Turk Time
DOLAR
49,6918 ▲ %0.08
EURO
55,7233 ▼ %-0.14
ALTIN
6384,7620 ▼ %-0.62
BIST-100
11116,99 ▼ %-0.92
PETROL
112,1300 ▲ %2.83
BONO
39,8300 ▲ %0.53
ISTANBUL
BUGÜN
12/18°
ISTANBUL
YARIN
13/19°

DİJİTAL OTOPSİ

Kutsallığı elinden alınmış modern çağın en ürpertici laboratuvarı, siber dünyanın o soğuk ve sessiz sunucularıdır. "Ölü Adamın Derisi" başlığı altında, gidenlerin geride bıraktığı piksellerin nasıl birer ticari metaya dönüştürüldüğünü, insan onurunun nasıl dijital bir maskeye kurban edildiğini tartışmıştık. Ancak trajedi o maskenin üretilmesiyle bitmiyor; asıl büyük yıkım, insanlığın o maskeyi takıp sahneye çıktığı an, yani dijital otopsi masasında başlıyor. Geleneksel olarak otopsi, ölümün nedenini bulmak ve adaleti sağlamak için cansız bedene yapılan tıbbi bir müdahaleydi. Bugün ise algoritmalar; ölenin ruhani mirasını, karakterini ve bilincini parçalara ayırmak için siber bir neşter kullanıyor. İnsanın yaşamı boyunca biriktirdiği tüm mahremiyet, rızası dışında veri madenciliğinin insafına terk ediliyor. Bilgisayar ekranlarının o donuk ışığında, ölülerin hatıraları üzerinde yürütülen bu yapay canlandırma ayini, Baudrillard'ın bahsettiği o içi boşaltılmış "hipergerçeklik" girdabında, sokağın vicdanında sarsıcı bir ahlaki çürümeye kapı aralmaktadır.

Algoritmik neşter ve rızasız siber müdahale

Teknoloji baronları bu siber otopsiyi masum bir "hatırlama ve yas" ambalajıyla dünyaya pazarlıyor. Oysa masadaki malzeme, bir insanın en mahrem varlığı olan dijital parmak izleridir. Kişi hayattayken rızasını beyan etmediği hâlde siber laboratuvarlarda ses telleri frekanslarına, mimikleri kod dizilimlerine, vasiyetleri ise yapay zekâ komutlarına indirgeniyor. Bu durum, insan bilincinin ve karakterinin rızasız bir şekilde kamulaştırılması, hatta sömürgeleştirilmesidir. Egemenlik hakkı sadece yaşayanlar için değil, ölüler için de geçerlidir. Bir fâninin ardından onun hiç kurmadığı cümleleri bir bota söyletmek, sadece hukuki bir boşluk değil insan ruhuna karşı işlenmiş en organize siber suçtur.

Kederin mekanikleşmesi ve sokağın sessiz hissizleşmesi

Bu algoritmik müdahalenin sokaktaki yansıması, kederin ve ölüm bilincinin mekanikleşmesidir. Ölüm, insana faniliğini hatırlatan, onu olgunlaştıran ve hayata anlam katan en asil gerçektir. Dijital otopsi ise ölümü bir yazılım güncellemesine indirgeyerek sokağın psikolojisini derin bir hissizliğe sürüklüyor. Ekrandaki yapay gölgeyle konuşan kitleler, sahici bir vedanın asaletinden mahrum kalıyor. Acı, yapay zekâ tarafından uyuşturulduğunda insan sahiciliğini kaybeder. Ölümü kabullenemeyen, acısını metabolize edemeyen modern toplum, siber dünyada bitmeyen bir arafta asılı kalmaktadır. Bu durum sokağı yaşayan ama aslında ruhsal olarak çoktan ölmüş dijital zombilerle doldurma riskini beraberinde getirmektedir.

Kadim medeniyetin siber çağdaki duruşu

Batı dünyası, dijital otopsi krizini yalnızca mülkiyet hukuku, telif hakları ve veri koruma kanunları üzerinden çözmeye çalışıyor. Ancak mesele ticari bir hak kaybından çok daha büyüktür. Bizim kadim medeniyetimizin kodları, insana sadece hayattayken değil toprağa düştükten sonra da bir hürmet borçlu olduğumuzu haykırır. Bizde cenaze bir istatistik ya da veri havuzu değil; aziz bir emanettir. Gidenin ardından siber neşter sallamak, onun hatırasını ekranlarda birer yapay köleye dönüştürmek, bu toprakların irfanına ve inancına tamamen terstir. Devlet aklı yasal bariyerlerle bu sömürüyü durdurmaya çalışırken sokağın da bu algoritmik illüzyona karşı manevi bir direniş göstermesi şarttır.

Hakikatin asaletine teslim olmak

Nihayetinde dijital otopsi, insanın ölümlü oluşuna karşı kibrinin ve hadsizliğinin son perdesidir. Yapay zekâ laboratuvarlarında ne kadar kusursuz maskeler üretilirse üretilsin o ekranların arkasında ne bir kalp atışı ne de bir ruh vardır. Sunucularda dönen soğuk kodlar, sahici bir yokluğun asaletini asla ikame edemez. İnsanı insan kılan en büyük gerçek, bir gün bu dünyadan bütünüyle göçecek ve ardında mutlak bir sessizlik bırakacak olmasıdır. Modern dünyanın siber laboratuvarlardan çıkıp öğrenmesi gereken nihai erdem; gidenlerin dijital derisini yüzmek ya da onları siber otopsi masalarında canavarlaştırmak değil, ölümün o vakur kesinliğine saygı duymaktır. Çünkü gerçek ölümsüzlük algoritmalarda asılı kalmak değil, sahici bir hayat yaşayıp gök kubbede hoş bir sadâ bırakarak fâni dünyadan izzetle çekilmektir.