E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Sibel Kızılkaya İtkü

'Hayır'lısı Olsun!
13 Nisan 2017 Perşembe

Bu pazar günü, ülkemizin tüm geleceğini etkileyecek fevkalade önemli bir seçim yapılacak.  Öyle ki bu seçimle, tek bir adamın 80 milyonluk Türkiye Cumhuriyeti’nde, yürütmede, yasamada ve hatta yargıda, tek söz sahibi olmasını isteyip istemediğimize karar vereceğiz.
         Ya da başka bir deyişle,  tek bir kişiye  “en iyisini sen bilirsin, bu nedenle bizim için doğru olan kanunları sen yap, bunları uygula, hatta bizim sana olan güvenimiz tam, ama yine de istersen kendi kendini denetle” diyerek “evet”;  ya da kuvvetler ayrılığına, bunca yıllık demokrasi birikimimize, hukuk devletine, üniter yapımıza sahip çıkarak “hayır” diyeceğiz.
         Ayrıca bu seçimde, Cumhuriyet’in değiştirilemez niteliklerini değiştiren ve kazanımlarını yok eden, kuvvetler ayrılığını, yargı bağımsızlığını ve yürütmenin denetimini ortadan kaldıran, tüm gücü tek bir kişinin eline teslim eden,  dolayısıyla demokrasiden tamamen vazgeçmek anlamına gelen bir rejim değişikliğini onaylayanlar ve onaylamayanlar olarak da keskin bir biçimde bir kez daha ikiye ayrılacağız.
         Her şeyden evvel sandıktan “evet” çıkması durumunda rejim değişikliğinin gerçekleşeceğini ve “seçimli otokratik bir rejimin” artık kurumsal bir hal alacağını unutmayalım. Bu nedenle ileride ortaya çıkabilecek tüm tehlikeli durumlar için 16 Nisan tarihi, tabiri caizse köprüden önceki son çıkış olacaktır.
         Aslında bu seçim, referandumdan ziyade tek adam sultasını resmileştirmeyi amaçlayan ve anayasamızdaki değiştirilemez hükümlerinin değişmesini oylatan, gizli bir plebisittir. Öyle ki Anayasa’nın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez; Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetim şeklinin Cumhuriyet ve ayrıca bir hukuk devleti olduğuna ilişkin hükümleri, bu seçimde evet çıktığı takdirde otomatik olarak değişecektir.  Çünkü iktidar tarafından güya değiştirilemez ilk 4 maddeye dokunulmadığı söylenirken, değiştirilen diğer maddelerle birlikte, bu değiştirilemez maddelerin de içleri tamamen boşaltılacaktır.
                Hepimiz bu referandumla gerçekleştirilmek istenen rejim değişikliğinin gerçek amacının, kuvvetler ayrılığının iktidar için ayak bağı olarak görülmesinden kaynaklandığını biliyoruz. Hâlbuki gelişmiş demokrasilerde denge, denetim ve fren mekanizması sağlayan kuvvetler ayrılığı, yüzyıllık bir birikim ve tecrübenin eseri olarak ortaya çıkmıştır. Evet, frensiz kamyon gerçekten de hızlıdır, ancak kontrolsüz olduğundan, aynı zamanda çok da tehlikeli olduğu unutulmamalıdır.
                Bilhassa bu üç kuvvet arasında en önemlisi olan bağımsız ve tarafsız yargı ise insan haklarının ve özgürlüklerinin dolayısıyla demokrasinin tek teminatıdır.   Ancak 16 Nisan’da yapılacak olan referandumdan şayet “evet” çıkarsa; Türkiye Cumhuriyeti’nden önce yargının yönetim şekli değişecek ve tamamen partili bir yargı oluşturulacaktır.   Çünkü diğer hükümlerin yürürlüğe girmesi için her nedense 2019 yılı beklenecekken, yargıda yönetim şekli değişikliği ile birlikte,  partili cumhurbaşkanlığı düzenlemesi ise, referandumun kabulünün hemen ertesinde yürürlüğe girecektir.        
                  Öyle ki adli ve idari yargıda görev yapan hâkim ve savcıların özlük hakları üzerinde tasarrufta bulanan, aynı zamanda Danıştay ve Yargıtay üyelerinin önemli bir kısmını belirleyen Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun şu anda 22 olan üyesi, bu değişikliğin kabulü ile birlikte 13’e düşürülecek ve mevcut üyeler hemen tasfiye edilecektir. Bu 13 üyenin; 6 üyesi Cumhurbaşkanı tarafından, geri kalan 7 üye de, Cumhurbaşkanı’nın partisinin çoğunlukta olduğu meclis tarafından seçilecektir.
            Aynı zamanda kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin anayasaya uygunluğunu denetleme yetkisine olan sahip olan Anayasa Mahkemesinin toplam 15 üyesinin; 12’sini Cumhurbaşkanı atarken, kalan 3 üyeyi ise yine cumhurbaşkanının partisinin çoğunlukta olduğu meclis tarafından atanacak olması da Anayasa Mahkemesinin de bağımsızlığından söz edilemeyeceğini açıkça göstermektedir.
           Dolayısıyla 16 Nisan’da yapılacak olan anayasa değişikliği ile ülkemiz bir yol ayrımına getirilmiştir. Sandıktan “evet”  çıkması durumunda Cumhuriyetin temel nitelikleri olan demokrasi, hukuk devleti ve yargı bağımsızlığından söz etmenin mümkün olmayacağı açıktır.
        Gelin bu oyunu bozalım! Demokrasimize ve Cumhuriyet’in tüm kazanımlarına sahip çıkarak, dünyada eşi benzeri olmayan ve ülkemizi çağın gerisine taşıyacak bu rejim değişikliğine,  hep birlikte “HAYIR” diyelim! 

E-posta   Facebook   Twitter     Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
Bu yazı 56259 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yetkileri Tamamen Budanmış Meclis
30.3.2017
Söylenecek Sözümüz Var
8.3.2017
Mutlak Güç
22.2.2017
‘Milli İrade’ Tek Kişiye Teslim Edilemez!
26.1.2017
Terörün Gölgesinde Rejim Değişikliği
9.1.2017
Yine Bildiklerini Okudular!
14.12.2016
Toplum Vicdanı Ayakta!
21.11.2016
Mevzu Başkanlık Değil!
9.11.2016
Hukuksuz Demokrasi
17.10.2016
Adalarımızın İşgaline Neden Sessiz Kalıyoruz?
4.10.2016
Yine Terör ve Sıfırlanan Yargı
4.7.2016
Cinsiyet Faşizmi
10.6.2016
Ali Cengiz Oyunları
24.5.2016
Cinsel istismar ve Devlet
12.4.2016
Hayaller Avrupa Gerçekler?
23.3.2016
Ataerkil Zihniyet ve Şiddet
8.3.2016
Kurt Kapanı
23.2.2016
Her Derde Deva Anayasa
8.2.2016
Kıdemime Dokunma!
25.1.2016
Başkanlık da Başkanlık!
11.1.2016
Postmodern Enerji Savaşları
16.12.2015
Suriye Denklemi!
1.12.2015
Sandık Başarısı
10.11.2015
Sansürlü Demokrasi
20.10.2015
Suriye Politikasında U Dönüşü!
5.10.2015
Pragmatik Stratejiler
21.9.2015
Artık Yeter!
8.9.2015
Çare Sizsiniz!
25.8.2015
Oyun İçinde Oyun!
12.8.2015
Çark Eden Suriye Politikası
28.7.2015
Çözümsüzlük Stratejisi!
14.7.2015
Sağduyu ve Suriye Çıkmazı
30.6.2015
Meclis Aritmetiği
12.6.2015
Tek Yol, Sandık!
16.5.2015
Siyasi Hesaplara Kurban Edilen Yaşamlar!
5.5.2015
Seçim Savaşları!
22.4.2015
Demokrasi ile Kutsanan Diktatörlük!
8.4.2015
Güç ve Parmak Hesabı!
25.2.2015
Kayıp-Kaçak Adaletsizliği
10.2.2015
İnternete Sansür
28.1.2015
Kentsel Dönüşüm Aldatmacası
13.1.2015
Bilimsel Eğitimin Ön Koşulu: Laiklik!
30.12.2014
İlk Makul Şüphe Operasyonu
16.12.2014
Kadın Erkek Eşitliğinde Haremlik-Selamlık!
2.12.2014
Demokrasi Maskesi ile Çıkartılan Paketler!
18.11.2014
Sömürü Düzeni
3.11.2014
Kuşatılmış yargı
20.10.2014
IŞİD Terörü ve Türkiye
9.10.2014
İnsani Yardım mı Yoksa Güvenlik Zaafiyeti mi?
23.9.2014
Eğitimde İdeolojik Dönüşüm...
11.9.2014
Hukuksuzluğun Yeni Adı; Teamül
26.8.2014
Bir Oy Deyip Geçmeyin
5.8.2014
Ulusal Çıkarlar ve Suriyeli Mülteciler
18.7.2014
Ya Cumhurbaşkanı, Ya Rejim!
4.7.2014
Dış Politikada Değişen Dengeler
18.6.2014
Özgürlüklere Sıkılan Biber Gazı!
8.6.2014
Zımnen Değiştirilen Hükümet Sistemi
29.5.2014
Fıtrat Değil, İhmal ve Sistem
20.5.2014
Çığlık Atmayı Bilmeyen Çocuklar!
7.5.2014
Süper Yetkili MİT!
20.4.2014
Seçim Oyunları
7.4.2014
Sandık Demokrasisi
25.3.2014
Gaflet Uykusundan Uyanmak!
17.3.2014
Can Çekişen Demokrasi
5.3.2014
Diktatoryal Rejimin Eşiğinde!
24.2.2014
SÖZDE DEMOKRATİKLEŞME ve MEDYA DENETİMİ
11.2.2014
Adaletin Tecellisi Umudu!
3.2.2014
YARGININ TASFİYESİ ve HSYK YASA TEKLİFİNDEKİ TUZAK
21.1.2014
Yargıda Başkanlık Sistemi!
13.1.2014
Algı Mühendisliği ve Bağımsız Yargı
3.1.2014
MEĞERSE HUKUK HERKESE LAZIMMIŞ!
24.12.2013
16 Adamızın İşgaline Neden Sessiz Kalıyoruz?
18.12.2013
Aydın İnsan ve Toplumsal Duyarlılık!
11.12.2013
Anayasa Mahkemesi Vakıf mı Kuruyor?
2.12.2013
İktidar Savaşlarına Kurban Edilen Dershaneler
20.11.2013
Demokrasi Tramvayından İnecek Var!
12.11.2013
Yeni Sistemle Mağdur Edilecek Milyonlar!
5.11.2013
Mustafa Kemaller 20 Yaşındadır!
28.10.2013
Toplum Vicdanında Balyoz
19.10.2013
Paketten Çözüm Süreci ve Yüzde 50 Çıktı!
3.10.2013
Cinsiyet Ayrımcılığı ve Kadın İstihdam Paketi
26.9.2013
Silahların Gölgesinde Demokratikleşme Paketi!
19.9.2013
Çocuk Gelinler
12.9.2013
Suriye Müdahalesinde Sıfır Öngörü Politikası
5.9.2013
Muhtemel Savaşın Ayak Sesleri
28.8.2013
Eğitim Sisteminde Çıkmaz!
22.8.2013
Yargı Bir Hesaplaşma Aracı Olabilir mi?
14.8.2013
Sansürsüz Basın ve Tek Adam Rejiminin Güçlendirilmesi
1.8.2013
Gerçek Demokrasi İçin; Şeffaf ve Güvenilir Bir Seçim Sistemi!
25.7.2013
Gezi'nin Faturası Üniversite Gençliğine Kesildi!
17.7.2013
Mısır'da Darbe Sonrası... Demokrasi İçin Laiklik!
10.7.2013
Gezi Gölgesinde Yabancı Petrol Lobisine Verilen Tavizler!
3.7.2013
Miadı Dolan Güç Siyaseti ve Dış Politikada Çifte Standart
25.6.2013
Gezi Müdahalesinin Asıl Sebebi, ABD'nin Suriye Kararı Olabilir mi?
18.6.2013
Katledilen Tarihi Emanet: Atatürk Orman Çiftliği!
11.6.2013
Türk Milleti "Ben Yaptım Oldu" Zihniyetine Dur Dedi!
5.6.2013
Sözde İleri Demokrasi İçin İllaki Hükümet Sistemi Değiştirilemli mi?
27.5.2013
Caydırıcılığı Olmayan Dış Politika ve Güvenlik Zaafiyeti
16.5.2013
İktidar Eliyle İmtiyaz ve Haksız Rekabet
12.5.2013
Eğitim Birliğine Büyük Darbe
5.5.2013
Bizim Kırmızı Çizgilerimiz Yok mu?
29.4.2013
YORUMLAR
Toplam 3 yorum var, 3 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

• İmlası çok bozuk,
• Büyük harfle yazılan,
• Habere değil yorumculara yönelik,
• Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
• Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
• Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Misafir 18 Nisan 2017 Salı 10:57

Sayın yazar soruyorum size Atatürk ve İnönü zamanında demokrasi hukuk ve adalet varmıydı. Bu yöneticileri kim denetliyordu bana cevap verirmisiniz. Veya Bu yöneticilere yetkiyi kim verdi.O kadar inkılap nasıl yapıldı milletemi soruldu? Başkanlık sistemine diktatörlik diyorsunuz. Başkanı seçen halk değilmi? Neyin peşindesiniz anlamadım. Halk ben (sizin deyiminizle DİKTATÖRLÜK) başkanlık yöntemiyle yönetilmek istiyorum dedi. Bu halkta size göre ne istediğini bilmeyen çoban takımı değilmi.

Yorumu oyla      4      7  
Misafir 13 Nisan 2017 Perşembe 19:12

Sayın İtkü,başkanlık sisteminin bize getireceği zararları çok net ve anlaşılır bir şekilde, her kesimin anlayacağı bir şekilde özetlemişsiniz, teşekkürler.Bu anayasa değişikliği ile getırılecek Başkanlık Sistemi tamamen keyfi bir yönetımin temelini oluşturacaktır. Bunun sonrası tam bir dikta rejimidir.Bu yüzden ben parlementer sistemin devam etmesinden yanayım.TBMM, cumhuriyetimizin sigortasıdır.Halkımız muhakkak oyunu kullamalıdır.

Yorumu oyla      9      3  
Misafir 13 Nisan 2017 Perşembe 18:35

Bir kişiye bu kadar yetkinin verilmesi insan haklarına da aykırı değil mi? Bir insana bu kadar yük yüklenir mi? :)

Yorumu oyla      6      3  
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
ANKET
Türkiye'nin Rus uçağını düşürmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?



Sonuçları göster Anket arşivi
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
  •SİTENE EKLE
 
 
  •Medya
  •Güncel
  •Siyaset
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Teknoloji
  •Sağlık
  •Spor
  •Kültür
  •Güncel
  •Siyaset
  •Medya
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Sağlık
  •Spor
  •Kültür
  •Aktüel
  •Güncel
  •Aktüel
  •Kültür
  •Spor
  •Sağlık
  •Dünya
  •Ekonomi
  •Medya
  •Siyaset
•İsrail
•hamza hamzaoğlu
•survivor all star
•Mehmet Şimşek
•Binyamin Netanyahu
•Çaykur Rizespor
•Numan Kurtulmuş
•ösym sonuç
•kpss