten çıkmamış, darbe sonrasında da, “rektör çağrısı” şartı korunurken, fiiliyatta ise  bu şart önemsenmemişti.  12 Eylül ise bu garabeti  daha da perçinlemiş, o dönemde  herkes düşüncesine göre ayrıştırılmıştı. Polisler üniversitelerden çıkarıldığında ise doğal olarak bu durum ‘büyük demokrasi adımı’ olarak görülmüştü. Peki o zaman, bugün geldiğimiz noktada polisin üniversitelere tekrar girecek olmasını nasıl değerlendirmemiz  gerekiyor? Yorumu artık sizlere bırakıyorum.

Zaten 2010 yılında Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından yapılan ve üniversitelerde daimi sivil polis varlığını öngören düzenleme ise Danıştay 8. Dairesi 2010/9401 esas sayılı kararıyla hukuka aykırı bulunarak yürütmesi durdurulmuştu. Başka bir deyişle;  tamamen hukuka aykırı böyle bir uygulamanın hukuki alt yapısı da bulunmamaktadır.

Dolayısıyla üniversitelerde kalıcı bir polis gücü oluşturmak , akademik özgürlük ve üniversite özerkliğine karşı yapılabilecek en büyük saldırı olacağı gibi, toplumdaki gerilimi ve huzursuzluğu da arttıracağından,   iktidarın bu konuda son derece sağduyulu ve öngörülü hareket ederek geri adım atması, toplumun huzur ve güvenliği ayrıca   bilim yuvası üniversitelerin de geleceği açısından,  son derece hayati öneme sahiptir.

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 16585 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YORUMLAR
Toplam 11 yorum var, 5 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Misafir 22 Temmuz 2013 Pazartesi 21:59

Güzel değerlendirme ama az gelişmiş ülkeler üzerinde oyun oynayan hatta bahse giren toplum mühendislerinin gözünden bakacak olursak,nasıl karıştırır ve iç savaş çıkarırızın yeni yöntemi sanki bu olacak gibi.Uçağımızı düşürdüler,olmadı.Hatay gibi bazı bölgelerde toplu katliamlar yaptırdılar,olmadı.Çünkü Afganistan,Pakistan gibi ülkelerden aldıkları tepkiyi alamadılar.Baktılar ki ülkede GENÇLİK birşeyler yapıyor,onları kışkırtıp bakalım,herhalde olacak,hesabının yapıldığı bir durumdur bu ben

Yorumu oyla      5      0  
Misafir 22 Temmuz 2013 Pazartesi 17:59

Çok güzel bir yazı olmuş.Bir çok kişinin görmezlikten geldiği bir konuya değinmişsiniz.Düşüncelerinize katılıyorum.Umarım gerekli yerlere mesaj ulaşmıştır.LAL

Yorumu oyla      4      0  
Misafir 22 Temmuz 2013 Pazartesi 17:58

Çok güzel bir yazı olmuş.Bir çok kişinin görmezlikten geldiği bir konuya değinmişsiniz.Düşüncelerinize katılıyorum.Umarım gerekli yerlere mesaj ulaşmıştır.

Yorumu oyla      0      0  
Misafir 20 Temmuz 2013 Cumartesi 14:50

Cok guzel bir yazı olmuş. Ellerinize saglık.

Yorumu oyla      8      2  
Misafir 19 Temmuz 2013 Cuma 15:56

Bu yasanın çıkmaması tüm öğrenciler için çok önemlidir. Hülya Hanımın da dediği gibi zor şartlarda üniversiteyi kazanmış ve bu zor yaşam koşullarında hayata tutunmaya çalışan biz gençler, başımızda bekçi, üniversilerde gerginlik istemiyoruz.

Yorumu oyla      10      0  
chp, banner, yerel seçim, 31 Mart,
tusas, banner, reklam,
Aydın belediyesi, Arapapıştı kanyonu,
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
Yerel seçimlerde hangi parti sürprize imza atar



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
Sağlık
hollanda
İran
Euro
DEAŞ
premier lig
Çankaya Köşkü
voleybol
Şota Arveladze