E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Süleyman Beledioğlu

ENTER’LANAN YAŞAMLAR
15 Mart 2018 Perşembe





Eskiden askere gitmeyen delikanlıları adamdan saymaz ve ham biri olarak görürlermiş.
Neden? Çünkü, çocuk sosyal yaşamın sorunları ile yalnız başına uğraşmayı, kurallara uymayı, karşılaştığı problemlere çözüm bulmayı askerde öğrenirmiş.
Çocuk adeta sosyalleşmesini askerde tamamlar ve mahallesine bambaşka biri olarak dönermiş.

Ancak şimdi, gençler askere gitmeden önce büyük ölçüde sosyalleşme aşamasını kat ederek, gelişimlerini daha ileri düzeye taşıyabilmektedirler.
Günümüzdeki gençler, eski dönemdeki gençlerin, bir saatte yaşadığını bir saniyede yaşayarak, sosyalleşme hızlarını %3.600 kata çıkarmış bulunmaktadırlar.
Bunda kötü kullanılmayan, doğru zamanlarda ve yeterli sürelerde kullanılan Facebook ve Twitter gibi sosyal medyanın da oldukça çok katkılarının bulunduğunu düşünmek de gerekir.

Sosyal medyanın, öğrencilerin ufkunu açmak ve onları küçük sulardan okyanusa taşımak gibi bir rolü olsa da, sadece bunu kullanarak ortaya çıkan, teknolojik sosyalleşme, gerçek bir sosyalleşmesi için asla yeterli olamamaktadır.

Sosyal medyadan başını kaldırıp, gerçek yaşamın içine giren gençler, hayatta karşılaştıkları sorunları enter’layamadıkları için o sorun ve o sorunun çözümü ile baş başa kalmaktadırlar.

Sosyal yaşamdaki sorunlar daima sürekli ve iki uçlu bir problem olma özelliğini korur.
Teknolojik ortamlarda sosyalleşen gençler, bir süre sonra insan ilişkilerinde zorluklar yaşamaya ve insanlarla doğru ve yerinde iletişimler kuramamaya başlar. Bu süreç onu daha çok sosyal medyaya yönlendirirken, gerçek sosyal ortamdakilerin kendisini anlamadığını ve gerçek yaşamdaki ilişkilerin aptalca yapılan ısrarlarla dolu olduğunu düşünmeye başlar.

Gitgide kendi içine, kendi odasına, hatta kendi odasında da sadece bilgisayar masasına sıkışan bir sanal yaşama hapseder kendini gençler.

Gencin gerçek yaşamın içindeki sosyal ortamdan çekilmesi ile birlikte ortaya çıkan sosyalleşme sorunu çok kısa bir süre sonra sosyal kaygı yaşamaya başlamasına yol açacaktır.

Sosyal kaygı, kişinin sosyal hayata dahil olmak istemesi ancak bu konuda beceriksizlikler yaşayacağını düşünmesinden dolayı da korkuya kapılıp vazgeçmesi gibi gel-gitler yaşamasına yol açacaktır.

Yaşamını bilgisayar masasının bir metre karelik alanına hapsetmiş olanlar, sosyal çevresindeki insanların kendisi hakkında ne düşündüğünü sürekli merak ederler ve hep reddedilme, beğenilmeme korkusu yaşarlar. Topluma girdiklerinde, aptalca konuşmak ve salak gibi davranmakta oldukları hissine kapılırlar.

Kendi davranışlarından utanırlar, danışmaktan kaçınırlar, durduk yere terlerler, değerlendirilme korkusu yaşarlar, sık sık dilleri sürçer, sanal ortam dışında yeni biri ile tanışmaktan kaçınırlar, konuşurken göz temasında bulunmazlar, sürekli savunma halindedirler, dikkatleri iyi değildir.

Bunlar sosyal yaşam eksikliği nedeniyle ortaya çıkan sosyal kaygının bazı sonuçları.
Bir de bu sonuçların yol açtığı ekonomik, sosyal ve kariyer alanında ortaya çıkan kayıpları göz önüne alacak olursak, aslında sosyal yaşamı enter’lamanın, yaşamın ta kendisini enter’lamaktan başka bir şey olmadığı gerçeği ortaya çıkar.
Bu sorunlar sadece bilgisayarın başında günde on saat geçiren ve sanal alemde yaşayan birinde görülmez.

Bir insan düşünün ki, evinden hiç çıkmadan sadece kitap okuyor. Uyanık olduğu 16 saatin 14 saatini kitap okuyarak geçiriyor ve kimseyle iletişim kurmuyor.
Böyle bir insan ile bilgisayara hapsolmuş bir insanın sosyal yaşamda hissedecekleri ve yaşayacakları aynı şeydir.

Kitap okusak da bilgisayarda sosyal medyada gezinsek de, dönüp gerçek hayatın içine dahil olmak zorundayız. Bu nedenle hobilerimizi, çalışmalarımızı, ilgi ve yeteneklerimizi yaşamayı gerçek yaşamın içine dengeli bir şekilde dağıtmak zorundayız.
Bize zarar veren şeylerin sadece yaşamımızdaki aşırılıklarımız olduğunu unutmamanız dileği ile.
Hoşça kalınız.

Süleyman Beledioğlu
www.bonushoca.com
instagram/bonushoca

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 15731 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.

Bu haber henüz yorumlanmamış...

SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
Türkiye'nin Rus uçağını düşürmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Güncel
  •Siyaset
  •Medya
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Sağlık
  •Spor
  •Kültür
  •Aktüel
  •Güncel
  •Siyaset
  •Medya
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Sağlık
  •Spor
  •Kültür
  •Aktüel
Türkmenistan
Belçika
İran
MERSİN
Kuzey Kore
film
A Milli Takım
deprem
GAZİANTEP