E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Sibel Kızılkaya İtkü

Gaflet Uykusundan Uyanmak!
17 Mart 2014 Pazartesi

Bu gaflet uykusundan gün gelip de uyanacağımıza, artık inanmak istiyorum.
Ötekileştirme ve kutuplaştırma siyasetinin son bulduğu, iktidarın toplumu germekten vazgeçtiği, hukukun ayaklar altına alınmadığı, yargının siyasetin elinde oyuncak olmadığı, yolsuzluğun ve rüşvetin ayyuka çıkmadığı, çocuklarımızın öldürülmediği ve özellikle seçimlerde sağduyu ve vicdanın galip geleceğine artık gerçekten inanmak istiyorum.
Ancak ne var ki günbegün gelişen olaylar ve özellikle iktidarın sert söylemleri,  bu temennilerimin gerçekleşebileceğine olan inancımı da gittikçe azaltıyor.
Son olarak 269 günlük yaşam mücadelesinin ardından Berkin Elvan’ın ölümü ise toplumu derinden etkilemiş, Gezi olaylarından bu yana zaman zaman artan toplumsal tepkiyi daha da körüklemiştir. Çünkü toplumu tef gibi geren bu gerginliğin arkasında, tıpkı rüşvet ve yolsuzluk iddialarında olduğu gibi bu ölümlerin faillerinin de cezalandırılmayacağı,  adaletin tecelli etmesine imkân tanınmayacağı şüphesi hâkimdir. Kaldı ki bir toplumda adalete olan güven kalmamışsa, o toplumda toplumsal gerginlik ve kaosun kaçınılmaz bir hal aldığını tarih pek çok kez göstermiştir. 
Berkin Elvan, Gezi Parkı protestolarının başlamasından bu yana hükümetin acımasız müdahalelerinde yaşamını kaybedenlerin en küçüğüdür. Cenazesine yüzbinler sel olup akmış,  acısı çığ gibi büyüyerek tüm ülkeyi sarmıştır. Aslında Gezi olaylarından sonra ilk kez böylesine toplumsal bir kırılma yaşadığımız bu olayın,  sosyolojik olarak çok iyi okunması gerekir.  Ancak korkarım ki,  iktidar tarafından Berkin Elvan’ın ölümünün ardından oluşan bu toplumsal tepki de, yine tıpkı Gezi olayları gibi hükümeti devirmek için batılı güçlerin tezgâhladığı yeni bir darbe girişimi olarak yorumlanmıştır.
Aslında Amerika’yı tekrar tekrar keşfetmeye gerek yoktur.  Sadece tarih boyunca yapılan hatalardan ders çıkarılmaya çalışılması bile,  benzer hataların tekrarlanmasının önüne geçebilir.  Bu nedenle iktidar yetkililerine düşen en birincil görev,  tarihi iyi bilmek olmalıdır. Aksi halde tarihsel süreç içerisinde tüm otoriter ya da totaliter rejimlerin kullandığı en önemli aracın nefret söylemi olduğunu ve böylesi bir iktidarın toplumdaki bu gerginlikten beslendiğini bilemezsiniz. Ya da bu nefret söylemi neticesinde bu iktidar tarafından pek çok düşman yaratılarak her türlü suçun onlara yüklendiğini de. O zaman tıpkı şimdi olduğu gibi, tüm bunları yaşayarak öğrenmeniz gerekir. Hatta ve hatta bu söyleme sığınan bir iktidarın, toplumsal gerginliğin müsebbibi olduğunu, ülkede kamplaşmalar ve kutuplaşmalara yol açarak,  siyasal çatışmaları ve kadın cinayetlerini dahi arttırdığını da bilemezsiniz. Aslında şöyle bir düşünülecek olursa, özellikle son zamanlarda kadın cinayetlerinin bir hayli artmasının kökeninde bile,  erkek egemen zihniyetin hâkim olduğu toplumumuzda, bulaşıcı olan nefret söyleminin yattığı açıkça görülebilir.
Başka bir deyişle,  sebep-sonuç ilişkisi kapsamında tarih boyunca yaşananlardan dersler çıkararak toplumu doğru okumanın demokrasiler için son derece önemli olduğu, iktidar yetkililerince mutlaka bilinmelidir!
Hukuki Garabet
Geçtiğimiz haftalarda İlker Başbuğ’un tahliyesiyle başlayan tahliyeler zinciri, bir taraftan toplumda sevindirici bir etki yaratırken,  diğer taraftan Danıştay cinayetinin faili Alpaslan Aslan ile Zirve yayınevi cinayetinin failleri hakkında da aynı tahliye kararlarının verilmesi ise, toplum vicdanını bir hayli rahatsız etmiştir. Ancak ne var ki  bu cinayet sanıklarının başka suçlardan tutukluluklarının devam etmesi nedeniyle tahliye edilememeleri,  bir yerde toplumda oluşabilecek infial duygusunun önüne geçmiştir.  Ancak en vahimi ise bu hususu, kanunu hazırlayanların öngörememiş olmasıdır.
Kaldı ki kanun hazırlanırken bu tahliyelerin herkesi kapsayacağı düşünülerek  “Adam öldürme fiilleri” hariç diye bir ibare konulabilirdi. Tabi ki bu durum da,  tıpkı diğer kanunların hazırlanmasında olduğu gibi “Ben yaptım oldu” zihniyetiyle değil de, yapılacak düzenlemelerin olası sonuçlarının konuşulup tartışılarak, uzlaşı halinde hazırlanmasını gerektirirdi.
Ergenekon tutuklularıyla ilgili olarak, 21 Ağır Ceza mahkemesi ve diğer Ağır Ceza Mahkemeleri; “azami tutukluluk süresinin ancak 5 yıl olabileceği ve ayrıca delillerin toplanmış olması, karartılma kuşkusunun kalmaması”  gibi gerekçelerle sanıklar hakkında tahliye kararı verirken, 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin  aynı yöndeki tahliye taleplerini reddetmesi ise  kafaları bir hayli karıştırmıştır. Peki, aynı kanuna dayanarak iki ayrı mahkeme, nasıl iki farklı karar verebilmiştir? 
 Ayrıca 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, Özel Yetkili Mahkemelerin görevine ancak HSYK’nın  son verebileceğini, bu nedenle görevlerinin devam ettiğini  iddia etmesi ise oldukça düşündürücüdür. Hâlbuki Anayasamız gereği;   Özel Yetkili Mahkemeleri kuran yasayı da, varlığına son veren yasayı da, ancak TBMM hazırlayabilir. Bu nedenle, kanunla Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılmasının ardından artık bu mahkemelerin kendileri de, verdikleri kararlar da yok hükmündedir. Zaten HSYK düzenlemesiyle yargı bağımsızlığının sona erdiği böylesi bir ortamda,  bir de yargı kaynaklı bir karmaşaya düşülmesi, sorunları çözmesi gereken mahkemeleri bizzat sorunun parçası haline getirecektir.
 Bu nedenle seçim sathına girdiğimiz bu süreçte tüm bunların çok iyi irdelenip, değerlendirilmesi şarttır. Önümüzdeki yerel seçimlerin, Başbakan’ın da son konuşmalarının birinde ilan ettiği gibi genel seçim niteliğinde olduğunun bilinciyle hareket edilmesi, demokrasi geleceğimiz açısından son derece önemlidir. Özellikle herkes çok iyi bilmelidir ki;  Cumhuriyetimizin, ona sahip çıkacak bir tek oy kaybına dahi, artık tahammülü kalmamıştır!

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 30489 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Can Çekişen Demokrasi
3/5/2014
Diktatoryal Rejimin Eşiğinde!
2/24/2014
SÖZDE DEMOKRATİKLEŞME ve MEDYA DENETİMİ
2/11/2014
Adaletin Tecellisi Umudu!
2/3/2014
YARGININ TASFİYESİ ve HSYK YASA TEKLİFİNDEKİ TUZAK
1/21/2014
Yargıda Başkanlık Sistemi!
1/13/2014
Algı Mühendisliği ve Bağımsız Yargı
1/3/2014
MEĞERSE HUKUK HERKESE LAZIMMIŞ!
12/24/2013
16 Adamızın İşgaline Neden Sessiz Kalıyoruz?
12/18/2013
Aydın İnsan ve Toplumsal Duyarlılık!
12/11/2013
Anayasa Mahkemesi Vakıf mı Kuruyor?
12/2/2013
İktidar Savaşlarına Kurban Edilen Dershaneler
11/20/2013
Demokrasi Tramvayından İnecek Var!
11/12/2013
Yeni Sistemle Mağdur Edilecek Milyonlar!
11/5/2013
Mustafa Kemaller 20 Yaşındadır!
10/28/2013
Toplum Vicdanında Balyoz
10/19/2013
Paketten Çözüm Süreci ve Yüzde 50 Çıktı!
10/3/2013
Cinsiyet Ayrımcılığı ve Kadın İstihdam Paketi
9/26/2013
Silahların Gölgesinde Demokratikleşme Paketi!
9/19/2013
Çocuk Gelinler
9/12/2013
Suriye Müdahalesinde Sıfır Öngörü Politikası
9/5/2013
Muhtemel Savaşın Ayak Sesleri
8/28/2013
Eğitim Sisteminde Çıkmaz!
8/22/2013
Yargı Bir Hesaplaşma Aracı Olabilir mi?
8/14/2013
Sansürsüz Basın ve Tek Adam Rejiminin Güçlendirilmesi
8/1/2013
Gerçek Demokrasi İçin; Şeffaf ve Güvenilir Bir Seçim Sistemi!
7/25/2013
Gezi'nin Faturası Üniversite Gençliğine Kesildi!
7/17/2013
Mısır'da Darbe Sonrası... Demokrasi İçin Laiklik!
7/10/2013
Gezi Gölgesinde Yabancı Petrol Lobisine Verilen Tavizler!
7/3/2013
Miadı Dolan Güç Siyaseti ve Dış Politikada Çifte Standart
6/25/2013
Gezi Müdahalesinin Asıl Sebebi, ABD'nin Suriye Kararı Olabilir mi?
6/18/2013
Katledilen Tarihi Emanet: Atatürk Orman Çiftliği!
6/11/2013
Türk Milleti "Ben Yaptım Oldu" Zihniyetine Dur Dedi!
6/5/2013
Sözde İleri Demokrasi İçin İllaki Hükümet Sistemi Değiştirilemli mi?
5/27/2013
Caydırıcılığı Olmayan Dış Politika ve Güvenlik Zaafiyeti
5/16/2013
İktidar Eliyle İmtiyaz ve Haksız Rekabet
5/12/2013
Eğitim Birliğine Büyük Darbe
5/5/2013
Bizim Kırmızı Çizgilerimiz Yok mu?
4/29/2013
YORUMLAR
Toplam 8 yorum var, 5 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Misafir 3 Nisan 2014 Perşembe 10:37

Sayın Yazar, gayet bilgilengirici ve farkındalık oluşturu bir yazı olmuş. Fakat maalesef okumayan, düşünmeyen,görmeyen ve farkında olmayan bir millet olduğumuz için iyileşmeye yönelik umutlarımız giderek azalmaktadır.Sizin gibi yılmayan güçlü insanlara, güçlü kalemlere her zamankinden daha çok ihtiyacımız var...(E.B)

Yorumu oyla      2      0  
Misafir 20 Mart 2014 Perşembe 18:41

Sibel Hanım yazınızın her satırı, her kelimesi seçimin kıyısında bulunduğumuz şu günlerde doğru yolu göstermek anlamında mutlaka dikkatle okunması gerek diye düşünüyorum. Ancak bu noktada üzerinde durulması gereken husus; bizler, ötekiler, diğerleri(gunümüzde nasıl adlandırılıyorsa)herkesin elini vicdanına koyarak objektif olarak bu yazıyı okumasıdir. Evet, son olarak belirttiğiniz gibi kaybedecek bir oyumuz dahi yok. Direnen bu zihinler, bu kadar emek, bu uğurda kaybettiğimiz gencler,onlar için

Yorumu oyla      22      0  
Misafir 20 Mart 2014 Perşembe 09:58

30 marta geri sayım başladı. Herkes elini vicdanına koysun ve sağduyuyla hareket etsin. Yazarın da dediği gibi boşa harcayacak oy lüksümüz kalmadı artık. ..

Yorumu oyla      12      0  
Misafir 19 Mart 2014 Çarşamba 00:32

Çıkara dayalı ilişkiler eninde sonunda biter demişler.Şimdi birbirlerine düştüler.Ah aldılar.Vatanseverlerin ahını aldılar.Keyifle izliyorum.Birbirleri hakkında söylediklerini.Tabi bu arada yargının canına okudular.Yani bu çıkar mücadelesinde yargı gümbürtüye gitti diyebiliriz. Her şeye rağmen umutlu olmak istiyorum.Milletimiz bu gaflet uykusundan uyanacak inanıyorum.İnanmak istiyorum.LAL

Yorumu oyla      14      2  
Misafir 19 Mart 2014 Çarşamba 00:06

Maalesef RTE her geçen gün üslubunu sertleştiriyor.Sürekli "biz" ve "onlar" diye ciddi bir ayırımcılık yapıyor. Hep hakaret hep nefret söylemleri. Bu durumda o da "başkalarının" başbakanı oluyor.İnsan olan herkesin derinden etkileneceği bir acı yaşattı bizlere hükümet! 15 yaşında bir çocuktu o. 12 yaşındaki Kızım "anne Berkin'in bizim gibi hayalleri vardı" diyor. Ama bunu koskoca insanlar diyemiyor, demiyor. Yazıklar olsun, kesinlikle aynı tarafta olamayız.Elbet onlar da layıklarını bulacak! ŞMK

Yorumu oyla      17      1  
tusas, banner, reklam,
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
Yenilenecek seçimlerde kazanan değişir mi?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
bist
Kasımpaşa
Ak Parti
moskova
İstanbul Başakşehir
İsveç
ygs soru ve cevapları
Mesut Bakkal
Almazbek Atambayev