E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Şahin Mengü

DOĞU PERİNÇEK’İN PKK AÇIKLAMASI
23 Ekim 2020 Cuma

     

 

     Doğu Perinçek'in PKK hakkında yaptığı son açıklama tartışma konusu oldu. Perinçek'e göre, Türk devleti ilerideki günlerde Abdullah Öcalan'ı televizyona çıkartacak ve PKK'ya "silahları bırakın, biz yanlış yaptık" dedirtecek. Perinçek bunun gerekçesini PKK'nin dağılma ve çözülme sürecinde olmasıyla açıkladı. 

İktidar cenahı, AKP ve MHP, Perinçek'in bu iddiasını reddetti. Ancak, çok sağlam haber kanalları olduğu bilinen Perinçek'in söylediklerini kamuoyunun ciddiye alması gerekir. İşin ilginç tarafı, PKK'nın "silah bırakması" seçeneğinin TV tartışma programlarında da şu sıralarda dile getiriliyor olması...

PKK'nin önümüzdeki dönemde Türkiye'ye karşı terör faaliyetlerine son vermesi şaşırtıcı bir gelişme olmaz. Ancak böyle bir gelişme olacaksa, bu, Perinçek'in iddia ettiği gibi, PKK'nin tümüyle  "silah bırakması" şeklinde olmayacak; sadece "Türkiye içinde silah bırakması" şeklinde olacak. Bu ikisi arasında ciddi fark var!

Perinçek'in dediği doğru, Türk güvenlik güçleri son zamanlarda Türkiye içinde ve Kuzey Irak'da PKK'ya ağır darbeler vurdu. Ancak, PKK'nın önceki yıllarda da çok zayıflatıldığı dönemler olmuştu. Başta ABD ve batılı ülkelerden aldığı dış destek kesilemediği için, her defasında yeniden toparlanabilmişti. O nedenle, PKK, Türkiye içinde terör faaliyetlerini sonlandıracak olursa, bunun ağırlıklı sebebi son zamanlarda yediği darbeler olmayacaktır.

Bilindiği gibi, PKK'nın kurulduğundan bu yana bir türlü gerçekleştiremediği en önemli amacı, üzerinde insanların yaşadığı bir toprak parçasında egemenlik tesis edememesi olmuştur. Bu amacına "çözüm süreci" döneminde Güney Doğu Anadolu bölgesinde çok yaklaşmış, ancak, AKP'nin tutum değiştirmesiyle, süreç, PKK bakımından hüsranla sonuçlanmıştı.

PKK şimdi ilk defa bu amacına Suriye'de ulaşmaya çok yakın. PKK denetimindeki PYD/YPG, Kuzey Doğu Suriye'nin geniş bir bölümünde, ABD başta, batılı ülkelerin desteği ile, uzun süredir fiilen egemenlik kullanıyor. Aynı ülkeler tarafından donatılmış, eğitilmiş ve onbinlere ulaştığı söylenen bir silahlı gücü de mevcut. Sırada, sahada yaratılan bu fiili durumun Suriye için yapılacak yeni anayasaya hukuken aktarılması var. Bu konuda Rusya'nın da desteği hazır. Hal böyle olunca, PKK'nın, Türkiye içindeki bir toprak parçasında egemenlik oluşturma gayreti silahla ve terör yoluyla sürdürmesine "ihtiyacı" kalmıyor. 

Suriye'deki oluşum, 1991 yılında ABD'nin Irak'da başlattığı dört parçalı "Büyük Kürdistan" projesinin ikinci parçasını oluşturacak. Irak'da zaten anayasal olarak kurulu bulunan birinci parça ("Barzanistan") ile şimdi Suriye'nin kuzeyinde oluşturulmakta olan PYD/YPG devletçiği arasında uzlaşma ve işbirliği sağlanması çalışmalarının ABD'nin aracılığı ile şimdiden başlatıldığı ve bir hayli mesafe de alındığı anlaşılıyor. Bu uzlaşma sağlanınca, Irak ve Suriye'deki Kürdistan parçaları arasında ekonomik ve sosyal bütünlük sağlanmış olacak.

Bu gelişmeler Türkiye'deki "üçüncü parça"dan vazgeçildiği anlamı taşımayacak. Yöntem değiştirilecek. Güney sınırlarımızın ötesinde olanlara benzer gelişmelerin Türkiye'nin bir bölgesinde sağlanmasını amaçlayan silahlı mücadele, yerini "barışçı!" girişimlere bırakacak.

PKK'nın Türkiye içinde silah bırakması, devletimizin neredeyse kırk yıldır sürdürdüğü mücadeleyi kazandığı anlamına gelecek. Ancak, bu başarının orta ve uzun vadeye yayılan bir maliyeti olacak. Karşılığında Türkiye, Suriye'nin kuzeyindeki PKK/PYD/YPG oluşumuna müdahalede bulunmamayı taahhüt edecek. 

Bunun işaretini ABD'nin Suriye özel temsilcisi James Jeffrey Eylül sonunda Suriye'de yaptığı temaslar sırasında verdi. Jeffrey'in, PYD/YPG temsilcileri ile yaptığı görüşmede, kuşkusuz Ankara'dan aldığı güvenceye dayanarak, "Türkiye size karşı yeni bir operasyon düzenlemeyecek" dediği basına yansıdı.

Türkiye'de silahlar susunca, "Kürt sorununun barışçı çözümü"nün sakin bir ortamda tartışılması mümkün olacak. Bu süreç içinde iç ve dış çevreler Türkiye'ye, kuruluşunun temelinde yatan "ulus devlet" modelinden vazgeçmesini dayatacaklar. 

Böyle bir dayatmaya karşı Türkiye'nin direnme gücü maalesef çok zayıflatılmış durumda. 

AKP'nin, anayasada tarif edilen "ulus" anlayışıyla esasen sorunu olduğu, "ulus (millet)" kavramından "ümmet"i anladığı açıklamalarından belli. AKP içinde çok yetkili olduğu dönemde, Ahmet Davutoğlu'nun yaptığı "ulusçulukla hesaplaşma zamanı gelmiştir" açıklaması da arşivlerde duruyor.

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 14709 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.

Bu haber henüz yorumlanmamış...

SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
ABD'DE SEÇİMİ KİM KAZANIR?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
trabzonspor
japonya
Sağlık
TÜİK
AB
nato
sanayi
film
pkk