E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Sibel Kızılkaya İtkü

Ataerkil Zihniyet ve Şiddet
8 Mart 2016 Salı

                  
              Bir 8 Mart daha geldi, çattı. Yine hafta boyunca kadın anadır, çiçektir, fedakârdır, başımızın tacıdır, güzellemeleri yapılacak. “Kadına kalkan eller kırılsın” noktasında hamaset nutukları atılacak. Kadına yönelik şiddet, yetkili, yetkisiz her kişi ve kurumca kınanacak. Peki, ne değişecek? Her zaman ki gibi yine hiçbir şey…
              Çünkü bugüne kadar ülkemizde kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri konusunda, daha çok hukuk ekseninde çözümler üretilmeye çalışılmış ancak alınan tedbirler ve verilen cezalar ne kadar arttırılırsa arttırılsın, bu düzenlemelerin sorunu çözmeye yetmediği, aksine artarak devam ettiği görülmüştür. 
              Dolayısıyla erkek şiddetinin salt bireysel bir davranış olmadığı, arkasında erkek egemen cinsiyetçi bir sistemin ve ataerkil bir zihniyetin yattığı kabul edilmediği sürece, kangren halini almış bu sorunun köklü bir çözümünün mümkün olmayacağı aşikârdır.
 
              Öyle ki cinsiyetçi bakış açısının hâkim olduğu yasalar, bilhassa uygulamalar,  hatta ve hatta televizyon programları ile bile dayatılan ;  “Ev işleri, yemek ve çocuk bakımı sadece kadına aittir“,  “Kadının yeri evidir”,  “Her kadın annelik içgüdüleriyle dünyaya gelir” ,“Kadın kendini evine, kocasına ve çocuklarına adamalıdır.”  şeklinde yaratılan algı, toplum tarafından kadına ve erkeğe yüklenen bu cinsiyetçi rolleri pekiştirmektedir. Yine aynı şekilde; “Erkek kadınına bakmalı” algısı ile de kadınların erkeğe ekonomik yönden bağımlı olmayı kabullendikleri, üstelik bunun da böyle olması gerektiği toplumsal olarak zihinlere kodlanmaktadır… 
            Peki, ne var bunda da diyebilirsiniz? İşte asıl sorunda bu noktada ortaya çıkmaktadır. Çünkü kadına yönelik şiddetin temel sebebi, artık herkesçe kanıksanmış bu toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanmaktadır. Bugün topluma hâkim olan  ataerkil zihniyet,  kadınları geleneksel, cinsiyetçi, kadınlık ve annelik rollerini gönüllü olarak kabule zorlarken, buna itiraz eden kadınları ise şiddetin tüm biçimleri ile cezalandırma konusunda kendini haklı görmektedir.  Son zamanlarda sıkça gündeme gelen ve kadınlara sanki müjde gibi sunulan yarı zamanlı çalışma ile ilgili düzenlemenin gerekçesi dahi; “kadının doğurganlık oranının arttırılması” olduğu düşünülecek olursa, toplumumuzda kadına biçilen rolün ve erkek egemen zihniyetin etkisi çok daha iyi anlaşılacaktır.
   
         Aslında bu tarz söylemler ve toplumda yaratılan algı, bir yandan kadına ve erkeğe biçilen görevlerin “tanrı vergisi” olarak görülmesini sağlayarak erkek egemenliğinin toplumsal cinsiyet rolleri üzerinden kendini meşrulaştırmasına neden olmakta, bir yandan da toplumda var olan cinsiyetçi rollerin sürdürülmesine katkı sağlamaktadır. 
 
              Üstelik Türkiye tarafından 2011’de İstanbul’da imzalanan ve kısaca İstanbul sözleşmesi olarak da bilinen, Kadınlara Yönelik Şiddetin ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nde de;  kadına karşı şiddetin sebebinin toplumsal cinsiyet eşitsizliği olduğu,  bu nedenle de kadın ve erkek arasında yasal ve fiili eşitliğin gerçekleştirilmesinin şiddeti önlemede anahtar bir unsur olduğu belirtilmiştir.  Buna rağmen bu konuda halen gereken tedbirlerin alınmaması ise bir hayli düşündürücüdür.   
        Peki, neler yapılabilir ya da yapılmalıdır?
        
        - Her şeyden evvel sadece yasal düzenlemelerle kadına karşı şiddeti engelleyebilmenin mümkün olmadığı, şiddetin ana sebebinin toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklandığı kabul edilmelidir.
 
         -Devletin en üst kademesinden gelen cinsiyetçi söylemlerden uzaklaşılmalı, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine yol açacak yasal düzenlemelerden, uygulamalardan, bir an önce vazgeçilmesi için gereken önlemler alınmalıdır. 
 
         - Yine aynı şekilde son zamanlarda erkeklik indirimi olarak da adlandırılan haksız tahrik ve iyi hal indirimleri şiddet uygulayanları cesaretlendirmekte ve şiddetin devam etmesine neden olmaktadır. Hâlbuki Türk Ceza Kanunu’nda “erkekliğime hakaret etti, öldürdüm” indirimi ya da  “kravat” indirimi yoktur. Aksine bu ve benzeri tüm haksız tahrik indirimleri, cinsiyetçi erkeklik indirimleridir. Bu nedenle örf, adet, gelenek ve namusun bu tarz davalarda indirime gerekçe olarak kabul edilmemesi, dolayısıyla verilen cezaların caydırıcı olması, kadına yönelik şiddetin önüne geçebilmek adına son derece önemlidir.
 
          -Ayrıca toplum,  basın ve medya aracılığıyla bilinçlendirilmeli, medyanın toplumsal  
cinsiyet eşitsizliğini pekiştiren ve devamlılığını sağlayan programları denetimden geçirilmeli, kadın aile kavramından ayrı ve eşit bir birey olarak kabul edilmeli, kadının sosyal, ekonomik ve siyasal hayata erkeklerle eşit düzeyde katılabilmesini sağlayan düzenlemeler yapılmalı ve ayrıca toplumumuzda kadınlara karşı sahip olunan geleneksel tavır mutlaka sorgulanarak, belki de ilköğretimden başlayacak bir eğitim süreci ile toplumsal değerlerin yeniden tanımlanması sağlanmalıdır.
       
             Aksi halde toplumda yerleşmiş ve üstelik dev bir propaganda ile desteklenen; geleneklere, toplumsal baskıya ve erkek egemenliğine itaat etmeyi kadınların erdemi,  güç göstermeyi, sahiplenmeyi, kadının namusunu korumayı erkeklik erdemi olarak gören ataerkil zihniyet değişmediği sürece, kadına yönelik şiddetin önlenmesi mümkün olmayacaktır.
 
 
 
 
 
 

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 24621 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Kurt Kapanı
23.2.2016
Her Derde Deva Anayasa
8.2.2016
Kıdemime Dokunma!
25.1.2016
Başkanlık da Başkanlık!
11.1.2016
Postmodern Enerji Savaşları
16.12.2015
Suriye Denklemi!
1.12.2015
Sandık Başarısı
10.11.2015
Sansürlü Demokrasi
20.10.2015
Suriye Politikasında U Dönüşü!
5.10.2015
Pragmatik Stratejiler
21.9.2015
Artık Yeter!
8.9.2015
Çare Sizsiniz!
25.8.2015
Oyun İçinde Oyun!
12.8.2015
Çark Eden Suriye Politikası
28.7.2015
Çözümsüzlük Stratejisi!
14.7.2015
Sağduyu ve Suriye Çıkmazı
30.6.2015
Meclis Aritmetiği
12.6.2015
Tek Yol, Sandık!
16.5.2015
Siyasi Hesaplara Kurban Edilen Yaşamlar!
5.5.2015
Seçim Savaşları!
22.4.2015
Demokrasi ile Kutsanan Diktatörlük!
8.4.2015
Güç ve Parmak Hesabı!
25.2.2015
Kayıp-Kaçak Adaletsizliği
10.2.2015
İnternete Sansür
28.1.2015
Kentsel Dönüşüm Aldatmacası
13.1.2015
Bilimsel Eğitimin Ön Koşulu: Laiklik!
30.12.2014
İlk Makul Şüphe Operasyonu
16.12.2014
Kadın Erkek Eşitliğinde Haremlik-Selamlık!
2.12.2014
Demokrasi Maskesi ile Çıkartılan Paketler!
18.11.2014
Sömürü Düzeni
3.11.2014
Kuşatılmış yargı
20.10.2014
IŞİD Terörü ve Türkiye
9.10.2014
İnsani Yardım mı Yoksa Güvenlik Zaafiyeti mi?
23.9.2014
Eğitimde İdeolojik Dönüşüm...
11.9.2014
Hukuksuzluğun Yeni Adı; Teamül
26.8.2014
Bir Oy Deyip Geçmeyin
5.8.2014
Ulusal Çıkarlar ve Suriyeli Mülteciler
18.7.2014
Ya Cumhurbaşkanı, Ya Rejim!
4.7.2014
Dış Politikada Değişen Dengeler
18.6.2014
Özgürlüklere Sıkılan Biber Gazı!
8.6.2014
Zımnen Değiştirilen Hükümet Sistemi
29.5.2014
Fıtrat Değil, İhmal ve Sistem
20.5.2014
Çığlık Atmayı Bilmeyen Çocuklar!
7.5.2014
Süper Yetkili MİT!
20.4.2014
Seçim Oyunları
7.4.2014
Sandık Demokrasisi
25.3.2014
Gaflet Uykusundan Uyanmak!
17.3.2014
Can Çekişen Demokrasi
5.3.2014
Diktatoryal Rejimin Eşiğinde!
24.2.2014
SÖZDE DEMOKRATİKLEŞME ve MEDYA DENETİMİ
11.2.2014
Adaletin Tecellisi Umudu!
3.2.2014
YARGININ TASFİYESİ ve HSYK YASA TEKLİFİNDEKİ TUZAK
21.1.2014
Yargıda Başkanlık Sistemi!
13.1.2014
Algı Mühendisliği ve Bağımsız Yargı
3.1.2014
MEĞERSE HUKUK HERKESE LAZIMMIŞ!
24.12.2013
16 Adamızın İşgaline Neden Sessiz Kalıyoruz?
18.12.2013
Aydın İnsan ve Toplumsal Duyarlılık!
11.12.2013
Anayasa Mahkemesi Vakıf mı Kuruyor?
2.12.2013
İktidar Savaşlarına Kurban Edilen Dershaneler
20.11.2013
Demokrasi Tramvayından İnecek Var!
12.11.2013
Yeni Sistemle Mağdur Edilecek Milyonlar!
5.11.2013
Mustafa Kemaller 20 Yaşındadır!
28.10.2013
Toplum Vicdanında Balyoz
19.10.2013
Paketten Çözüm Süreci ve Yüzde 50 Çıktı!
3.10.2013
Cinsiyet Ayrımcılığı ve Kadın İstihdam Paketi
26.9.2013
Silahların Gölgesinde Demokratikleşme Paketi!
19.9.2013
Çocuk Gelinler
12.9.2013
Suriye Müdahalesinde Sıfır Öngörü Politikası
5.9.2013
Muhtemel Savaşın Ayak Sesleri
28.8.2013
Eğitim Sisteminde Çıkmaz!
22.8.2013
Yargı Bir Hesaplaşma Aracı Olabilir mi?
14.8.2013
Sansürsüz Basın ve Tek Adam Rejiminin Güçlendirilmesi
1.8.2013
Gerçek Demokrasi İçin; Şeffaf ve Güvenilir Bir Seçim Sistemi!
25.7.2013
Gezi'nin Faturası Üniversite Gençliğine Kesildi!
17.7.2013
Mısır'da Darbe Sonrası... Demokrasi İçin Laiklik!
10.7.2013
Gezi Gölgesinde Yabancı Petrol Lobisine Verilen Tavizler!
3.7.2013
Miadı Dolan Güç Siyaseti ve Dış Politikada Çifte Standart
25.6.2013
Gezi Müdahalesinin Asıl Sebebi, ABD'nin Suriye Kararı Olabilir mi?
18.6.2013
Katledilen Tarihi Emanet: Atatürk Orman Çiftliği!
11.6.2013
Türk Milleti "Ben Yaptım Oldu" Zihniyetine Dur Dedi!
5.6.2013
Sözde İleri Demokrasi İçin İllaki Hükümet Sistemi Değiştirilemli mi?
27.5.2013
Caydırıcılığı Olmayan Dış Politika ve Güvenlik Zaafiyeti
16.5.2013
İktidar Eliyle İmtiyaz ve Haksız Rekabet
12.5.2013
Eğitim Birliğine Büyük Darbe
5.5.2013
Bizim Kırmızı Çizgilerimiz Yok mu?
29.4.2013
YORUMLAR
Toplam 3 yorum var, 3 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

• İmlası çok bozuk,
• Büyük harfle yazılan,
• Habere değil yorumculara yönelik,
• Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
• Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
• Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Misafir 10 Mart 2016 Perşembe 13:21

Ama dinimizde kadını koruma görevi erkeğe verilmiştir. Çünkü erkek fiziksel ve psikolojik olarak kadından kuvvetlidir. Daha fazla dini bilgi vermeye gerek yok. Kalanını kendiniz öğrenebilirsiniz. Kadını en çok koruma altına alan din İslamiyettir. Ama sizin gibi zihniyetler bunu kadına haksızlıkmış bir görüp uygulanması aşağılayacıymış gibi görür. Bunada yapacak birşeyimiz yok . Hüküm Allah'ındır.

Yorumu oyla      2      10  
Misafir 10 Mart 2016 Perşembe 13:16

Siz bu sorundan kurtulmak istiyorsanız islamiyeti türkiyeden çıkarın.Sorun kendiliğinden çözülecektir. Sayın yazar ya ne yazdığınızı bilmiyorsunuz yada bilmediğinizi bilmiyorsunuz. Devlet laik olabilir ama vatandaşların dini vardır ve dinlerinin gerektirdiği şeyleri kabul eder ve o şekilde yaşar. Ha bu kadını ezme yetkisi vermez bu kişisel bir yanlıştır din ilede bağdaştırılamaz. İslamda kadın erkek eşitliği yoktur. Kadının kendine göre üstünlüğü erkeğinde kendine göre üstünlüğü vardır

Yorumu oyla      1      9  
Misafir 9 Mart 2016 Çarşamba 10:15

Sibel Hanım sorunu çok güzel tespit edip, çözüm önerilerinide sunmuşsunuz. Ama bunları uygulayacak hükümet nerede. ellerinden gelse kadınları burka ile kapatıp evlere hapsedecekler. Onlara göre kadınlar ikincil vatandaş. Görevleri ise erkeklere hizmet edip, çocuk doğurmak. Böyle bir zihniyetle nasıl başa çıkılabilirki.

Yorumu oyla      10      2  
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
Türkiye'nin Rus uçağını düşürmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Medya
  •Güncel
  •Siyaset
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Teknoloji
  •Sağlık
  •Spor
  •Kültür
  •Güncel
  •Siyaset
  •Medya
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Sağlık
  •Spor
  •Kültür
  •Aktüel
  •Güncel
  •Aktüel
  •Kültür
  •Spor
  •Sağlık
  •Dünya
  •Ekonomi
  •Medya
  •Siyaset
•İsrail
•Suudi Arabistan
•hollanda
•nato
•DEAŞ
•Abdullah Ercan
•Yükseköğretime Geçiş Sınavı
•İlker İnanoğlu
•survivor all star