E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Sibel Kızılkaya İtkü

Barolar Tek Yürek
19 Şubat 2018 Pazartesi

Geçtiğimiz günlerde, yargının bağımsız kalan tek ayağı olan baroları ve Türkiye Barolar Birliği’ni parçalamak için ayaküstü söylenen sözler, ülkedeki tüm avukatları,  baroları ve demokrasiye inanan hemen herkesi ayağa kaldırmıştır.
 
          Devletin en üst kademesinden gelen; “avukatlık mesleğinin icrası için barolara üye olma zorunluluğunun kaldırılacağı, ayrıca dileyen avukatların bir araya gelerek, istediği sayıda, baro adıyla örgütlenmeler yapabileceği, bunların da istedikleri gibi, kendi üst birliklerini kurabileceğine” ilişkin açıklamalar, yargı bağımsızlığına, dolayısıyla hukuk devletine son neşterin de vurulması girişiminden başka bir şey değildir.
 
            Her şeyden evvel baroların ve Türkiye Barolar Birliği’nin(TBB) görevleri, sadece mesleğin güçlenmesi, saygınlaşması ve mesleki birliğin sağlanmasından ibaret değildir.  Kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan bu kurumlar, demokrasinin, laik hukuk devletinin, evrensel hukuk değerlerinin, hukukun üstünlüğünün, insan haklarının, savunma hakkının ve hak arama özgürlüğünün de en büyük teminatlarıdır. Dolayısıyla baroların parçalanarak bağımsızlıklarının yok edilmesi projesi, sadece bir meslek örgütünün yapılanmasına ilişkin bir düzenlemeye indirgenemeyecek kadar hayatidir.
 
        Bilindiği üzere bu proje birdenbire gerçekleşmemiş, ünlü toplum bilimci Poulantzas’ın da dediği gibi;  “sakin bir gökyüzünde birdenbire patlayan bir fırtına gibi değil, sistematik olarak yavaş yavaş, sindire sindire” gerçekleştirilmiştir. Öyle ki 2010 Anayasa değişikliklerinde güya yargı bağımsızlığının sağlanması amaçlanmış, ancak neticede yargı, iktidarın emrine girmiştir. Evlere şenlik 2017 değişikliklerinde ise yargıdaki kadrolaşma sorunu ile parlamenter rejimdeki sıkıntıları çözmek amacıyla yola çıkılmış, bu kez de yargı tamamen Cumhurbaşkanı’nın emrine verilerek, yargının üç saç ayağından ikisi olan karar ve iddia makamları çökertilmiştir. Ancak tüm bunlar yetmemiş olacak ki bu son aşama ile bu kez de yargının üçüncü ayağı olan savunmanın bağımsızlığı yok edilmek istenmektedir.
 
      Peki, bu düzenleme neler getirmektedir?
 
       İdeolojik, siyasi, sosyal, etnik, mezhepsel kimliklere göre, dileyen her avukat grubunun baro kurabilmesi, yine aynı şekilde birden fazla baronun birleşerek, tek bir Barolar Birliği yerine, pek çok sayıda üst birlikler kurabilmesi, meslekte birlik, eşgüdüm, kalite ve standartı ortadan kaldıracak, böylece kurulacak yüzlerce baro, yüzlerce ayrışmayı da beraberinde getirecektir. Ayrıca marjinal grupların baro adıyla legal bir görüntü verecek olması da çok ciddi tehlikelere gebedir.
        Yine serbest avukatlık yapmak isteyen avukatların barolara üye olma zorunluluğunun kaldırılması, doğal olarak avukatlık stajı, sicile kayıt ve disiplin işlemleri gibi pek çok işlemin Adalet Bakanlığı marifetiyle yürütülmesine yol açacağından, avukatlar Bakanlığın birer memuru konumuna gelecek, dolayısıyla savunmanın da artık bağımsızlığından bahsetmek söz konusu olamayacaktır.
       Oysa savunma bağımsız olmazsa, yargının bağımsız olma ihtimali yoktur. Çünkü adaletin tecelli edebilmesi, sadece sağlıklı işleyen bir yargı sistemiyle söz konusu olabilir.  Bu da ancak ve ancak hiçbir kurumun tahakkümü altında olmayan, kendi kendini denetleyebilen, güçlü ve bağımsız bir savunmanın varlığıyla mümkündür.  
         Moliere’in    “Görevimizi yaparken kimseye, ne müvekkile, ne hâkime, hele ne iktidara tabiyiz… Avukatlar, tarih boyu köle kullanmadılar ama hiçbir zaman efendileri de olmadı!" sözü savunmanın bağımsızlığının önemini vurgulaması açsından son derece önemlidir. Hatta Avukatlık Kanunu’nda, Türkiye Barolar Birliği’nin görevlerinin;  hiyerarşik anlamda barolar üzerinde üstlük sağlamayan, sadece barolar arasında eşgüdüm ve mesleki birlik sağlamaya yönelik görevler olarak sıralanması da, savunmanın bağımsızlığının ne derece önemli olduğunu açıkça göstermektedir.
                Dolayısıyla milli birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğumuz böylesine hassas bir dönemde, hiçbir meşru sebebe dayanmadan, olası sonuçları etraflıca konuşulup tartışılmadan, baroların parçalanarak bağımsızlıklarının yok edilmesi girişimi, savunma sisteminin temeline dinamiti koyup fitilini ateşlemekten farksızdır ve bir an önce bu yanlıştan dönülmesi demokrasi geleceğimiz açısından son derece elzemdir.

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 19536 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Suriye Çıkmazı
1/19/2018
Rölatif Demokrasi!
12/22/2017
Körüklenen Ataerkil Zihniyet
11/22/2017
Müftülük Nikâhı Ve Örtülü Af
10/23/2017
Eğitim Çıkmazı
10/3/2017
Asgari Müşterekte Buluşmak!
9/13/2017
DÖNÜŞÜM
8/7/2017
Demokrasi
6/1/2017
'Hayır'lısı Olsun!
4/13/2017
Yetkileri Tamamen Budanmış Meclis
3/30/2017
Söylenecek Sözümüz Var
3/8/2017
Mutlak Güç
2/22/2017
‘Milli İrade’ Tek Kişiye Teslim Edilemez!
1/26/2017
Terörün Gölgesinde Rejim Değişikliği
1/9/2017
Yine Bildiklerini Okudular!
12/14/2016
Toplum Vicdanı Ayakta!
11/21/2016
Mevzu Başkanlık Değil!
11/9/2016
Hukuksuz Demokrasi
10/17/2016
Adalarımızın İşgaline Neden Sessiz Kalıyoruz?
10/4/2016
Yine Terör ve Sıfırlanan Yargı
7/4/2016
Cinsiyet Faşizmi
6/10/2016
Ali Cengiz Oyunları
5/24/2016
Cinsel istismar ve Devlet
4/12/2016
Hayaller Avrupa Gerçekler?
3/23/2016
Ataerkil Zihniyet ve Şiddet
3/8/2016
Kurt Kapanı
2/23/2016
Her Derde Deva Anayasa
2/8/2016
Kıdemime Dokunma!
1/25/2016
Başkanlık da Başkanlık!
1/11/2016
Postmodern Enerji Savaşları
12/16/2015
Suriye Denklemi!
12/1/2015
Sandık Başarısı
11/10/2015
Sansürlü Demokrasi
10/20/2015
Suriye Politikasında U Dönüşü!
10/5/2015
Pragmatik Stratejiler
9/21/2015
Artık Yeter!
9/8/2015
Çare Sizsiniz!
8/25/2015
Oyun İçinde Oyun!
8/12/2015
Çark Eden Suriye Politikası
7/28/2015
Çözümsüzlük Stratejisi!
7/14/2015
Sağduyu ve Suriye Çıkmazı
6/30/2015
Meclis Aritmetiği
6/12/2015
Tek Yol, Sandık!
5/16/2015
Siyasi Hesaplara Kurban Edilen Yaşamlar!
5/5/2015
Seçim Savaşları!
4/22/2015
Demokrasi ile Kutsanan Diktatörlük!
4/8/2015
Güç ve Parmak Hesabı!
2/25/2015
Kayıp-Kaçak Adaletsizliği
2/10/2015
İnternete Sansür
1/28/2015
Kentsel Dönüşüm Aldatmacası
1/13/2015
Bilimsel Eğitimin Ön Koşulu: Laiklik!
12/30/2014
İlk Makul Şüphe Operasyonu
12/16/2014
Kadın Erkek Eşitliğinde Haremlik-Selamlık!
12/2/2014
Demokrasi Maskesi ile Çıkartılan Paketler!
11/18/2014
Sömürü Düzeni
11/3/2014
Kuşatılmış yargı
10/20/2014
IŞİD Terörü ve Türkiye
10/9/2014
İnsani Yardım mı Yoksa Güvenlik Zaafiyeti mi?
9/23/2014
Eğitimde İdeolojik Dönüşüm...
9/11/2014
Hukuksuzluğun Yeni Adı; Teamül
8/26/2014
Bir Oy Deyip Geçmeyin
8/5/2014
Ulusal Çıkarlar ve Suriyeli Mülteciler
7/18/2014
Ya Cumhurbaşkanı, Ya Rejim!
7/4/2014
Dış Politikada Değişen Dengeler
6/18/2014
Özgürlüklere Sıkılan Biber Gazı!
6/8/2014
Zımnen Değiştirilen Hükümet Sistemi
5/29/2014
Fıtrat Değil, İhmal ve Sistem
5/20/2014
Çığlık Atmayı Bilmeyen Çocuklar!
5/7/2014
Süper Yetkili MİT!
4/20/2014
Seçim Oyunları
4/7/2014
Sandık Demokrasisi
3/25/2014
Gaflet Uykusundan Uyanmak!
3/17/2014
Can Çekişen Demokrasi
3/5/2014
Diktatoryal Rejimin Eşiğinde!
2/24/2014
SÖZDE DEMOKRATİKLEŞME ve MEDYA DENETİMİ
2/11/2014
Adaletin Tecellisi Umudu!
2/3/2014
YARGININ TASFİYESİ ve HSYK YASA TEKLİFİNDEKİ TUZAK
1/21/2014
Yargıda Başkanlık Sistemi!
1/13/2014
Algı Mühendisliği ve Bağımsız Yargı
1/3/2014
MEĞERSE HUKUK HERKESE LAZIMMIŞ!
12/24/2013
16 Adamızın İşgaline Neden Sessiz Kalıyoruz?
12/18/2013
Aydın İnsan ve Toplumsal Duyarlılık!
12/11/2013
Anayasa Mahkemesi Vakıf mı Kuruyor?
12/2/2013
İktidar Savaşlarına Kurban Edilen Dershaneler
11/20/2013
Demokrasi Tramvayından İnecek Var!
11/12/2013
Yeni Sistemle Mağdur Edilecek Milyonlar!
11/5/2013
Mustafa Kemaller 20 Yaşındadır!
10/28/2013
Toplum Vicdanında Balyoz
10/19/2013
Paketten Çözüm Süreci ve Yüzde 50 Çıktı!
10/3/2013
Cinsiyet Ayrımcılığı ve Kadın İstihdam Paketi
9/26/2013
Silahların Gölgesinde Demokratikleşme Paketi!
9/19/2013
Çocuk Gelinler
9/12/2013
Suriye Müdahalesinde Sıfır Öngörü Politikası
9/5/2013
Muhtemel Savaşın Ayak Sesleri
8/28/2013
Eğitim Sisteminde Çıkmaz!
8/22/2013
Yargı Bir Hesaplaşma Aracı Olabilir mi?
8/14/2013
Sansürsüz Basın ve Tek Adam Rejiminin Güçlendirilmesi
8/1/2013
Gerçek Demokrasi İçin; Şeffaf ve Güvenilir Bir Seçim Sistemi!
7/25/2013
Gezi'nin Faturası Üniversite Gençliğine Kesildi!
7/17/2013
Mısır'da Darbe Sonrası... Demokrasi İçin Laiklik!
7/10/2013
Gezi Gölgesinde Yabancı Petrol Lobisine Verilen Tavizler!
7/3/2013
Miadı Dolan Güç Siyaseti ve Dış Politikada Çifte Standart
6/25/2013
Gezi Müdahalesinin Asıl Sebebi, ABD'nin Suriye Kararı Olabilir mi?
6/18/2013
Katledilen Tarihi Emanet: Atatürk Orman Çiftliği!
6/11/2013
Türk Milleti "Ben Yaptım Oldu" Zihniyetine Dur Dedi!
6/5/2013
Sözde İleri Demokrasi İçin İllaki Hükümet Sistemi Değiştirilemli mi?
5/27/2013
Caydırıcılığı Olmayan Dış Politika ve Güvenlik Zaafiyeti
5/16/2013
İktidar Eliyle İmtiyaz ve Haksız Rekabet
5/12/2013
Eğitim Birliğine Büyük Darbe
5/5/2013
Bizim Kırmızı Çizgilerimiz Yok mu?
4/29/2013
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Misafir 22 Şubat 2018 Perşembe 11:11

Tüh yaaa. Şimdi yargı nolacak. Sanki yargılamayı avukatlar yapıyor. Olayı büyütüp de provake etmenin ne manası var. İşiniz sözde adalet. Sizin işiniz para kazanmak hepsi bu. Barolara bakın baro yardımıyla avukat bulanların davalarına bakın hangisi bir milim ilerlemiş. Hepsi önce para aldıkları davalarla uğraşıyor. Diğerinin hiçbir önemi yok. Ayrıca hangi avukat barodan memnun ki. Baronun işi tatil yerleri yapmak gezmek tozmak. Avukatların hangi derdine çare olmuş. Ortalığı karıştırmayın

Yorumu oyla      3      4  
tusas, banner, reklam,
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
Yenilenecek seçimlerde kazanan değişir mi?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
Sağlık
Gökhan Töre
Suudi Arabistan
barcelona
ölüm haberi
Tehdit
Yeni Zelanda
işte benim stilim
Manchester City