Ekonomi ile ilgili, ilgisiz bakanlar çıkıp yaşananları kendi marifetleriymiş gibi anlatmaları beni benden alıyor.
Piyasalara trilyon dolar sürerseniz, Somali ekonomisi bile bundan iyi etkilenir. Uyuşturucu gibi, etkisi geçicidir ama kısa süreli mutluluk yaşarsınız.
Piyasalar da bu uyuşturucunun etkisinde... Arada Yunanistan mı batmış, ülke notları mı düşürülmüş, çok da umurlarında değil…
Bakın, iflasa koşan Avrupa’nın para birimi değerleniyor, hisse senetlerine oluk oluk para akıyor… Nereden geliyor bu paralar? İşte o piyasalara sürülen trilyon doların marifeti bunlar…
Ancak yapılan her parasal genişlemenin etkisi bir öncekinden daha az sürüyor ve mecburen doz artırılıyor.
Çaresi yok, ya Merkez Bankalarını Amatem’e yatıracağız ya da altın vuruşla konuyu kapatacağız.
Bize dönersek, ana tabloda sorunlarımız neydi? Öncelikle cari açık…
Bu yıl Türkiye ekonomisi için en önemli rolü ihracat performansımız oynayacak. Ancak ben orada biraz hayal kırıklığı yaşayacağımız inancındayım.
Türkiye’nin en ciddi ihracat kapıları kendisini Arap Baharı dalgasına kaptıran ülkeler ve İran idi…
Türkiye, muhalif gurupları desteklediği halde bu ülkelerin hemen hepsi ile arası soğuk… Peki neden?
Çünkü ülkelere baharı getiren güneş değil para… Bu para da boşu boşuna verilmiyor. Yeni pazarlar açmak, o ülkeleri kendi kıblelerine çevirmek için veriliyor.
Güney Amerika’dan, Afrika’ya, Hindistan’dan Avustralya’ya kadar sömürgecilik yaparak bugünlere gelen ülkeler, artık bu işi para ile yapıyorlar.
Ülkeleri parmaklarında oynatabiliyorlar. Ülke ekonomileri bir anda batırılıp, dilenirse kendi isteklerine uygun olarak yeniden yapılandırabiliyorlar.
En büyük pazarımız Avrupa Birliği ciddi bir durgunluk kıskacında…
O zaman biz kime fazladan mal satıp ihracat gelirlerini artıracağız?
Kredilerin kısılmasının ve Türk Lirası’nın değer kaybetmesinin kısmi pozitif etkilerini göreceğiz.
Belki faizler arttı ama enflasyon da yükseldi. Getiriler halen negatifte… Normal olarak tasarruf falan söz konusu olamaz. Harcamaları artırıp, cari açığı beslemeye devam ederiz.
Sözün özü, cari açık belki azalacak ama bizi düze çıkarmaya yetmeyecek.
Diğer sorunumuz enflasyon… Kuru baskılanıp sıcak para da içeri girince Türk Lirası değer kazanmaya başladı. Haliyle ithal malların fiyatları düşecek, enflasyonu düşürecek. Yılın ortalarına doğru da baz etkisiyle bu durum hızlanacak.
Fakat kurun yükselmesindeki ana sorun dış finansman olarak kalmaya devam edecek. Piyasalar tatsızlaşınca sıcak para kaçacak, kur tekrar yükselecek, enflasyonu körükleyecek. Bu kaçınılmaz.
Size sorum, anlattığım gelişmeler arasında ekonomi yönetiminin dişe dokunur bir eylemi var mı? Geçin Merkez Bankası’nın müdahalelerini, orada esas hikâye sıcak para…
Peki, öyleyse marifet kimde?