Farkında mısınız?
Sanki düğmeye basılmış gibi bir anda “çağrı/talep sezonu” açılıverdi.
Önce AKP’den vekil olma hevesi kursağında kaldıktan sonra kendini sansasyonel açıklamalara veren ve ağzından her gün yeni bir inci dökülen Mümtaz’er Türköne’den beden eğitimi dersi kaldırılsın çağrısı geldi.
Hemen peşine Can Dündar’ın biraz da “Madem öyle işte böyle” tadındaki “O zaman din derslerini de kaldırın” çağrısı.
Hemen ardından Yeni Asır’ın manşetten “inkılap tarihi dersi de kalksın” çağrısı sökün etti.
Ve yazarlığını polemik merakına kurban veren Ahmet Kekeç’ten aynı çağrı tekrarlandı. Kekeç’in inkılap tarihi dersinin kaldırılması talebini yinelediği yazısından gerçi yeni bir şey yoktu gerçi ama ‘polemik nerede Kekeç orada’ kalıbı bozulmuyordu nihayetinde.
Derken bir çağrı da Star yazarı Mustafa Akyol’dan geldi. Akyol da Star’ın sürmanşet desteğiyle köşesinden Gençliğe Hitabe’nin kaldırılması talebini gerekçeleriyle açıklıyordu.
Şimdi…
Bunların hepsi anlaşılabilir. Din kültürü dersi de, inkılap tarihi ya da beden eğitimi de gereksiz olabilir, kaldırılması istenebilir. MEB müfredatının bir anlamda lüzumsuzluklar manzumesi olduğu sır değil zaten.
Tam tersi de mümkün. O dersler çok gerekli, talepler saçma olsa da bunlar dile getirilebilir.
Öyle ya; Aydınların/entelektüellerin görevi zaten toplumun ya da siyaset kurumunun önünden gitmek, ufuk açan, ezber bozmak değil mi?
Hah…
İşte tam da burada o “Biz bize benzeriz” kalıbı bir kez yine karışımıza çıkıyor ve ideal anlamdaki aydın duruşu bize gelince bir kez daha baş aşağı ediliyor…
Zamanlama… Tüm bu çağrıları içeriklerinden soyutlayıp anlamsızlaştırıyor ve “Fikir ifadesi düzeyinde bile” saygı duyulamaz hale getiriyor.
Şundan;
Yani öyle bir zamanlama ki bu ortaya “ezber bozan” pozlarında çıkmaya çalışan tüm bu isimleri siyasi iradenin estirdiği rüzgara göre dümen kıran, hakim siyasi havadan beslenmek için hizalanıp pozisyon alan güvenli sularda seyretme heveslileri olarak var ediyor.
Dikkat edin: Tüm bu çağrılar tam da hükümetin milli güvenlik dersini kaldırmasından sonra yapılıyor.
Vaktiyle demiştim… Detay bazen özden daha önde gider, onu yaya bırakır. Ve bu zaman-lama detayı, tam da bunu yapıyor, ezberleri bozmaya heveslenenlerin “maskelerini fena halde düşürüyor.
Yiyenler olabilir muhtemelen. Ama biz, yemiyoruz.
*ERSİN TOKGÖZ'Ü TWITTER'DA DA TAKİP EDEBİLİRSİNİZ:
http://twitter.com/#!/ersintokgoz