E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Sibel Kızılkaya İtkü

Adaletin Tecellisi Umudu!
3 Şubat 2014 Pazartesi

Söyleyenden söyleyene anlamının değiştiğini bildiğimiz “hukuk devleti”, “yargı bağımsızlığı”, “tarafsız yargı” gibi günden güne içi boşaltılan kavramları, özellikle son zamanlarda gerekli gereksiz ne kadar da sık duyar olduk.

Başbakan Erdoğan’ın Brüksel ziyareti sırasında dile getirdiği “Eğer yargı, yasamayı ve yürütmeyi yok farz ederek sorumsuz olursa, o ülke yargı devleti olur, hukuk devleti olmaz” sözleri, özellikle iktidarın yargıya bakış açısını göstermesi açısından son derece anlamlıdır.

Kaldı ki çok değil, daha 2010 referandumu ile HSYK’nın yapısını değiştiren ve  ileri demokrasi nutuklarıyla yargı bağımsızlığının artık sağlandığını iddia eden bu iktidar değil miydi?

Aslında benim özellikle merak ettiğim, acaba 17 Aralık operasyonuyla rüşvet ve yolsuzluk iddiaları bu şekilde ortaya çıkarılmış olmasaydı, iktidar o zamanda;  yargının, yürütmeyi ve yasamayı ele geçirdiğini iddia edecek miydi?  Ya da  paralel devlet, örgüt, çete yapılanmalarından bahsedecek miydi? Tüm bunların doğru olduğunu kabul etsek bile hükümet kanadınca, 17 Aralık sonrası soruşturmayı ve yargılamayı doğrudan etkileyebilecek nitelikte olan; görevden almalar,  çıkartılan yönetmelikler, HSYK düzenlemeleri de, yürütmenin yargıya müdahalesi değil midir? Bu da yoksa, hukuk literatürüne yeni girmiş “göze göz, dişe diş” prensibi midir?

Ayrıca Başbakan’ın hemen her konuşmasında, kararı milli iradenin vereceğinden bahsetmesi de, 30 Martta yapılacak yerel seçimlere iktidar tarafından oldukça farklı anlamların yüklendiğini  göstermektedir. Halbuki sandık kimsenin aklanma yeri olmadığı gibi,  rüşvet ve yolsuzluk iddialarının da unutturulabileceği bir yer değildir. Geçtiğimiz günlerde ülkemize gelen Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’ın “Yolsuzluk her ülkede oluyor ve olabilir. Önemli olan yolsuzlukların üzerine gidecek bağımsız yargının bulunmasıdır” sözleri de,  aslında sık sık dile getirdiğimiz,  ancak bir türlü    anlamını  özümseyemediğimiz sözler değil midir?

Her ne kadar nedeni ve zamanlaması son derece manidar olsa da, özel yetkili mahkemelerin kaldırılması, yargılamanın yenilenmesi,  içeriği henüz tam olarak bilinmemekle birlikte son  demokratikleşme paketi,   demokrasimiz adına son derece önemli adımlardır.

Lakin uzun yıllardır dile getirilen; özel yetkili mahkemeler eliyle infaza dönüşen uzun tutukluluk sürelerinin adaletsizliği ile,  darbe davalarının devam ettiği yıllar boyunca, sahte deliller üretildiği, savunma hakkının kısıtlandığı konusundaki iddiaların mahkemeler tarafından bir türlü dikkate alınmaması da, eminim yargımız üzerinde  kara bir leke  olarak tarih sayfasındaki yerini alacaktır.

 Ancak nihayetinde adalet yerini bulmuş ve son TÜBİTAK raporu ile; Poyrazköy ve Balyoz davalarında generallerin, subayların ağır cezalara çarptırılmasına neden olan 5 No’lu harddiskte tarihlerle oynandığı  tespit edilerek,  Silivri davaları bütünüyle çökertilmiştir.

Şöyle ki;  Balyoz davasında verilen mahkumiyetlerin en önemli dayanaklarından biri TÜBİTAK’ın eski raporuydu. Bu rapora göre  “ delil olarak kabul edilen 5 No’lu harddisk, 28 Temmuz 2009’da son defa yazılıp kapatılmış, bir daha işlem yapılmamıştı”.  Davaya esas alınan bu harddiskin  sahte olduğu ve bu nedenle yeniden bilirkişi incelemesi yapılması hem sanıklar, hem de avukatları tarafından tüm duruşmalar boyunca ısrarla talep edilmesine rağmen, mahkemece yeniden bilirkişi yapılmasına gerek görülmemişti.

Ancak Poyrazköy davasında da sahteliği ileri sürülen bu 5 No’lu  harddisk, bu kez mahkeme tarafından yeni bir bilirkişi raporu alınmak üzere TÜBİTAK’a gönderilmiş ve TÜBİTAK’ın 20 Ocak 2014  tarihli raporunda “ 5 No’lu  harddiskin daha sonra tarih ve saatiyle oynanmış bir başka bilgisayarla yeniden düzenlendiği ve eski tarih gösterilmiş olduğu” belirtilmiştir. Dolayısıyla  Balyoz,  Poyrazköy gibi davalarda iddianameye esas alınan harddiskin sahteliği bilirkişi raporuyla açıkça ortaya çıkarılmıştır.

Bunun üzerine Poyrazköy davasının tutuklu sanıkları eksiksiz tahliye edilirken,  Balyoz davasında da yeniden yargılama gündeme gelmiştir. Ceza Muhakemesi Yasasında “Yargılanmanın Yenilenmesi” nedenleri madde madde sayılmış ve “kararı etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa yeniden yargılama yapılacağı” hükmüne açıkça yer verilmiştir.

Dolayısıyla bu davalarda yargılananların bir an önce özgürlüklerine kavuşması,  sahte delili hazırlayanlar hakkında ceza soruşturmaları açılması ve iddianamelere esas alınan  diğer CD’lerinde incelemeye  alınması, bu aşamadan sonra  son derece önemli adımlar olacaktır.

Özellikle  Yalçın Akdoğan’ın kumpas iddiasından sonra,  bu son TÜBİTAK raporu  da, adalete olan güvenin sağlanması açısından “yargılamanın yenilenmesini”, olmazsa olmaz biçimde zorunlu  kılmaktadır. Aksi halde  insanların adalete olan bu güvensizliği toplumda büyük bir kaosa neden olacağı gibi, hukuk devleti ilkesi de tamamen zarar görmüş olacaktır.

Unutulmamalıdır ki; demokratik bir hukuk devletinde mahkemeler, insanların merhamet dilendikleri yerler değil, adaletin bir şekilde tecelli edeceği umudunu yaşatan yerler olmalıdır.

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 15127 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YARGININ TASFİYESİ ve HSYK YASA TEKLİFİNDEKİ TUZAK
1/21/2014
Yargıda Başkanlık Sistemi!
1/13/2014
Algı Mühendisliği ve Bağımsız Yargı
1/3/2014
MEĞERSE HUKUK HERKESE LAZIMMIŞ!
12/24/2013
16 Adamızın İşgaline Neden Sessiz Kalıyoruz?
12/18/2013
Aydın İnsan ve Toplumsal Duyarlılık!
12/11/2013
Anayasa Mahkemesi Vakıf mı Kuruyor?
12/2/2013
İktidar Savaşlarına Kurban Edilen Dershaneler
11/20/2013
Demokrasi Tramvayından İnecek Var!
11/12/2013
Yeni Sistemle Mağdur Edilecek Milyonlar!
11/5/2013
Mustafa Kemaller 20 Yaşındadır!
10/28/2013
Toplum Vicdanında Balyoz
10/19/2013
Paketten Çözüm Süreci ve Yüzde 50 Çıktı!
10/3/2013
Cinsiyet Ayrımcılığı ve Kadın İstihdam Paketi
9/26/2013
Silahların Gölgesinde Demokratikleşme Paketi!
9/19/2013
Çocuk Gelinler
9/12/2013
Suriye Müdahalesinde Sıfır Öngörü Politikası
9/5/2013
Muhtemel Savaşın Ayak Sesleri
8/28/2013
Eğitim Sisteminde Çıkmaz!
8/22/2013
Yargı Bir Hesaplaşma Aracı Olabilir mi?
8/14/2013
Sansürsüz Basın ve Tek Adam Rejiminin Güçlendirilmesi
8/1/2013
Gerçek Demokrasi İçin; Şeffaf ve Güvenilir Bir Seçim Sistemi!
7/25/2013
Gezi'nin Faturası Üniversite Gençliğine Kesildi!
7/17/2013
Mısır'da Darbe Sonrası... Demokrasi İçin Laiklik!
7/10/2013
Gezi Gölgesinde Yabancı Petrol Lobisine Verilen Tavizler!
7/3/2013
Miadı Dolan Güç Siyaseti ve Dış Politikada Çifte Standart
6/25/2013
Gezi Müdahalesinin Asıl Sebebi, ABD'nin Suriye Kararı Olabilir mi?
6/18/2013
Katledilen Tarihi Emanet: Atatürk Orman Çiftliği!
6/11/2013
Türk Milleti "Ben Yaptım Oldu" Zihniyetine Dur Dedi!
6/5/2013
Sözde İleri Demokrasi İçin İllaki Hükümet Sistemi Değiştirilemli mi?
5/27/2013
Caydırıcılığı Olmayan Dış Politika ve Güvenlik Zaafiyeti
5/16/2013
İktidar Eliyle İmtiyaz ve Haksız Rekabet
5/12/2013
Eğitim Birliğine Büyük Darbe
5/5/2013
Bizim Kırmızı Çizgilerimiz Yok mu?
4/29/2013
YORUMLAR
Toplam 10 yorum var, 5 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Misafir 26 Ağustos 2014 Salı 23:35

sayın Sibel hanım bilmem bu yorumları okuyormusunuz.Güneş okuru değilim ama arada türktime sayfasına girerim harika bir yazı .

Yorumu oyla      3      0  
Misafir 9 Şubat 2014 Pazar 15:49

Hala balyozdan demokrasi çıkarma peşinde olan."Kumpas" lafına sarılan bir anlayış.İki otoriter, halkı biate zorlayan yapı. RIZA ZARRABÇILAR VE SİLİVRİ...BİRBİRİNE PAKLAMA İÇİN YANAŞAN ESki sözde düşman özde aynı zihniyet...

Yorumu oyla      5      0  
Misafir 5 Şubat 2014 Çarşamba 23:25

Sibel Hanım ellerinize saglık. Yazılarınızı beğenerek takip ediyorum.

Yorumu oyla      10      0  
Misafir 5 Şubat 2014 Çarşamba 21:50

iktidar parti devam ettiği müttetçe ne hukuk kaldı ne adalet kral çıplak dendiği an malesef başlar kesiliyor herzaman padişahım çok yaşa denecek yalnız şunu unutmasınlar hukuka etki edebilirler yalnız illahi adalet denen birsey var işte ona etki edemezler bende bir gün illahi adaletin tecelli edec eğine yürekten inanıyorum çok böbürlenme padişahım senden büyük Allah var. Pınar K

Yorumu oyla      12      1  
Misafir 5 Şubat 2014 Çarşamba 13:39

Başbakanın Başdanışmanı'nın 'kumpas' açıklamasının ardından, o insanların hala hapiste olması, akıl ve mantık dışıdır.

Yorumu oyla      2      1  
Rahmi Turan, Memleketim,
İnternet oku, Turktime, medya,
tusas, banner, reklam,
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
Bazı suçlar için (Kadın cinayeti, tecavüz, vatana ihanet, terör suçları V.S.) idam gelmesini istermisiniz?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
beşiktaş
Ukrayna
Adana Demirspor
Kobani
Jose Mourinho
işte benim stilim
Yükseköğretime Geçiş Sınavı
kardeş
yakmak