E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Temelkuran’dan Zizek’e Mektup 

Türkiye’yi ziyareti sırasında ülkeyi överek Arap Dünyası için bir model olabileceğini söyleyen filozof Slavoj Zizek’e Ece Temelkuran yanıt verdi. Temelkuran’ın yazdığı bu mektup, New Stateman dergisinin 17 Şubat tarihli sayısında İngilizce olarak yayınlandı.

20.02.2012 - 13:31
Temelkuran’dan Zizek’e Mektup

Türkiye’yi ziyareti sırasında ülkeyi överek Arap Dünyası için bir model olabileceğini söyleyen filozof Slavoj Zizek’e Türkiye’nin önde gelen yazarlarından Ece Temelkuran yanıt veriyor.

Temelkuran’ın yazdığı bu mektup, New Stateman dergisinin 17 Şubat tarihli sayısında İngilizce olarak yayınlandı.

İşte o mektup:

Sayın Zizek,

Çalışmalarınızın dikkatli bir takipçisi olarak Türkiye hakkındaki yorumlarınızı okuduktan sonra size yazma ihtiyacı duydum. Ülkemle duyduğunuz hayranlığı paylaşıyorum, ve size “Arap Dünyası gerçekten bir model arıyorsa, bu Türkiye olabilir” dedirten şeyin de bu hayranlık olduğunu düşünüyorum. Fakat, 12 Ocak’ta “Doha Debates” tartışmasında son söylediğim cümleyi burada tekrarlamaktan da kendimi alamayacağım: “Türkiye Arap Dünyasına model olamaz, çünkü bu dünyanın zaten yeterince sorunu var.”

Sizin de gayet iyi bildiğiniz gibi, otoriter rejimlerin en tatsız özelliklerinden biri yazarlarını aynı şeyi tekrar etmekten aptal durumuna düşürmektir. Sözgelimi; “Gazeteciler hapse atılmamalıdır”, “Kürt çocukların hapse atılması zalimcedir”, “Göz yaşartıcı gaz polis tarafından aşırı kullanılmamalıdır, özellikle ölümlere neden olabilecek aşırılıkta”, “Ücretsiz öğrenim istedikleri için pankart açan öğrenciler yıllar sürecek hapis cezalarına çarptırılmamalıdır”, “Kanunsuz ceza olmamalıdır”, vs vs.

Türkiye’nin bir korku ülkesine dönüştüğünü hiç durmadan tekrar etmekten, son zamanlarda IQ’mda aşağılayıcı bir düşüş gözlüyorum. Türkiye’nin iyi insanları neredeyse ünlü eserini gözden geçirecek kadar Kafka’ya ilham verecek bir şekilde siyasi davaları takip etmek uğruna bir mahkemeden diğerine koşuşturup duruyorlar.

İşte tam bu yüzden, sevgili arkadaşım gazeteci Ahmet Şık savunmasında Roland Barthes’ın şu sözlerini yineledi: “Faşizm sadece insanları susturmaz, aynı zamanda konuşmaya da zorlar.” Ahmet Şık, diğer 103 gazeteciyle birlikte bir yıldır hakkında bir karar olmaksızın hapiste. Sizi Türkiye’deki mevsimin en son hukuk modasını takdir etmeye davet ediyorum: belirsiz suçlamalar, elle tutulmayan deliller ve aylar hatta yıllar süren gözaltılar. Sadece 2011′de hakkında AİHM’nde 9,000′den fazla dava açılan Türkiye, konu ifade özgürlüğü olduğunda dünyadaki en tehlikeli zanlı.

Eğer bu rakamlar sizi tatmin etmiyorsa, şunu da bilmelisiniz ki, birkaç gün önce Ahmet Şık’ın avukatı savunmasında savcıların onu tehdit ettiğini ve savunmasının ant-terör kanunları çerçevesinde suç olarak değerlendirilebileceği konusunda kendisini “uyardıklarını” söyledi. Siz de benim gibi şu anda bu anti-demokratik kanun yüzünden hapiste 40 avukatın bulunduğunu bilirseniz bu tehdit sonrası avukatın nasıl panik olduğunu anlayabilirsiniz.

Avrupa’ya pek inancınızın kalmadığını ve bu rakamlarla fazla ilgilenmeyeceğinizi tahmin ediyorum. Ama duyduğuma göre Tahrir Meydanı’ndaki özgürlük çağrısı size ilham kaynağı olmuş. Bence Mısır, Tunus veya Suriye’deki arkadaşlarımız bizim Türkiye’deki yaşamımızdan daha iyisine layık. Beyrut’ta bir yıl yaşamış, Tahrir olaylarına şahit olmuş ve halihazırda Tunus’ta yaşayan biri olarak, asıl Türkiye’nin bu ülkelerin bazılarında insan hayatına gösterilen saygıdan ilham alması gerektiğini düşünüyorum.

Kendilerini ölümüne yakan vatandaşlarım Türkiye’de hiç bir zaman Tunuslu Muhammed Buazizi kadar efsanevi olamadılar. 22 Haziran 2010′da 20 yaşındaki Erkan Gümüştaş hapisanelerdeki yaşam koşullarını protesto etmek için kendini yaktı. Bu ismi Türkiye’de sadece bir avuç insanın hatırladığından eminim. Ölümü, bırakın basında bir deprem başlatmayı, Türkiye İnsan Hakları Derneği raporlarına bile güçlükle girdi.

Ülkemizdeki güvenlik güçleri Mısır’daki SCAF’tan daha az acımasız değil. 31 Mayıs 2011′de hükümet karşıtı bir gösteri sırasında öğretmen Metin Lokumcu polisin aşırı gözyaşı bombası kullanması sonucu kalp krizinden hayatını kaybetti. Polisin bu tutumunu protesto etmeye kalkan arkadaşları da anti-terör kanunu bahane edilerek tutuklandılar.

Birazcık cep harçlığı kazanmak için dağlık Irak sınırında sigara kaçakçılığı yapan Kürt çocukları da Suriye’deki kayıplardan daha şanslı değildi. Uludere‘deki “operasyon kazası”nda dokuzu birden öldüğünde basında resimleri bile çıkmadı. Hükümet olayın üstünü örtmeye çalıştı ve Başbakanımız bu olayı kınayanların hükümete haksızlık yaptıklarını söyledi. Sonuçta belki de Türkiye sadece özenle düzenlenmiş bir vitrin ve mali düzenlemeler yüzünden IMF’den alınan daha iyi notlardan oluşuyor.

En son yapmak istediğim şey ülkelerinde işlenen günahlardan başka söyleyecek şeyleri olmayan yazarlardan biri olmak. Bu ülkeme haksızlık olacağı hadar benim için de çok üzücü olacaktır. Özellikle bunu yabancı bir dilde ifade ettiğinizde sevgili ülkenizle aranızdaki duygusal bağları incitiyor. Eminim neden bahsettiğimi anlıyorsunuz. Ama aynı zamanda sizi “Türkiye Arap Dünyası’na model olabilir” iddiasındaki uluslararası bir pazarlama projesine hizmet ederken görmek de acı verici. Biz, Türkiye halkları daha iyisine layığız. Araplar da.

Saygılarımla,

Ece Temelkuran

Not: Birgün tutuklu gazeteci arkadaşım Ahmet ile sizi tanıştırmayı çok isterim. O benden daha esprilidir. Hapiste geçirdiği bir yıl bir şekilde, kendininkilerden başlayarak, başımıza gelen felaketlerle dalga geçme yeteneklerini artırdı.

(Focushaber)

YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Misafir 20 Şubat 2012 Pazartesi 14:42

ülkemizi bir güzel aşağılamış ve şikayet etmiş. sayın Ece Temelkuran .

Yorumu oyla      18      11  
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Uğur Dündar Turktime’a Konuştu
Star TV’nin Doğuş’a satılmasıyla birlikte ekranlara veda eden usta gazeteci ...
FOX Haber'in Patronu Doğan Şentürk Turktime'a Konuştu
FOX haber Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk Turktime Yönetim Kurulu ...
Şerefli Türk Ordusu Arazime El Koydu Şimdi Orada Rakı İçiyorlar... Böyle Adalet Olur mu? AİHM'E GİTTİM!
Vatan yazarı Can Ataklı Turktime Genel Merkezi’nde Turktime Yönetim Kurulu ...
 
Özbek BOMBALADI: Cevizoğlu’nun Aldığı Para Haramdır, Onun Yaptığını AKP Bile Yapmadı!
Ceviz Kabuğu fındık kabuğunu bile doldurmuyordu… Hulki Cevizoğlu ile ilgili ...
Bekir Coşkun: Türkiye'nin En Büyük Sorunu Baykal'dır! A. Necdet Sezer Hürriyet’ten Ayrılma Dedi!
Hürriyet Gazetesi yazarı Bekir Coşkun, Çölaşan’sız Hürriyet’ten göbeğini ...
Sakıncalı Gazeteci Çölaşan Turktime’a Konuştu: Habertük Gazetesi Yandaş Oldu!
Hürriyet’ten kovulduktan sonra üçüncü kitabını yazan Emin Çölaşan son ...
 
Vakit Gazetesi Ankara Temsilcisi Arseven: 32. Gün Kumpastı! Hidayete Geç Erdim!
Geçtiğimiz hafta 32. Gün’de Cumhuriyet yazarları ile sert bir tartışma ...
Uğur Dündar: Başbakan Erdoğan Kendi Ailesini Koruyor Ama Bize Çifte Standart Uyguluyor!
Uğur Dündar Başbakan Erdoğan ve Bakan şahin’e yönelik o çıkışı neden yaptı? ...
Çölaşan : Turgay Ciner Bana ‘Hükümet Benim Malımı Gaspetti, Kimden Korkacağım?’ Dedi!
Hürriyet’ten kovulan ve yakın zamanda Ciner Grubu ile el sıkışan usta ...
 
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
Haber
Ukrayna
ihracat
İstanbul Başakşehir
sınav stresi
Chloe Loughnan
konuk oyuncu
kardeş
Manchester City