E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Sibel Kızılkaya İtkü

Bizim Kırmızı Çizgilerimiz Yok mu?
29 Nisan 2013 Pazartesi

Çözüm süreci konusunda çok hassas ve geri dönülmesi oldukça zor bir viraja girdik. Artık geldiğimiz şu noktada, ne bölünme çığırtkanlığı yapmak, ne de barış nidaları atmak, çözüme bir katkı sağlayacaktır

Son bir haftadır, 30 yıllık çatışmanın durduğundan ve PKK’nın silahları bırakma konusunda, hükümetten yapmasını beklediği koşulları, dinliyoruz

Her ne kadar bizler, bu çatışmanın bir kazananı ya da kaybedeni olmadığını düşünsek de, PKK sanki kazanan kendileriymiş gibi hükümete bir takım koşullar  dayatmış, hükümette “sükut ikrardan gelir” misali, aksi bir açıklama yapmayarak, bir yerde koşulları zımnen kabul ettiğini göstermiştir. 

PKK lideri Karayılan; 8 Mayısta başlayacak olan çekilmenin ilk aşamasının barış anlamına gelmeyeceğini,  ikinci aşamada kendi istekleri doğrultusunda yasal ve anayasal değişiklikler yapılarak, reformların hayata geçmesini bekleyeceklerini, ancak tüm bunlar gerçekleştikten sonra silahları bırakabileceklerini, aksi halde çok daha güçlenerek geri döneceklerini açıkça ifade etmiştir.

Dolayısıyla;  bu durumda yeni anayasanın silahların gölgesinde yapılacağı ve  toplumun tüm kesimlerini kapsayan toplumsal mutabakat niteliğinde bir belge olamayacağı, aşikar bir biçimde ortadadır.

Tüm söylemlerinde 1982 Anayasa’sını bir darbe anayasası olduğu için değiştirmek istediklerini İleri süren hükümet,  silah tehdidi altında ve bir dayatmayla yapılacak yeni  anayasanın meşruiyetini, artık nasıl iddia edebilecektir? Bu şartlarda yapılacak bir anayasanın, darbe anayasalarından daha meşru olacağını savunmak  nasıl bir paradokstur?

PKK ve BDP yetkililerinin tüm açıklamalarına bakıldığında, yeni anayasada değiştirilmesini istedikleri başlıca hususlar; bölgesel yönetim, ana dilde eğitim ve  savunma hakkı ayrıca  etnik bir anlam yükledikleri “Türk” ibaresinin, anayasadan çıkartılması olarak sıralanmaktadır... Ancak PKK’nın taleplerinin bunlarla sınırlı kalmayacağını düşünmek,  taktir edersiniz ki hiç de zor olmayacaktır.

Elbette silahların susması, ülkeye huzur ve barışın hakim olması,  her Türk vatandaşının en büyük temennisidir.   Ancak hükümetin, bu noktada  hiç mi kırmızı çizgileri olmayacaktır?

Aslına bakılırsa PKK’nın pekte masum olmayan anayasada yapılmasını istediği tüm bu değişiklikler, mevcut Anayasa’nın ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kırmızı çizgilerine,  resmen bir saldırı niteliğindedir.

Herşeyden evvel PKK ve BDP yetkililerinin daha önceki açıklamalarında pek çok kez belirttikleri, bir tür özerk yapıya kapı aralayan “ bölgesel yönetim talebi” Anayasada yer alan değişmez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez üniter devlet ilkesiyle, taban tabana zıttır.

Çünkü mevcut anayasadaki  üniter devlet yapısı  tasfiye edildiği  taktirde, 1923’te İstiklal savaşı ile kurulan Türkiye Cumhuriyeti sona ermiş , yerine çok milletli, federal, özerk yapılı bir devlet kurulmuş olacaktır

Zaten bunun ilk adımları hükümet tarafından 6 Ekim 2012’de çıkarılan Büyükşehir yasası ile atılmıştır. Bu yasa ile 14 Büyükşehir Belediyesinin  sınırları, il mülki sınırları olarak genişletilmiş, ayrıca 13 ilde aynı şekilde büyükşehir belediyeleri kurulmuş, il genelindeki bütün belde belediyeleri ile köylerin tüzel kişilikleri kaldırılarak belediyelere mahalle olarak bağlanmıştır.  Dolayısıyla bu yasa ile il yönetiminden, bölgesel yönetime geçilmiş, başka bir deyişle  federalizmin temelleri hükümet tarafından bu tarihlerde   atılmıştır.

Yine PKK tarafından talep edilen ana dilde eğitim ve savunma hakkı bu ülkeyi bölünmeye götürecek bir diğer unsurdur. Bugün Türkçe bilmeyen bir vatandaşın ana dilinde savunma yapması sorun değildir. Demek ki sorun ana dilinde savunma yapmak isteyene tercüman sağlanmasından ziyade, kürtçenin ikinci resmi dil olması meselesidir. Ayrıca   pek çok gelişmiş Avrupa ülkesinde; yerel dillerin eğitim- öğretimde kullanılmasının bireyleri farklılaştırıp, yabancılaştırdığı,  çatışmaya sürükleyip, böldüğü, bilimsel bir gerçek olarak  kabul edilirken, yeni anayasayla, ana dilde eğitim hakkının tanınması, ülkenin  bölünme sürecini daha da hızlandıracaktır.

Yine  değiştirilmesini istedikleri bir diğer husus, mevcut anayasada etnik bir anlam yükledikleri “Türk” ibaresidir.  Halbuki anayasadaki “Türk” kavramı etnik ve biyolojik değil, sosyolojik bir kavramdır. Bir ırka aidiyeti değil, ülkeye ve Türk Milletine mensubiyeti ifade ettiğinden, ülkede milli birlik ve beraberliği sağlamaktadır.

Tüm bunlardan anlaşılacağı üzere, PKK tarafından hükümete dayatılan ve değiştirilmesi istenen  tüm  bu maddeler ve kavramlar  bizi biz yapan, Cumhuriyetin kazanımlarını muhafaza eden, ülkenin birlik ve beraberliğini, bölünmez bütünlüğünü koruyan, bir yerde Türkiye Cumhuriyeti’nin harcı niteliğinde olan düzenlemelerdir. 

Bu nedenle hükümetin sağduyuyla hareket ederek, ülkenin ve milletin  bütünlüğü ve bekası açısından, kırmızı çizgilerini net olarak belirlemesi, anayasaların hafızalı belgeler olduğunu hatırlayarak, anayasadaki değişmez maddelerden asla  taviz vermemesi,  son derece önemli  hususlardır.

Aksi halde hükümet, bunun hesabını ne tarihe ne de bu millete verebilir!

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 18099 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YORUMLAR
Toplam 30 yorum var, 5 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Misafir 5 Mayıs 2013 Pazar 19:55

Sibel Hanım,çok güzel bir yazı.Doğruları yazmışsınız.Yazdıklarınıza katılıyor ve sonuna kadar,destekliyorum...Hayriye Ö.

Yorumu oyla      2      1  
Misafir 2 Mayıs 2013 Perşembe 18:42

Bu ozgurluge kavusmak icin cumhuriyeti kurmak icin genci yaslisi kadini erkegi yokluk icinde omuz omuza mucadele etmislerdir bunlari bilirsek iyi olur fikir sahibi olmadan once bilgi sahibi olmakta fayda var pinar

Yorumu oyla      3      1  
Misafir 2 Mayıs 2013 Perşembe 09:57

Pinar,Cumhuriyet fazilettir dogru buyurdunuz da siz hic padisahlara"gururlanma padisahim sizden buyuk Allah var.."diyen bir kulturu de taniyor biliyormusunuz ..? fikir ozgurlugu ac ve tutsak insanlara ait bir kavram degildir bilesiniz.Enfilasyonun tavan yaptigi egitimin sadece bazi kesimlere vaad edildigi bir ulkede fikir ozgurlugunden temel haklardan bahs edemezsiniz.Turk milletini getirip yuz seneye sikistirirsaniz hem kendinizi hemde aslinizi inkar etmis olursunuz.

Yorumu oyla      1      2  
Misafir 1 Mayıs 2013 Çarşamba 23:22

Bugüne kadar bu vatan topraklarında birlikte yaşamadık mı? Şimdi ne değişti. Herkesin kardeşçe yaşaması hepimizin dileği. Bu öfke niye.

Yorumu oyla      3      0  
Misafir 1 Mayıs 2013 Çarşamba 23:04

cumhuriyetten bukadar korkanlar bu cumhuriyet değilmi sizlerin fikirlerinizi bu kadar rahat ifade edebilmenizi sağlayan istediğiniz gibi at koşturup istediğinizi yapmanızı sağlayan cumhuriyet elden giderse bakalım bukadar rahat olabileckmisiniz CUMHURİYET YÜKSEK AHLAKİ DEĞER VE NİTELİKLERE DAYANAN BİR İDAREDİR CUMHURİYET FAZİLETTİR. pınar

Yorumu oyla      5      2  
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
En etkili transferleri hangi takım yaptı



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
trabzonspor
Gaziantepspor
barcelona
Cüneyt Çakır
Çankaya Köşkü
yargıtay
A) Milli Futbol Takımı
hdp
Samsung Galaxy note 2