İŞTE SON SEÇİM ANKETİ:
Bloomberg, Türkiye'de gerçekleşecek yerel seçimlerle ilgili New York merkezli Medley Global Advisors llc adlı araştırma kuruluşunun yaptığı seçim anketini yayınladı.
- Son Güncelleme:

Buna göre AK Parti'nin oy oranı yüzde 40-45 arasında seyrediyor. AKP'nin arkasından gelen 3 partinin oy toplamı ise AK Parti'yi yakalayamıyor. Anketin hata payı 1.5 puan.
Bloomberg seçim anketinin yanısıra Erdoğan hakkında bir analiz de kaleme aldı.
ERDOĞAN'A ELEŞTİRİ DE VAR
Bloomberg'de Ben Holland imzasıyla çıkan "Erdoğan tarzı demokraside bir adam= bir buzdolabı" başlıklı analizde Türkiye'den pek çok isimle yapılan röportajlar ve eleştiriler de var.
55 yaşındaki Erdoğan'ın kendisine 2002'den sonra rekor büyüme getiren IMF destekli ekonomik programdan saptığını kaydeden Holland, tüm bunlara rağmen AK Parti'nin arkasından gelen 3 muhalefet partisinin toplamından daha fazla oy almasının beklendiğini yazdı.
star

YORUMLAR
Zihin kontrol kesinlikle vardır. Fakat anlatıldığı gibi makinayla yapılan bir uygulama değil. Aylarca süren psikolojik ve kimyasal uygulamalar aracılığı ile gerçekleşiyor. Turkiyede yapıldığı artık nerdeyse deşifre edildi.
İstanbul'da Pikoformokoloji kongresi olmuş. Basın toplantısında Prof. Feyza Arıcıoğlu agmatinle ilgili demeç vermiş. Prof. Feyza hanımın bayağı agmatin çalışması varmış. Amerikalılarla da ortakmış. Onlarında Marmara Üniversitesi'nde Psikoformokoloji Birimi varmış. Feyza hanımın Ümit Sayın ile daha çok yazısı var. Ersin bey sana iş çıktı. Cinayetler İstanbul'da işlenmişti. GATA'ya gidene kadar adamları Marmara'da eğitmesinler? Bi zahmet araştırırmısın?
Ersin bey, tüm şizofreni hastaları potansiyel cani ve katilmi? Türkiye'de 700 bin tane böyle katilmi var? Sen hiç şizofreni hastası bir yakına sahip oldunmu? Bizim ne çektiğimizi biliyor musun? Sen yazının sonundaki soruları Tayfun beye sordunmu? Bunu soracak cesaretin varmı? Yoksa böyle gizli kapaklı belden aşağı vurmayımı tercih ediyorsun? Resmen bir sorsana allahını seversen? Cevabını da yayınlamayı unutma ama. sen gazeteci misin? ben emin değilim? Bize kanıtlasana gazeteci olduğunu...
Bu haber gerçek dışıdır. İddianamede savcı Ümit Sayın'a böyle bir mektup gönderip göndermediğini sorduğunda hatırlamadığını söylüyor. Ayrıca bu haberi bu şekilde sunabilmek için bayağı bir ilaç bilgisi gerekiyor. Haberi birileri yapıp Ersin Tokgöz' e vermiş görünüyor. Bunlar yakında ortaya çıkacak. Tokgöz bu iddiaları kaynağından doğrulamış mı? Böyle bir gazetecilik var mı?
Belki bu haberi yapanlar ve yayanlar da yüksek dozada agmatin aldıklarından gerçek ile bağları kopmuştur.
Bunlar yanlış kapı çalıyorlar. Adresleri ülkemiz bilimine ve ülkemiz insanına gece gündüz çalışarak hizmet etmeye çalışan bilim insanları olamaz. Akredite olmuş, bilimsel kurallar içinde çalışan, denetimli laboratuvarlar üzerinden bu tezlerini kanıtlamayazlar. Sadece o laboratuvarların çalışma şevkini kırarak ülkemiz bilimine ve bu laboratuvarlardan çare bekleyen hastaların umutlarına darbe indirirler. Bunun vicdani sorumluluğu da eğer vicdanları varsa kendilerine aittir.
Haberi yapanlar cesaretleri varsa uyuşturucu ve illegal ilaç ticareti ile uğraşanlar ile ilgelenmelidirler. Yine cesaretleri varsa Amerika ve İngiltere başta olmak üzere agmatin ve benzeri poliaminlerle çalışan ülkelerin bilimcileri veya Ümit Sayın'ın Amerika'da birlikte çalıştığı bilimcileri de haber yapsınlar. Cesaretleri varsa o ülkelerin gazetelerinde o ülkelerin saygın bilim insanlarına böyle bir haber yaparak soru sorsunlar da görsünler bakalım hukuk neymiş, nasıl işliyormuş.
Bunu haber yapanlar ve yayanlar neye hizmet etmektedirler? Ülkemiz insanına bilim yolu ile hizmet etmek zordur. Habere göre agmatin ile çalışan Türkiyedeki ve dünyadaki tüm bilim adamları zan altındadır. Öte yandan Ümit Sayın ile yıllar önce bir şekilde yolu keşisip yayın yapan tüm bilimciler Ergenekon zanlısı veya suçlusu mudur? Bunu haber yapanlar Türkiye'nin bu buluşu geliştirmesini istemiyorlar mı? Basın etiğine ve bilimsel gerçeklere uymayan, dürüst bilimcileri karalamaya ve ülkemizdeki bilimsel gelişimi engellemeye çalışan bu haberi yapanları kınıyorum.
Başbakanlığa doğrudan bağlı bir kurum alan TÜBİTAK'ın desteğinde yürütülen, denetimli ve bilgisi usulüne uygun olarak bilim dünyası ve kamuoyu ile paylaşılan bir bilimsel çalışmayı yazılıp yazılmadığı ve alınıp alınmadığı belli olmayan; yazılıp alınmış olsa bile cevabının ve devamının ne olduğu bilinmeyen bir mektup üzerinden, bir sürü katil ile ilişkilendirmek ve bunun üzerinden buluş ile ülkemizin bilimsel prestijine, olası ekonomik yararlarına ve şizofreni hastalarının ve yakınlarının umutlarını kösteklemek nasıl bir ahlak ve vicdan anlayışının eseridir?
Erkan Can'a bende katılıyorum.Ciddi sıkıntılardan geçen Mirzabeyoğlu bu konular hakkkında bugüne ve yarına ışık tutuyor.Aralarında Ümit Sayın ve ölen İ.Güvenin ve ekibininde (şarkıcı Çelik)bu konuda kendisine işkence yapıldığından bahseder.Telegram ve Sefine adlı kitaplarında. Ayrıca herhalde diğerlerininde deşifre edileceği yeni bir kitabıda var.Ahmet MARANKİ de bu konuda kitaplarında ilginç açıklamalarda bulunmakta.Nereye varır Allah bilir tabii ama cidden çok büyük sıkıntılar oluşturuyorlar
bizim toplumumuzu böyle paranoya halinde yaşamaya ve yorum yapmaya iten en büyük sebep herhangi bir konu hakkında bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmalarıdır.lütfen sadec bir gazete haberi üzerinden enerjinizi boşa harcamayın.kendiniz okuyun araştırın olaylara eleştirel bakarak yorum yazın.büyük resmi görmeye başlayınca yazdığınız yorumlarınızı tekrar okuyun kendiniz bile güleceksiniz.bu konu hakkında yayınlanan diğer bilimsel makalelere bakmakla başlayabilirsiniz örneğin.sayglarımla.
bu yöntemin adı değersiz kimliklere değer veriyormuş gibi yaparak dünyanın en cesur,en kahraman,en idealist insanı muamelesi yaparak arslan kafesinde kuş avlamaya yollamak.
ewet.erkan can bu konuda sanıyorumki bilgi sahibi olmuş ve en sağlıklı yorumuda o yapmış doğal olrak.katılmamak mümkün diil.bulgularından haberdarım da yaşananları bilmiyordum.erkan kardeşimiz onuda haber verdiğine göre söylenecek bişey kalmıyor.teşekür erkan can aydınlattığın için.ama ortak nokta gene nizamı alem ocakları ve onları cıa adına kullanan ve terfi ettirilen emniyet müd.leri.araştırıncada çıkıyor zaten.
Zihin kontrolü mevzuunda TELEGRAM - ZİHİN Kontrolü isimli kitap temel kaynak olarak ortadadır. Türkiyede teorisi ve pratiği ile insanlık dışı zihin kontrolü işkencesi üzerinde )ilk ve tek) denenen Salih MİRZABEYOĞLU 2000 YILI ve sonrasında KARTAL CEZAEVİNDE yaşadıklarını kitaplaştırmıştır. Halen Bolu F Tipi cezaevinde zihin kontrolü işkencesi devam etmektedir. (farmakolojik değil Teknolojik - elektronik yöntemle)Kendilerini devlet zanneden zavallıların daha iyi tanınması için okunması gereklidir
unutmayalımki böyle şeyller oluyor gerçektende var,ve bugün icra edenler mevcttur,panzehirimi? kuranikerimin en sononda 2sure var,biri falaq digeride "nas" insanlardemek, orayı okuyunuz,bunlar nemenem şırretli olduklarını görün,günümüzdekilerde bilimsel yani bu devre uygun yapılıyor okadar,sosyete kendi dar toplantılarunda eğlence merak giderme babında bunu hep yapiyor biliyormusunuz?.dediğim gibi "felq" ve "nas" surelerini yi okuyun ve iman edin,allah sizide bizide korur bunların şerrinden.
En büyük uyuşturucu ideolojidir. Ve maalesef ideolojik düşünce düşünmemenin bir başka biçimidir. Gerisi laf-ı güzaf..önce o çocukların teneffüs ettiği havayı oluşturan güçleri tahlil etmek gerekir. Günde beş vakit VATAN TEHLİKEDE diye fetva verenlere aman dikkat! Bu ülkenin gerektiğinde koşarak saflarına katılacağımız çok güçlü bir ordusu ve güvenlik ve huzurumuzdan sorumlu emniyet ve jandarma kuvvetleri var. İsteyen mensubu da olabilir..öyle değil mi?
bu uçuk fikrin oluşması için ilaca ihtiyaç var..
Engerek-on davalarında Ümit Sayın'ın cezaevinde sürekli uyur durumda olduğu ve sürüyle ilaç içtiği sık sık basında yer aldı.Geliştirdiği yöntemleri üzerinde deniyor harhalde.
Yapmayin kardesim kendinizi bu kadar kanalize etmeyin. Bu arada bir tafsiyem Science Fiction filimlerini seyretmeye biraz ara verin.
Bir canı alıp da sağlıklı,normal bir hayatmı süreceklerdi yani. Tabiki kaşarlanmadıkları için, ilk deneyimlerindede yakalandıkları için, tabiri caizse "kafayı yemeleri" çok normal.Doktorlarında katiller üzerinde çalışma yapmaları, araştırma yapmaları, onlar için teknik bir malzemeden öteye geçeceğini sanmıyorum.Ersin bey bu seneryolarınızı kurtlar vadisi ile paylaşsanız daha iyi olur düşüncesindeyim :))
Iyice uctunuz artik :))
OKUR rumuzlu arkadaş kesin GICIK bir yorumcuya destek vermişindir,ondan yazmışımdır:)ben yoksa kolay kolay sizleri yok saymam merak etme...neyse konuya gelince,aslında bu üç genç hem aileleri hemde eğitim gördüğü kurumlar tarafından, tek taraflı yada çarpık bilgi aktarılmasından ve eğitilmesinden bu halde olabilirler.yani ne yapacakları ne olacakları,hayatlarında başarı adına gerekirse karşısındakini ezme öldürmeleri dahi önceden belirlenmiş ve şartlanmışlıklarla yetiştirilmiş bu gençler diyorum
bu davada herşey (gerçek ya da hayal ütrünü) konuşuluyor yazılıyor da fetonun silahlı birlikleri niye hiç gündeme gelmiyor. yoksa butun bu cinayetlerin arkasında onlar varda, saçma sapan iddalarla bu gerçekler perdelenmeye mi çalışılıyor.
doğalarına gayet uygun.hayatlarında normal hiç bi iş yapmamışlarki.ev ortamı aile ortamı bilmezler.insan ilişkilerini bilmezler.ocaklarda öyle yetiştirilyorlar.hele ülkü ocaklarından ayrılıp bu ocaklar açılınca hepsi fetullah gülenin piyonlarına cıa ajanlarına yem oldular.işleri ergenekona yıkıp kurtulmaya uğraşıyorlar..stv boşuna yırtınmıyor hergün etö-etö diye.adamlar ergenekon televizyonu olup çıktılar.başka yalan yok.
baykuşta haklı ama,okur kardeş en doğrusunu söylemiş.hepsi nizamıalem ocaklarının gençleri.ben de şahitliklerim oldu.hayvana bile kıyamazsınız bunların insanlara yaptıklarına şahit olunca.insanlığınızdan utanırsınız.vurduklarında allah kitap tanımıyorlar.vicdan hiç yok.insanamı kime vuruyorlar neyle vuruyorlar farketmiyor.ellerinde ne varsa sadece vuruyorlar.kaç kişiyseler.ünüversite çevrelerinde dinci gurupların hemen arkasında tetikte beklerler.bence normal bunlarında bu işleri yapmaları.
BUNLARIN GENLERİNDE SORUN VAR.ÖZALIN İÇİN DEDİĞİ ÇAYLARI ÇOK TÜKETİP RADYASYONLU MISIR EKMEĞİ YEMİŞLER.SONRADAN OLMA DEĞİL. ÇOCUKLARI BOŞ YERE SUÇLAMAYIN. KİMSE EBEVEYNLERİN SUÇLARI YÜZÜNDEN YARGILANAMAZ.HEMEN SERBEST BIRAKILMALILAR.
oyle deme sabriye hanım gecen yorumcu arkadaşa destek verdim diye bizide yok saydın sen. sana verdiğim cevapda yayınlanmadı malesef.o yuzden şu sorgulama işini daha iyi yapalım lutfen.popilizme kanmayalım.. Neyse konuya tekrar donersek bu olayda yonetilen birileri varsa asıl şu kritik soru sorulmalıydı; Bu cinaytleri işleyen genclerin çogunun geçmşlerindeki ortak nokta ne?? hayatlarının bir doneminde tarikat evlerinden veya bilmemne ocaklarından geçmiş olmaları olabilirmi acaba!! kolay gelsin..
kurban olayım sevgili okur,haksızlık etme ersin beye..hem akpnin yöntemlerini bilmeyenmi var???
yani ersin bey tam sizden beklenilebilcek bir haber. bu saçmalıkları bırakında allah aşkına bu akp bu milleti nası uyutuyor hangi nörolojik yöntemleri kullanıyor onun cevabını bulun bize yeter.. pes:))
o zaman iki ihitmal var abuzer kardeşim. ya uzaylıların varlığı doğru, ya da uzaylılar kaçırmadıysa en yakın senaryo bu tesadüfler. hangisi acaba
Bence uzaylılar bunları kaçırıp beyinlerine bir şeyler yerleştirdiler