E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Sibel Kızılkaya İtkü

DİRENGEN ATAERKİL ZİHNİYET
23 Kasım 2018 Cuma

25 Kasım!  Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü!
                Bir 25 Kasımda daha, geçmiş tüm 25 Kasımlarda olduğu gibi,  “ Kadın anadır,  çiçektir, başımızın tacıdır” tarzında güzellemeler yapılacak,  “Kadına kalkan eller kırılsın”, “Şiddeti lanetliyoruz” tarzında kınama mesajları yayınlanacak,  hamaset nutukları atılacak,  ancak herkesin de bildiği gibi yine ama yine hiçbir şey değişmeyecektir.
           Bugüne kadar ülkemizde kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri sorununda, daha çok hukuk ekseninde çözümler üretilmeye çalışılmış ancak alınan tedbirler ve verilen cezalar ne kadar arttırılırsa arttırılsın, bu düzenlemelerin sorunu çözmeye yetmediği, aksine artarak devam ettiği görülmüştür.
         Dolayısıyla erkek şiddetinin salt bireysel bir davranış olmadığı, arkasında erkek egemen cinsiyetçi bir sistemin ve ataerkil bir zihniyetin yattığı kabul edilmediği sürece, kangren halini almış bu sorunun köklü bir çözümünün mümkün olmayacağı ortadadır.
      Öyle ki cinsiyetçi bakış açısının hâkim olduğu yasalar, bilhassa uygulamalar,  hatta ve hatta televizyon programları ile bile dayatılan ;  “Ev işleri, yemek ve çocuk bakımı sadece kadına aittir“,  “Kadının yeri evidir”,  “Her kadın annelik içgüdüleriyle dünyaya gelir” ,“Kadın kendini evine, kocasına ve çocuklarına adamalıdır.”  şeklinde yaratılan algı, toplum tarafından kadına ve erkeğe yüklenen bu cinsiyetçi rolleri pekiştirmektedir. Yine aynı şekilde; “Erkek, kadınına bakmalı” algısı ile de kadınların erkeğe ekonomik yönden bağımlı olmayı kabullendikleri, üstelik bunun da böyle olması gerektiği toplumsal olarak zihinlere kodlanmaktadır…
        Aslında bu tarz söylemler ve toplumda yaratılan algı, bir yandan kadına ve erkeğe biçilen görevlerin “tanrı vergisi” olarak görülmesini sağlayarak erkek egemenliğinin kendini meşrulaştırmasına neden olmakta, bir yandan da toplumda var olan cinsiyetçi rollerin sürdürülmesine katkı sağlamaktadır. Tüm bunların sonucunda topluma hâkim olan  ataerkil zihniyet,  kadınları geleneksel, cinsiyetçi, kadınlık ve annelik rollerini gönüllü olarak kabule zorlarken, buna itiraz eden kadınları ise şiddetin tüm biçimleri ile cezalandırma konusunda kendini haklı görmektedir.
           Bilhassa devlet, kadın politikalarıyla, yaptığı yasal düzenlemelerle de toplumda oluşan bu algıyı güçlendirmektedir. 4+4+4 eğitim sistemiyle örgün eğitimden hızla uzaklaşan kız çocukları, erken yaşta evliliklere itilmekte, dolayısıyla profesyonel iş hayatına atılma imkânları da söz konusu olamamaktadır.   Çalışmak istediğinde ise yeterli eğitimi alamadığından ancak düşük ücretli, çoğunlukla sigortasız ve kayıt dışı işlerde çalışabilmekte, yine bakım ve kreş hizmeti olmadığından, sonuçta kendisi de sistemin dayattığı  “kadının yeri evidir” düşüncesini kabul etmek zorunda kalmaktadır.
          Dolayısıyla erkek egemen zihniyetle hazırlanan ve kadını sadece aile içine hapsetmeye çalışan yasal düzenlemeler ve pratikteki uygulamalar,  şiddet uygulayan erkeklere bir koruma zırhı sağlamaktadır.
         Kaldı ki Türkiye, “Kadına yönelik şiddetin temel sebebinin toplumsal cinsiyet eşitsizliği olduğu, bu nedenle yasal ve fiili eşitliğin gerçekleştirilmesinin, şiddeti önlemede anahtar bir unsur olduğu” ön kabulü ile hazırlanan İstanbul sözleşmesini, 2011 yılında imzalamıştır. Ancak imzalanan bu uluslararası sözleşmeye uygun düzenlemeler yapmak, tedbirler almak yerine, bilakis erkek egemen zihniyetle hazırlanan ve kadını sadece aile içine hapsetmeye çalışan yasal düzenlemeler, uygulamalar ve söylemlerle,   erkek üstünlüğüne dayalı ataerkil sistem günden güne güçlendirilmiştir.
     Sonuç olarak; geleneklere ve erkek egemenliğine boyun eğmeyi kadınların erdemi,  güç göstermeyi sahiplenmeyi ve kadının namusunu korumayı erkeklik erdemi olarak gören bu ataerkil zihniyet değişmediği, kadın aile kavramından ayrı ve eşit bir birey olarak kabul edilmediği,  kadının sosyal, siyasi ve iş hayatına erkeklerle eşit düzeyde katılabilmesini sağlayan yasal ve fiili düzenlemeler yapılmadığı sürece, toplumun kanayan yarası kadına yönelik şiddet ve cinayetlerin önüne geçmek mümkün olmayacaktır.

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 24024 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
LÜTUF değil HAK!
10/24/2018
Kriz Paradoksu
10/4/2018
AMERİKA’NIN YENİDEN KEŞFİ!
9/13/2018
Yeni Sistem Gerçeği
7/4/2018
Güçlü Meclis Aldatmacası
6/11/2018
Seçim Oyunları
5/19/2018
Hukuki Güvence Ve Adalet
3/26/2018
Kadının Prangaları!
3/8/2018
Barolar Tek Yürek
2/19/2018
Suriye Çıkmazı
1/19/2018
Rölatif Demokrasi!
12/22/2017
Körüklenen Ataerkil Zihniyet
11/22/2017
Müftülük Nikâhı Ve Örtülü Af
10/23/2017
Eğitim Çıkmazı
10/3/2017
Asgari Müşterekte Buluşmak!
9/13/2017
DÖNÜŞÜM
8/7/2017
Demokrasi
6/1/2017
'Hayır'lısı Olsun!
4/13/2017
Yetkileri Tamamen Budanmış Meclis
3/30/2017
Söylenecek Sözümüz Var
3/8/2017
Mutlak Güç
2/22/2017
‘Milli İrade’ Tek Kişiye Teslim Edilemez!
1/26/2017
Terörün Gölgesinde Rejim Değişikliği
1/9/2017
Yine Bildiklerini Okudular!
12/14/2016
Toplum Vicdanı Ayakta!
11/21/2016
Mevzu Başkanlık Değil!
11/9/2016
Hukuksuz Demokrasi
10/17/2016
Adalarımızın İşgaline Neden Sessiz Kalıyoruz?
10/4/2016
Yine Terör ve Sıfırlanan Yargı
7/4/2016
Cinsiyet Faşizmi
6/10/2016
Ali Cengiz Oyunları
5/24/2016
Cinsel istismar ve Devlet
4/12/2016
Hayaller Avrupa Gerçekler?
3/23/2016
Ataerkil Zihniyet ve Şiddet
3/8/2016
Kurt Kapanı
2/23/2016
Her Derde Deva Anayasa
2/8/2016
Kıdemime Dokunma!
1/25/2016
Başkanlık da Başkanlık!
1/11/2016
Postmodern Enerji Savaşları
12/16/2015
Suriye Denklemi!
12/1/2015
Sandık Başarısı
11/10/2015
Sansürlü Demokrasi
10/20/2015
Suriye Politikasında U Dönüşü!
10/5/2015
Pragmatik Stratejiler
9/21/2015
Artık Yeter!
9/8/2015
Çare Sizsiniz!
8/25/2015
Oyun İçinde Oyun!
8/12/2015
Çark Eden Suriye Politikası
7/28/2015
Çözümsüzlük Stratejisi!
7/14/2015
Sağduyu ve Suriye Çıkmazı
6/30/2015
Meclis Aritmetiği
6/12/2015
Tek Yol, Sandık!
5/16/2015
Siyasi Hesaplara Kurban Edilen Yaşamlar!
5/5/2015
Seçim Savaşları!
4/22/2015
Demokrasi ile Kutsanan Diktatörlük!
4/8/2015
Güç ve Parmak Hesabı!
2/25/2015
Kayıp-Kaçak Adaletsizliği
2/10/2015
İnternete Sansür
1/28/2015
Kentsel Dönüşüm Aldatmacası
1/13/2015
Bilimsel Eğitimin Ön Koşulu: Laiklik!
12/30/2014
İlk Makul Şüphe Operasyonu
12/16/2014
Kadın Erkek Eşitliğinde Haremlik-Selamlık!
12/2/2014
Demokrasi Maskesi ile Çıkartılan Paketler!
11/18/2014
Sömürü Düzeni
11/3/2014
Kuşatılmış yargı
10/20/2014
IŞİD Terörü ve Türkiye
10/9/2014
İnsani Yardım mı Yoksa Güvenlik Zaafiyeti mi?
9/23/2014
Eğitimde İdeolojik Dönüşüm...
9/11/2014
Hukuksuzluğun Yeni Adı; Teamül
8/26/2014
Bir Oy Deyip Geçmeyin
8/5/2014
Ulusal Çıkarlar ve Suriyeli Mülteciler
7/18/2014
Ya Cumhurbaşkanı, Ya Rejim!
7/4/2014
Dış Politikada Değişen Dengeler
6/18/2014
Özgürlüklere Sıkılan Biber Gazı!
6/8/2014
Zımnen Değiştirilen Hükümet Sistemi
5/29/2014
Fıtrat Değil, İhmal ve Sistem
5/20/2014
Çığlık Atmayı Bilmeyen Çocuklar!
5/7/2014
Süper Yetkili MİT!
4/20/2014
Seçim Oyunları
4/7/2014
Sandık Demokrasisi
3/25/2014
Gaflet Uykusundan Uyanmak!
3/17/2014
Can Çekişen Demokrasi
3/5/2014
Diktatoryal Rejimin Eşiğinde!
2/24/2014
SÖZDE DEMOKRATİKLEŞME ve MEDYA DENETİMİ
2/11/2014
Adaletin Tecellisi Umudu!
2/3/2014
YARGININ TASFİYESİ ve HSYK YASA TEKLİFİNDEKİ TUZAK
1/21/2014
Yargıda Başkanlık Sistemi!
1/13/2014
Algı Mühendisliği ve Bağımsız Yargı
1/3/2014
MEĞERSE HUKUK HERKESE LAZIMMIŞ!
12/24/2013
16 Adamızın İşgaline Neden Sessiz Kalıyoruz?
12/18/2013
Aydın İnsan ve Toplumsal Duyarlılık!
12/11/2013
Anayasa Mahkemesi Vakıf mı Kuruyor?
12/2/2013
İktidar Savaşlarına Kurban Edilen Dershaneler
11/20/2013
Demokrasi Tramvayından İnecek Var!
11/12/2013
Yeni Sistemle Mağdur Edilecek Milyonlar!
11/5/2013
Mustafa Kemaller 20 Yaşındadır!
10/28/2013
Toplum Vicdanında Balyoz
10/19/2013
Paketten Çözüm Süreci ve Yüzde 50 Çıktı!
10/3/2013
Cinsiyet Ayrımcılığı ve Kadın İstihdam Paketi
9/26/2013
Silahların Gölgesinde Demokratikleşme Paketi!
9/19/2013
Çocuk Gelinler
9/12/2013
Suriye Müdahalesinde Sıfır Öngörü Politikası
9/5/2013
Muhtemel Savaşın Ayak Sesleri
8/28/2013
Eğitim Sisteminde Çıkmaz!
8/22/2013
Yargı Bir Hesaplaşma Aracı Olabilir mi?
8/14/2013
Sansürsüz Basın ve Tek Adam Rejiminin Güçlendirilmesi
8/1/2013
Gerçek Demokrasi İçin; Şeffaf ve Güvenilir Bir Seçim Sistemi!
7/25/2013
Gezi'nin Faturası Üniversite Gençliğine Kesildi!
7/17/2013
Mısır'da Darbe Sonrası... Demokrasi İçin Laiklik!
7/10/2013
Gezi Gölgesinde Yabancı Petrol Lobisine Verilen Tavizler!
7/3/2013
Miadı Dolan Güç Siyaseti ve Dış Politikada Çifte Standart
6/25/2013
Gezi Müdahalesinin Asıl Sebebi, ABD'nin Suriye Kararı Olabilir mi?
6/18/2013
Katledilen Tarihi Emanet: Atatürk Orman Çiftliği!
6/11/2013
Türk Milleti "Ben Yaptım Oldu" Zihniyetine Dur Dedi!
6/5/2013
Sözde İleri Demokrasi İçin İllaki Hükümet Sistemi Değiştirilemli mi?
5/27/2013
Caydırıcılığı Olmayan Dış Politika ve Güvenlik Zaafiyeti
5/16/2013
İktidar Eliyle İmtiyaz ve Haksız Rekabet
5/12/2013
Eğitim Birliğine Büyük Darbe
5/5/2013
Bizim Kırmızı Çizgilerimiz Yok mu?
4/29/2013
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.

Bu haber henüz yorumlanmamış...

SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
Doalrdaki düşüş ne kadar devam eder?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
Türkmenistan
ihracat
işte benim stilim
mehmet özkan
Dilma Rousseff
kardemir karabükspor
tekne
Numan Kurtulmuş
İthalat