E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Sibel Kızılkaya İtkü

Can Çekişen Demokrasi
5 Mart 2014 Çarşamba

17 Aralık operasyonlarından sonra, tabiri caizse freni boşalmış kamyon misali önü arkası düşünülmeden can havliyle çıkartılan yasalar, yönetmelikler,  rejim değişikliğine varan ve yargı bağımsızlığını hiçe sayan düzenlemeler, görev yeri değişiklikleri, zaten kör topal ilerleyen demokrasimizi komaya sokarken, 24 Şubatta ortaya çıkan ve aksinin ispatlanması cihetine dahi gidilmeyerek sadece dublaj-montaj savunmasında bulunulan ses kayıtları ise, komadaki demokrasimizin bitkisel hayata girmesine neden olmuştur.

Kaldı ki,  özellikle 17 Aralık’tan bu yana, olası her türlü tehlike ihtimaline karşı kendine yasalarla koruma kalkanı oluşturan iktidarın, bir yandan da “en iyi savunma saldırıdır” taktiğiyle  her türlü muhalif sese meydan okuması ise, can çekişen demokrasimiz için dahi, son derece vahim ve kabul edilemez bir durumdur.

Bilhassa rüşvet ve yolsuzluk iddialarının daha dumanı tüterken 24 Şubatta ortaya çıkan  ses kayıtları, resmen gündemi 10 şiddetinde deprem misali sallamıştır.  Kayıtların montaj olduğunu iddia eden Başbakan Erdoğan, şu ana kadar bu iddiasını ispat etmek için hiçbir girişimde bulunmadığı gibi, bilakis “Kriptolu telefonlar bile dinleniyor” diyerek  bir yerde konuşmayı da zımnen kabul etmiştir. 

Şayet gerçekten kayıtlar montaj ise, o taktirde iktidara düşen ve yapması gereken tek şey; ortalarda dolaşan vahim iddialara seçim meydanlarından polemiklerle cevap vermek, muhaliflere meydan okumak yerine, ses kayıtlarının yurt dışında tarafsızlığından şüphe duyulmayan bir kurum tarafından incelenmesini sağlamak olmalıdır. Başka bir deyişle ses kayıtlarının düzmece olduğu sözlerle değil, fiilen  ispatlanmalıdır. Aksi halde bu konudaki şaibe günden güne artacaktır.

Şayet  bu ispat yoluna gidilmeyip, rüşvet ve yolsuzluk iddiaları gibi, ses kayıtlarının da   seçim sonuçlarıyla sıfırlanacağı ve zamanla unutulacağı  düşünülüyorsa, böylesi bir beklenti   halkımızın aklını  hafife almak olur.

Kamu vicdanı

Türkiye Cumhuriyeti’nin Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ “kaçma ve delilleri karartma şüphesi olduğu” gerekçesiyle 788 gündür tutuklu bulunurken, geçtiğimiz hafta başta Reza Zarrab olmak üzere 17 Aralık soruşturmasındaki tüm tutukluların  “kaçma ve delilleri karartma şüpheleri kalmadığından” tutukluluklarının 73. gününde tahliye edilmeleri ise,  artık yargının siyasallaştığı  ve bağımsızlığını kaybettiği noktasında, toplumda   en ufak bir umut kırıntısı bile bırakmamıştır.

Özellikle Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın  “Reza Zarrab ve bakan çocuklarının tahliyelerinin vicdanını sızlattığını” söylemesi ise, bu açmazı açıkça ortaya koyması açısından son derece önemlidir.

Aslında  verilen bu tahliye kararları,  deliller toplanmışsa, sanıkların kaçma ve delilleri karartma ihtimalleri yoksa, hukuken  son derece haklı ve yerinde de olabilir.   Ancak özellikle son yapılan düzenlemeler neticesinde iktidarın yargıya müdahale ettiği, hakim ve savcıları görevden alarak yargı kararlarını etkilediği doğrultusunda toplumda yaygın olan kanaat,   ne yazık ki verilen tahliye kararlarının da  sorgulanır olmasına yol açmıştır. 

Halbuki yargının tarafsız olmadığı, mahkemelerin siyasi ve ideolojik etkilerle karar verdiği konusunda  toplumda şüphelerin oluşması, o toplumda kaosa ve  büyük tahribatlara  yol açacak çok önemli bir sorundur.

Bu nedenle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 1984’ten başlayarak geliştirdiği içtihatlara göre; mahkemeler bağımsız, tarafsız ve objektif oldukları konusunda güvenilirliklerini halka ispat etmelidir. Başka bir deyişle, yargının tarafsız ve adil olması yeterli olmamakta, aynı zamanda tarafsız ve adil olduğu konusunda, toplumunda güvenini kazanması gerekmektedir.

Ne yazık ki yargı bağımsızlığı konusunda pek de parlak olmayan sicilimiz, özellikle 17 Aralık soruşturmaları üzerine iktidarın emniyet ve yargıda yaptığı görev yeri değişiklikleri ve bilhassa  yargının  iktidara  bağlandığı HSYK kanunu ile  tamamen bozulmuştur. O kadar ki  mahkeme kararları,  sadece hukukun hangi tarafta olduğuna göre, iyidir ya da kötüdür artık. Özellikle Başbakan Erdoğan’ın son tahliyelere ilişkin olarak “Adalet yerini buldu sözleri” ise bu konuya oldukça iyi bir örnek teşkil etmektedir.

Dolayısıyla, verilen mahkeme kararlarına  siyaset gözlüğüyle bakıldığı, yargı bağımsızlığı sağlanmadığı  sürece  toplum vicdanı kanamaya devam edecektir.

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 14576 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Diktatoryal Rejimin Eşiğinde!
2/24/2014
SÖZDE DEMOKRATİKLEŞME ve MEDYA DENETİMİ
2/11/2014
Adaletin Tecellisi Umudu!
2/3/2014
YARGININ TASFİYESİ ve HSYK YASA TEKLİFİNDEKİ TUZAK
1/21/2014
Yargıda Başkanlık Sistemi!
1/13/2014
Algı Mühendisliği ve Bağımsız Yargı
1/3/2014
MEĞERSE HUKUK HERKESE LAZIMMIŞ!
12/24/2013
16 Adamızın İşgaline Neden Sessiz Kalıyoruz?
12/18/2013
Aydın İnsan ve Toplumsal Duyarlılık!
12/11/2013
Anayasa Mahkemesi Vakıf mı Kuruyor?
12/2/2013
İktidar Savaşlarına Kurban Edilen Dershaneler
11/20/2013
Demokrasi Tramvayından İnecek Var!
11/12/2013
Yeni Sistemle Mağdur Edilecek Milyonlar!
11/5/2013
Mustafa Kemaller 20 Yaşındadır!
10/28/2013
Toplum Vicdanında Balyoz
10/19/2013
Paketten Çözüm Süreci ve Yüzde 50 Çıktı!
10/3/2013
Cinsiyet Ayrımcılığı ve Kadın İstihdam Paketi
9/26/2013
Silahların Gölgesinde Demokratikleşme Paketi!
9/19/2013
Çocuk Gelinler
9/12/2013
Suriye Müdahalesinde Sıfır Öngörü Politikası
9/5/2013
Muhtemel Savaşın Ayak Sesleri
8/28/2013
Eğitim Sisteminde Çıkmaz!
8/22/2013
Yargı Bir Hesaplaşma Aracı Olabilir mi?
8/14/2013
Sansürsüz Basın ve Tek Adam Rejiminin Güçlendirilmesi
8/1/2013
Gerçek Demokrasi İçin; Şeffaf ve Güvenilir Bir Seçim Sistemi!
7/25/2013
Gezi'nin Faturası Üniversite Gençliğine Kesildi!
7/17/2013
Mısır'da Darbe Sonrası... Demokrasi İçin Laiklik!
7/10/2013
Gezi Gölgesinde Yabancı Petrol Lobisine Verilen Tavizler!
7/3/2013
Miadı Dolan Güç Siyaseti ve Dış Politikada Çifte Standart
6/25/2013
Gezi Müdahalesinin Asıl Sebebi, ABD'nin Suriye Kararı Olabilir mi?
6/18/2013
Katledilen Tarihi Emanet: Atatürk Orman Çiftliği!
6/11/2013
Türk Milleti "Ben Yaptım Oldu" Zihniyetine Dur Dedi!
6/5/2013
Sözde İleri Demokrasi İçin İllaki Hükümet Sistemi Değiştirilemli mi?
5/27/2013
Caydırıcılığı Olmayan Dış Politika ve Güvenlik Zaafiyeti
5/16/2013
İktidar Eliyle İmtiyaz ve Haksız Rekabet
5/12/2013
Eğitim Birliğine Büyük Darbe
5/5/2013
Bizim Kırmızı Çizgilerimiz Yok mu?
4/29/2013
YORUMLAR
Toplam 7 yorum var, 5 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Misafir 11 Mart 2014 Salı 16:30

Herkes son tahliyelerin şayet 17 aralık olmasaydı gerçekleşmeyeceğini gayet iyi bilyor. Çünkü yargı tamamen iktidarın elinde. O istemeseydi kimse içerden çıkamazdı. O da yine kendini temize çıkarmaya çalışmssından herşeyin sorumlusu olarak paralel yapıyı göstermek istemesinden kaynsklanıyor. Tipik mağdur edebiyatı...

Yorumu oyla      18      0  
Misafir 7 Mart 2014 Cuma 12:47

Bu ülke önümüzdeki günlerde, haftalarda, aylarda, yıllarda nelere gebe artık hayal edemiyorum, ne hükumetin akıbeti ne bu toplumun tepkisi. Ama ne olursa olsun artık bu toplum herseyi normal karşılamaya başladı. Alıştık, alıştırıldık! Sessizliğimiz bizi uçurumun kıyısına getirdi farkında değiliz.Sibel Hanim, yazınız umarım bu olanların hala bilincine varamamış kişilerin yoluna ışık tutar da ışığın ucunda bizleri görüp peşimizden gelirler.Herkes güvendiklerini bir daha sorgulamalı,kar yagabilir!

Yorumu oyla      39      1  
Misafir 7 Mart 2014 Cuma 11:32

Tarih boyunca tüm diktatörler tarafından hep gerçekleştirilen, korkunç kabul edilen ama yenilmez sayılmayan bir düşmana savaş açılması olmuştur. Şu anda cemaate, paralel yapıya, dış güçlere, faiz lobisine olduğu gibi...

Yorumu oyla      9      1  
Misafir 5 Mart 2014 Çarşamba 22:08

Sayın yazar "halkımızın aklını hafife almak olur" demiş. Peki Erdoğan ve tayfasının yaptığı nedir?Gayet tabii halkın aklını hafife alıyorlar. Aklını hafife aldığı kısım yandaşlarıdır.Padişahları ne buyurursa o.E o zaman hafife almak deyimi yetersiz bile kalıyor.Yine de umutlarımı yitirmek istemiyorum. Halkımız bu olanları unutmayacaktır. Bunun örneğini gezi olaylarında gördük.O zamana kadar halkımız uyuyor sanılıyordu.Bu ram uykusudur,bu halk sabırlıdır ama son noktada gereği mutlaka yapılır!ŞMK

Yorumu oyla      26      0  
Misafir 5 Mart 2014 Çarşamba 14:44

İranlı Reza Zarrab'ın kaçma ihtimali yok ama her nasılsa T.C Genel Kurmay Başkanı orgeneral İlker Başbuğ2un kaçma ihtimali var... Ne diyeyim. Allah bağımsız yargımıza zeval vermesin!!!

Yorumu oyla      26      3  
Rahmi Turan, Memleketim,
İnternet oku, Turktime, medya,
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
ABD ve Rusya ile yapılan Güvenli Bölge mütabakatları Türkiye'ye fayda sağlar mı?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
Gençlerbirliği
hamza hamzaoğlu
moskova
Ahmet Kural
haşim kılıç
Beycan ÜÇKARDEŞ
PSG
Devlet Bahçeli
Anayasa