E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Sibel Kızılkaya İtkü

DÖNÜŞÜM
7 Ağustos 2017 Pazartesi

           Evet, dönüşüyor, dönüştürülüyoruz. Ancak bu durum ünlü toplum bilimci Poulantzas’ın da dediği gibi;  “sakin bir gökyüzünde birdenbire patlayan bir fırtına gibi değil, sistematik olarak yavaş yavaş,   sindire sindire” gerçekleştiriliyor. Bu dönüşümün ana eksenini ise uzun vadede toplumun tüm yapılarına nüfuz edecek olan eğitim oluşturuyor.
        Zaten bu nedenle ilk olarak eğitim reformu diye nitelenen 4+4+4 eğitim yasasıyla, temel eğitim 8 yıldan 4 yıla indirilmiş ve daha 10-11 yaşındaki çocukların, temel eğitim almadan meslek liseleri ve imam hatip liselerine gitmelerinin önü açılmıştır
         Bunu müfredata seçimlik birçok din dersinin girmesi izlemiş, birçok yerde başka seçimlik ders olmadığı için, bu dersler zorunlu seçimlik ders olmuştur.  Ayrıca MEB yönetmeliğinde yapılan değişiklikle imam hatip lisesi açmak için gerekli olan 50 bin nüfus alt sınırı, beş bine indirilmiş ve neredeyse her mahallede bir imam hatip lisesi açılmıştır. Böylece imam hatip okulları düz liselerin yerini almış ve sınavı kazanamayanların bu okullara kaydedilmesi uygulaması başlatılmıştır.
         Yine 2013 yılında yapılan bir yasal düzenlemeyle; eğitim birliğini sağlayan, laikliği teminat altına alan, eğitim kurumlarına kalite ve denetim getiren, Türk Ceza Kanunu’nun 263. maddesi tamamen ortadan kaldırılmış ve böylece kanuna aykırı eğitim kurumu açmak ve işletmek suç olmaktan çıkarılmıştır.  Ayrıca son yıllarda MEB’nın bazı vakıflarla imzaladığı protokollerle de laik, çağdaş, bilimsel eğitime ve eğitim birliğine bir darbe daha vurulmuştur
          Eğitim alanında geçtiğimiz günlerde yapılan son müfredat değişikliğiyle de günlük siyasetin en tartışmalı konuları müfredata eklenmiş, evrim teorisi gibi bazı bilimsel konular ise müfredattan çıkartılmıştır.  Hâlbuki eğitimin amacı, çocuklara sadece bilmelerini istediğimiz şeyleri öğretmek değil, onları soran, sorgulayan, analitik düşünme yeteneğine sahip bireyler olarak yetiştirmek olmalıdır. Aksi halde bilimden, eğitimden nasibini almamış düşünmeyen sorgulamayan tek tip insan yığınları yaratmış oluruz.  
         Dönüşümün ikinci ayağını ise aile ve kadınla ilgili düzenlemeler oluşturuyor.
        2015’in Mayıs ayında Anayasa Mahkemesi tarafından, resmi nikâh kıyılmadan, dini nikâh kıyan imam ve çiftlere ceza verilmesi ortadan kaldırılmış, böylece çocukların dini nikâh adı altında cinsel istismarının önü açılmıştır.
       Daha sonra 2016 Kasım ayında, çocuk istismarcılarının evlilik yoluyla cezasız bırakılmasını öngören bir önerge meclise getirilmiş ancak bilhassa kadınlar tarafından gelen yoğun tepkiler nedeniyle geri çekilmiştir. Ancak herkes zafer sarhoşluğu içindeyken, cinsel istismar suçlarında 12- 15 yaş aralığına örtülü olarak rıza getiren bir yasal düzenleme,  24 Kasım gecesi yine kaşla göz arasında kabul edilmiştir. (Bu konuda Usturuplu Kötülük başlıklı yazım,  17 Aralık 2016 tarihinde Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlanmıştı.)
           Müftülere nikâh kıyma yetkisi veren son düzenleme ise şer’i hukukun kamusal alana girmesi konusunda radikal bir adım olarak değerlendirilebilir. Her şeyden evvel Anayasa’nın 174. maddesi ile resmi nikâh, koruma altına alınmış olan İnkılap Kanunları arasında sayıldığından, bu düzenleme en başta mevcut anayasaya aykırıdır. O halde resmi evlendirme yetkisinin müftülere verilmesi basit bürokratik bir işlem olarak görülemeyecek kadar önemlidir.  İktidar yetkililerinin belirttiği gibi; mademki bu tasarı ile sadece evlilik işlemlerinin kolaylaştırılması amaçlanmış, dolayısıyla tamamen iyiniyetli hareket edilmiştir,  o halde artık müftülerin resmi nikâh olmaksızın imam nikâhı kıymaları yasaklanmalı, üstelik kaldırılmış olan ceza da geri getirilmelidir.
       Yine tasarıda yer alan sağlık personelinin takibi dışında doğan çocukların doğum bildiriminin nüfus müdürlüklerine sözlü beyanla yapılacak olması ya da başka bir deyişle evde doğum yapıldığında beyan üzerine kimlik verilebilmesi de bir yandan çocuk taciz ve istismarlarının imam nikâhı ile meşrulaştırılmasına neden olacak,  diğer yandan da bu istismarcılara örtülü af getirecektir.
       Umarım tüm bu yanlışlardan bir an önce dönülür. Aksi halde geride; ne çağdaş, bilimsel, laik bir eğitimden ne de erken yaşta evlilikleri, çocuk istismarlarını engelleyen yasal düzenlemelerden eser kalacaktır…
 

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 29669 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Demokrasi
6/1/2017
'Hayır'lısı Olsun!
4/13/2017
Yetkileri Tamamen Budanmış Meclis
3/30/2017
Söylenecek Sözümüz Var
3/8/2017
Mutlak Güç
2/22/2017
‘Milli İrade’ Tek Kişiye Teslim Edilemez!
1/26/2017
Terörün Gölgesinde Rejim Değişikliği
1/9/2017
Yine Bildiklerini Okudular!
12/14/2016
Toplum Vicdanı Ayakta!
11/21/2016
Mevzu Başkanlık Değil!
11/9/2016
Hukuksuz Demokrasi
10/17/2016
Adalarımızın İşgaline Neden Sessiz Kalıyoruz?
10/4/2016
Yine Terör ve Sıfırlanan Yargı
7/4/2016
Cinsiyet Faşizmi
6/10/2016
Ali Cengiz Oyunları
5/24/2016
Cinsel istismar ve Devlet
4/12/2016
Hayaller Avrupa Gerçekler?
3/23/2016
Ataerkil Zihniyet ve Şiddet
3/8/2016
Kurt Kapanı
2/23/2016
Her Derde Deva Anayasa
2/8/2016
Kıdemime Dokunma!
1/25/2016
Başkanlık da Başkanlık!
1/11/2016
Postmodern Enerji Savaşları
12/16/2015
Suriye Denklemi!
12/1/2015
Sandık Başarısı
11/10/2015
Sansürlü Demokrasi
10/20/2015
Suriye Politikasında U Dönüşü!
10/5/2015
Pragmatik Stratejiler
9/21/2015
Artık Yeter!
9/8/2015
Çare Sizsiniz!
8/25/2015
Oyun İçinde Oyun!
8/12/2015
Çark Eden Suriye Politikası
7/28/2015
Çözümsüzlük Stratejisi!
7/14/2015
Sağduyu ve Suriye Çıkmazı
6/30/2015
Meclis Aritmetiği
6/12/2015
Tek Yol, Sandık!
5/16/2015
Siyasi Hesaplara Kurban Edilen Yaşamlar!
5/5/2015
Seçim Savaşları!
4/22/2015
Demokrasi ile Kutsanan Diktatörlük!
4/8/2015
Güç ve Parmak Hesabı!
2/25/2015
Kayıp-Kaçak Adaletsizliği
2/10/2015
İnternete Sansür
1/28/2015
Kentsel Dönüşüm Aldatmacası
1/13/2015
Bilimsel Eğitimin Ön Koşulu: Laiklik!
12/30/2014
İlk Makul Şüphe Operasyonu
12/16/2014
Kadın Erkek Eşitliğinde Haremlik-Selamlık!
12/2/2014
Demokrasi Maskesi ile Çıkartılan Paketler!
11/18/2014
Sömürü Düzeni
11/3/2014
Kuşatılmış yargı
10/20/2014
IŞİD Terörü ve Türkiye
10/9/2014
İnsani Yardım mı Yoksa Güvenlik Zaafiyeti mi?
9/23/2014
Eğitimde İdeolojik Dönüşüm...
9/11/2014
Hukuksuzluğun Yeni Adı; Teamül
8/26/2014
Bir Oy Deyip Geçmeyin
8/5/2014
Ulusal Çıkarlar ve Suriyeli Mülteciler
7/18/2014
Ya Cumhurbaşkanı, Ya Rejim!
7/4/2014
Dış Politikada Değişen Dengeler
6/18/2014
Özgürlüklere Sıkılan Biber Gazı!
6/8/2014
Zımnen Değiştirilen Hükümet Sistemi
5/29/2014
Fıtrat Değil, İhmal ve Sistem
5/20/2014
Çığlık Atmayı Bilmeyen Çocuklar!
5/7/2014
Süper Yetkili MİT!
4/20/2014
Seçim Oyunları
4/7/2014
Sandık Demokrasisi
3/25/2014
Gaflet Uykusundan Uyanmak!
3/17/2014
Can Çekişen Demokrasi
3/5/2014
Diktatoryal Rejimin Eşiğinde!
2/24/2014
SÖZDE DEMOKRATİKLEŞME ve MEDYA DENETİMİ
2/11/2014
Adaletin Tecellisi Umudu!
2/3/2014
YARGININ TASFİYESİ ve HSYK YASA TEKLİFİNDEKİ TUZAK
1/21/2014
Yargıda Başkanlık Sistemi!
1/13/2014
Algı Mühendisliği ve Bağımsız Yargı
1/3/2014
MEĞERSE HUKUK HERKESE LAZIMMIŞ!
12/24/2013
16 Adamızın İşgaline Neden Sessiz Kalıyoruz?
12/18/2013
Aydın İnsan ve Toplumsal Duyarlılık!
12/11/2013
Anayasa Mahkemesi Vakıf mı Kuruyor?
12/2/2013
İktidar Savaşlarına Kurban Edilen Dershaneler
11/20/2013
Demokrasi Tramvayından İnecek Var!
11/12/2013
Yeni Sistemle Mağdur Edilecek Milyonlar!
11/5/2013
Mustafa Kemaller 20 Yaşındadır!
10/28/2013
Toplum Vicdanında Balyoz
10/19/2013
Paketten Çözüm Süreci ve Yüzde 50 Çıktı!
10/3/2013
Cinsiyet Ayrımcılığı ve Kadın İstihdam Paketi
9/26/2013
Silahların Gölgesinde Demokratikleşme Paketi!
9/19/2013
Çocuk Gelinler
9/12/2013
Suriye Müdahalesinde Sıfır Öngörü Politikası
9/5/2013
Muhtemel Savaşın Ayak Sesleri
8/28/2013
Eğitim Sisteminde Çıkmaz!
8/22/2013
Yargı Bir Hesaplaşma Aracı Olabilir mi?
8/14/2013
Sansürsüz Basın ve Tek Adam Rejiminin Güçlendirilmesi
8/1/2013
Gerçek Demokrasi İçin; Şeffaf ve Güvenilir Bir Seçim Sistemi!
7/25/2013
Gezi'nin Faturası Üniversite Gençliğine Kesildi!
7/17/2013
Mısır'da Darbe Sonrası... Demokrasi İçin Laiklik!
7/10/2013
Gezi Gölgesinde Yabancı Petrol Lobisine Verilen Tavizler!
7/3/2013
Miadı Dolan Güç Siyaseti ve Dış Politikada Çifte Standart
6/25/2013
Gezi Müdahalesinin Asıl Sebebi, ABD'nin Suriye Kararı Olabilir mi?
6/18/2013
Katledilen Tarihi Emanet: Atatürk Orman Çiftliği!
6/11/2013
Türk Milleti "Ben Yaptım Oldu" Zihniyetine Dur Dedi!
6/5/2013
Sözde İleri Demokrasi İçin İllaki Hükümet Sistemi Değiştirilemli mi?
5/27/2013
Caydırıcılığı Olmayan Dış Politika ve Güvenlik Zaafiyeti
5/16/2013
İktidar Eliyle İmtiyaz ve Haksız Rekabet
5/12/2013
Eğitim Birliğine Büyük Darbe
5/5/2013
Bizim Kırmızı Çizgilerimiz Yok mu?
4/29/2013
YORUMLAR
Toplam 8 yorum var, 5 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Misafir 14 Eylül 2017 Perşembe 04:16

Sayın Yzar, az önce (TS 04.00), sona eren elli dakikalık bir radyo programı TheCurrentReview, sunan Anna Maria Tremonti'nin, CBC1'de sunduğu bu "podcast", "evolutionary biology" konusunda McGill ve Harward üniversitelerinin yaptıkları iki ayrı araştırma sonuçlarını anlatıyordu. Amerikada Nebraskada fareler ve Okyanusyada bazı adalarda kertenkelelerde zaman içinde ortama göre oluşan bedensel değişimleri gözlemlemişler. Mutlaka dinlemenizi öneriyorum. Saygılar.

Yorumu oyla      0      0  
Misafir 12 Eylül 2017 Salı 01:04

biyoloji bir bilim dalıdır, uzmanlarının ne dedikleri gözönüne alınırsa daha mantıklı sonuçlara ulaşılır. Din adamlarının, ya da kendilerini din konusunda yetkili sayanların alanı değildir. Yaradılış bir "inanç"tır, ispatı aranmaz, gerekmez de. Bilim ise her koşulda herkesin önünde uygulanıp kanıtlanabilen konularla uğraşır. Din adamlarının bu konuda , hele de bilimsel altyapı da yoksa, fikir belirtmeleri elbette kendi bilecekleri bir iş, ama, temelsizdir.

Yorumu oyla      4      0  
Misafir 15 Ağustos 2017 Salı 21:23

Darwin Ataist değildi.Yanlışınız var,Allaha inanırdı.Bu bir varsayımdır.

Yorumu oyla      2      0  
Misafir 9 Ağustos 2017 Çarşamba 16:34

14:28 Allah'a inanan hiç bir insan (müslüman demiyorum) evrim teorisine inanmaz.Çünkü haşa Allah bazı canlıları eksik yarattı da o canlılar kendi kendine veya doğa ana sayesinde kendilerini yenilediler veya güçlendiler. Bu teoriyi sadece ateistler pozitivistler ve iman yönünden sıkıntılı kişiler kabul eder. Bu teorininde bilimle hiç bir alakası yoktur. Sadece varsayımlara dayanıyor. İlk insan Adem A.S. dırve hiçbir zaman ilkel bir hayat sürmemiştir.Allah C.C. ona bilmesi gerekenleri öğretmiştir

Yorumu oyla      0      2  
Misafir 9 Ağustos 2017 Çarşamba 14:28

Evrim teorisi; insanın maymundan geldiğine indirgenemeyecek kadar geniş olduğu gibi bilimsel gelişmenin de temelidir. Sırf bu anlayış dahi, evrim terisinin okutulmasının ne kadar zaruri olduğunu gösteriyor aslında...

Yorumu oyla      4      1  
tusas, banner, reklam,
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
Yenilenecek seçimlerde kazanan değişir mi?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
süper lig
Güney Kore
Ak Parti
Beyaz Saray
Netanyahu
Bütçe
emrah yılmaz
haşim kılıç
Barack Obama