E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Sibel Kızılkaya İtkü

Adalarımızın İşgaline Neden Sessiz Kalıyoruz?
4 Ekim 2016 Salı

                   Ara sıra gündeme gelen, ancak yazılı ve görsel basında hiçbir zaman hak ettiği etkiye ulaşamayan Yunanistan tarafından yıllardır yavaş yavaş işgal edilen Türk adaları meselesi,   bu kez de  "Ege'de bağırsan duyulacak adaları, Lozan'da Yunanistan'a vermişiz” sözleriyle,  bir kez daha su yüzüne çıkmıştır. 
                  Nasıl bir ironidir ki bir yandan Türk adalarının 2004’den bu yana Yunanistan tarafından yavaş yavaş işgalini görmezden gelirken, diğer taraftan Lozan’ın bir başarı olmadığını iddia edeceksin!
               Bu konuyu ilk defa kaleme aldığım 18 Aralık 2013 ‘ten bu yana yetkililerce hiçbir girişimde bulunulmadığı gibi,  üstüne üstlük birde o zamanlar 16 olan işgal edilen ada sayımız, bugün itibariyle 17’ye ulaşmıştır.
               Yeri geldiğinde ülkemizin bir karış toprağının dahi kimseye verilemeyeceğinden dem vuran iktidar yetkilileri, Ege ve Akdeniz’de bize ait olan adaların 2004 yılından bu yana  Yunanistan tarafından   işgaline neden sessiz kalındığına dair, her nedense şu ana kadar makul, kabul edilebilir hiçbir açıklama getirememişlerdir. Yoksa “komşularla sıfır sorun” politikamız, 17 adamızı kaybetmek pahasına sadece Yunanistan ile mi sürdürülmeye çalışılmaktadır? Oysa ki ülke egemenliğinin anlaşmasız, savaşsız öylece bir başka ülkeye devri anlamına gelen  susmanın, kabullenmenin önlem almamanın  hiçbir izahı mümkün değildir.
               Bu zamana kadar ne Yunanistan tarafından teker teker işgal edilen adalar, ne de bu adaların törenlerle iskâna açılması konuları her nedense kamuoyunda hak ettiği önemde yer almadığı gibi, hükümetin gündemine de bir türlü oturamamıştır. Ülkemizin egemenliğini bu denli ilgilendiren bir konuya neredeyse “yok muamelesi” yapılması son derece ilginçtir.
              Halbuki Yunanistan ve Türkiye arasında kalan her bir toprak parçasının,  Orta Doğu’nun yeniden şekillendirilmesi, enerji kaynaklarına ulaşım, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin geleceği, Türkiye’nin Doğu Akdeniz ülkeleri ile ilişkileri gibi konularda elimizi ne kadar güçlendireceği herkesçe bilinen bir gerçekken, hükümetin bu konuda 2004’den bu yana  hukuken ve  siyaseten sessizliğini koruması ülke menfaatlerimiz açısından kabul edilemez bir durumdur. Kaldı ki, Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye verdiği tam üyelik müzakere tarihi ile işgallerin başladığı tarihin aynı olması da bir hayli düşündürücüdür.
            2004 yılından itibaren, ülkemize ait olan Ege’de Eşek, Bulamaç, Nergizcik, Hurşit, Fornoz, (Aydın), Kalolimnoz, Keçi, Sakarcılar, Koçbaba ve Ardacık (Muğla), Koyun (İzmir), Akdeniz’de ise, Gavdos, Dhia; Dionisades, Gidhoronisi ve Koufonisi adaları  Yunanistan tarafından işgal edilerek iskana açılmıştır. Bu işgaller,  önce adalara sivil nüfusun daha sonra askeri birliklerin yerleştirilmesi, rüzgar gücü ile çalıştırılan enerji santrallerinin kurulması, kiliselerin inşa edilmesi, belediye ve polis teşkilatlarının kurulması, Yunan bayrağının dikilmesi ve nihayetinde Yunanistan Genelkurmay Başkanı’nın Bulamaç Adası’nı, Cumhurbaşkanı’nın ise Eşek Adası’nı ziyaret etmesi ile aşama aşama  gerçekleştirilmiştir. Bu ziyaretler aslında bir yerde fetih ziyaretleri olarak da görülebilir.   Benzer bir girişim 150 kadar ada içinde beklenebilir. Nitekim Türkiye’nin tüm bu işgallere itirazda bulunmayarak sessiz kalması ise Yunanistan’ın toprak genişletme ihtirasını daha da arttırmaktadır.
             Aslında Ege Adalarının aidiyeti meselesi ilk olarak 1996’da Kardak krizi ile gündeme gelmiş ancak 2004’ten sonra süreç yeni bir boyut kazanmıştır. Kardak krizi  sonrası Avrupa Parlamentosu’nun  “Yunanistan’ın sınırlarının Avrupa’nın dış sınırları olduğuna” vurgu yapan bir karar vermesi,   emimim Avrupa’nın bu işgallere nasıl baktığını anlamanız açısından son derece önemli ve ibret vericidir.
           Yine dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun işgal edilen bu adalara ilişkin bir soru önergesine verdiği yanıtta, “sorunun Lozan ve Paris anlaşmalarının yorumuyla ilgili hukuki bir mesele olduğundan, ayrıca Ege’deki deniz sınırlarının Yunanistan ile bu güne kadar geçerli bir anlaşma ile belirlenmemiş olmasının da sorunun bir diğer boyutunu teşkil ettiğinden” bahsetmesi de hükümetin konuya nasıl baktığını göstermesi açısından oldukça üzücüdür.
           Hâlbuki işgal edilen bu 17 ada,   Uluslararası Anlaşmalar gereği ülkemize aittir. Şöyle ki; Osmanlı devleti Ege ve Akdeniz’de ilk egemenlik mücadelesini Venedik ve Cenevizlilere karşı vermiş ve bu denizlerde Osmanlı egemenliği kurulduğunda sahipsiz hiçbir ada kalmamış ve Osmanlı’nın denizlerdeki bu egemenliği,  Yunanistan’ın bir devlet olarak ortaya çıktığı 1830’a kadar da devam etmiştir.
             Bugün Ege Denizi’nde Yunanistan’a ait olan adalar ise, Osmanlı imparatorluğu ve onun devamı olan Türkiye Cumhuriyeti hakimiyetinden Yunanistan’a,  Londra, Lozan ve  Paris Barış Anlaşmalarıyla isim isim belirtilerek geçmiştir. Doğal olarak  bunların dışında kalan diğer ada ve adacıklar ise  Türkiye’nin egemenliği altındadır.
            Tüm bunları bir yana bırakıp  adaların aidiyeti(sahipliği) konusunun  belirsiz ve şüpheli  olduğunu varsaysak bile,  bu kez de  Eritre ve Yemen’in Kızıldeniz’de bulunan adaların paylaşımıyla ilgili olarak  gittikleri Hakem Mahkemesi  kararı, yol gösterici olmaktadır.  Bu mahkeme kararında,  her ne kadar dava konusu adalar Kızıldeniz’de bulunsa da, sorunun çözümü noktasında Ege’deki adaların durumunu düzenleyen Lozan Barış Anlaşmasına dayanılmıştır. Bu nedenle bu karar bizim için son derece önemli olduğu gibi aynı zamanda da emsal niteliğindedir.
           Söz konusu kararda, hiçbir devletin tek taraflı eylem ve uygulamalarla,  zamanaşımıyla bu adaları kazanamayacağı, ayrıca aidiyetin(sahipliğin) belirlenmesinde dikkate alınacak kriterlerin; coğrafi yakınlık ve üstün hakkın varlığı olduğu belirtilmiştir. Özellikle Yunanistan’ın bu adalarda devlet otoritesi kurma çabası içinde olması, ikinci kriteri yani üstün hakkın varlığını işlevsel hale getirmek çabası içinde olduğunu düşündürmektedir.
            Dolayısıyla, her halükarda bu toprak işgallerine hükümet tarafından artık bir an önce dur denilmesi ve meselenin sadece bir toprak parçasını sahiplenme meselesi olmayıp doğrudan egemenlik tesisi meselesi olduğunun artık farkına varılması son derece elzemdir.

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 20149 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yine Terör ve Sıfırlanan Yargı
4.7.2016
Cinsiyet Faşizmi
10.6.2016
Ali Cengiz Oyunları
24.5.2016
Cinsel istismar ve Devlet
12.4.2016
Hayaller Avrupa Gerçekler?
23.3.2016
Ataerkil Zihniyet ve Şiddet
8.3.2016
Kurt Kapanı
23.2.2016
Her Derde Deva Anayasa
8.2.2016
Kıdemime Dokunma!
25.1.2016
Başkanlık da Başkanlık!
11.1.2016
Postmodern Enerji Savaşları
16.12.2015
Suriye Denklemi!
1.12.2015
Sandık Başarısı
10.11.2015
Sansürlü Demokrasi
20.10.2015
Suriye Politikasında U Dönüşü!
5.10.2015
Pragmatik Stratejiler
21.9.2015
Artık Yeter!
8.9.2015
Çare Sizsiniz!
25.8.2015
Oyun İçinde Oyun!
12.8.2015
Çark Eden Suriye Politikası
28.7.2015
Çözümsüzlük Stratejisi!
14.7.2015
Sağduyu ve Suriye Çıkmazı
30.6.2015
Meclis Aritmetiği
12.6.2015
Tek Yol, Sandık!
16.5.2015
Siyasi Hesaplara Kurban Edilen Yaşamlar!
5.5.2015
Seçim Savaşları!
22.4.2015
Demokrasi ile Kutsanan Diktatörlük!
8.4.2015
Güç ve Parmak Hesabı!
25.2.2015
Kayıp-Kaçak Adaletsizliği
10.2.2015
İnternete Sansür
28.1.2015
Kentsel Dönüşüm Aldatmacası
13.1.2015
Bilimsel Eğitimin Ön Koşulu: Laiklik!
30.12.2014
İlk Makul Şüphe Operasyonu
16.12.2014
Kadın Erkek Eşitliğinde Haremlik-Selamlık!
2.12.2014
Demokrasi Maskesi ile Çıkartılan Paketler!
18.11.2014
Sömürü Düzeni
3.11.2014
Kuşatılmış yargı
20.10.2014
IŞİD Terörü ve Türkiye
9.10.2014
İnsani Yardım mı Yoksa Güvenlik Zaafiyeti mi?
23.9.2014
Eğitimde İdeolojik Dönüşüm...
11.9.2014
Hukuksuzluğun Yeni Adı; Teamül
26.8.2014
Bir Oy Deyip Geçmeyin
5.8.2014
Ulusal Çıkarlar ve Suriyeli Mülteciler
18.7.2014
Ya Cumhurbaşkanı, Ya Rejim!
4.7.2014
Dış Politikada Değişen Dengeler
18.6.2014
Özgürlüklere Sıkılan Biber Gazı!
8.6.2014
Zımnen Değiştirilen Hükümet Sistemi
29.5.2014
Fıtrat Değil, İhmal ve Sistem
20.5.2014
Çığlık Atmayı Bilmeyen Çocuklar!
7.5.2014
Süper Yetkili MİT!
20.4.2014
Seçim Oyunları
7.4.2014
Sandık Demokrasisi
25.3.2014
Gaflet Uykusundan Uyanmak!
17.3.2014
Can Çekişen Demokrasi
5.3.2014
Diktatoryal Rejimin Eşiğinde!
24.2.2014
SÖZDE DEMOKRATİKLEŞME ve MEDYA DENETİMİ
11.2.2014
Adaletin Tecellisi Umudu!
3.2.2014
YARGININ TASFİYESİ ve HSYK YASA TEKLİFİNDEKİ TUZAK
21.1.2014
Yargıda Başkanlık Sistemi!
13.1.2014
Algı Mühendisliği ve Bağımsız Yargı
3.1.2014
MEĞERSE HUKUK HERKESE LAZIMMIŞ!
24.12.2013
16 Adamızın İşgaline Neden Sessiz Kalıyoruz?
18.12.2013
Aydın İnsan ve Toplumsal Duyarlılık!
11.12.2013
Anayasa Mahkemesi Vakıf mı Kuruyor?
2.12.2013
İktidar Savaşlarına Kurban Edilen Dershaneler
20.11.2013
Demokrasi Tramvayından İnecek Var!
12.11.2013
Yeni Sistemle Mağdur Edilecek Milyonlar!
5.11.2013
Mustafa Kemaller 20 Yaşındadır!
28.10.2013
Toplum Vicdanında Balyoz
19.10.2013
Paketten Çözüm Süreci ve Yüzde 50 Çıktı!
3.10.2013
Cinsiyet Ayrımcılığı ve Kadın İstihdam Paketi
26.9.2013
Silahların Gölgesinde Demokratikleşme Paketi!
19.9.2013
Çocuk Gelinler
12.9.2013
Suriye Müdahalesinde Sıfır Öngörü Politikası
5.9.2013
Muhtemel Savaşın Ayak Sesleri
28.8.2013
Eğitim Sisteminde Çıkmaz!
22.8.2013
Yargı Bir Hesaplaşma Aracı Olabilir mi?
14.8.2013
Sansürsüz Basın ve Tek Adam Rejiminin Güçlendirilmesi
1.8.2013
Gerçek Demokrasi İçin; Şeffaf ve Güvenilir Bir Seçim Sistemi!
25.7.2013
Gezi'nin Faturası Üniversite Gençliğine Kesildi!
17.7.2013
Mısır'da Darbe Sonrası... Demokrasi İçin Laiklik!
10.7.2013
Gezi Gölgesinde Yabancı Petrol Lobisine Verilen Tavizler!
3.7.2013
Miadı Dolan Güç Siyaseti ve Dış Politikada Çifte Standart
25.6.2013
Gezi Müdahalesinin Asıl Sebebi, ABD'nin Suriye Kararı Olabilir mi?
18.6.2013
Katledilen Tarihi Emanet: Atatürk Orman Çiftliği!
11.6.2013
Türk Milleti "Ben Yaptım Oldu" Zihniyetine Dur Dedi!
5.6.2013
Sözde İleri Demokrasi İçin İllaki Hükümet Sistemi Değiştirilemli mi?
27.5.2013
Caydırıcılığı Olmayan Dış Politika ve Güvenlik Zaafiyeti
16.5.2013
İktidar Eliyle İmtiyaz ve Haksız Rekabet
12.5.2013
Eğitim Birliğine Büyük Darbe
5.5.2013
Bizim Kırmızı Çizgilerimiz Yok mu?
29.4.2013
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

• İmlası çok bozuk,
• Büyük harfle yazılan,
• Habere değil yorumculara yönelik,
• Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
• Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
• Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.

Bu haber henüz yorumlanmamış...

SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
Türkiye'nin Rus uçağını düşürmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Medya
  •Güncel
  •Siyaset
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Teknoloji
  •Sağlık
  •Spor
  •Kültür
  •Güncel
  •Siyaset
  •Medya
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Sağlık
  •Spor
  •Kültür
  •Aktüel
  •Güncel
  •Aktüel
  •Kültür
  •Spor
  •Sağlık
  •Dünya
  •Ekonomi
  •Medya
  •Siyaset
•Joachim Löw
•CEV Şampiyonlar Ligi
•yakmak
•TV8
•Abdullah Ercan
•Manchester City
•Şota Arveladze
•saldırı
•Numan Kurtulmuş