Turk Time
DOLAR
48,0814 %0.13
EURO
56,1446 %0.03
ALTIN
7207,9510 %1.41
BIST-100
14540,48 %0.18
PETROL
91,5000 %-0.94
BONO
40,2200 %-1.54
ISTANBUL
BUGÜN
23/31°
ISTANBUL
YARIN
23/30°

Baykal AKP’yi O Afişle Vurdu: Ay Yıldızın Işığı Hepimize Yeter O Zaman Kapat O Ampulü!

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Kurban Bayramı'nda "Ayyıldızın ışığı hepimize yeter" afişleri astıran Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a "Evet, yeter. O zaman kapat ampulü" dedi

  • Son Güncelleme:
Baykal AKP’yi O Afişle Vurdu: Ay Yıldızın Işığı Hepimize Yeter O Zaman Kapat O Ampulü!

Baykal'ın grup konuşmasındaki mesajları şöyle:

AKP CEZAEVİ REKORU KIRDI: Başbakan memurların 'uyarı eylemi' için 'hukuka aykırı' diyor. Başbakanın hukuka saygısını sevsinler. Harçları protesto eden öğrencilerin her birine 10 yıldan 60 yıl ceza isteniyor. Habur'da terörist liderin bayrağını taşıyanların ayağına müsteşarları, savcıları, hakimleri göndermek hak, hukuk. Kavramlar böyle çürütülürse kamu düzeni, barış tehlikeye girer. AKP döneminde bir takım rekorlar kırıldı. Büyümeyle ilgili olanları biliyorsunuz, en yüksek işsizlik rekorunu kırdık. Bir rekorda, Cumhuriyet tarihinin en yüksek cezaevi istihdamını gerçekleştiren bu hükümettir.

HÜKÜMET ACZ İÇİNDE TERÖR EYLEMLERİNİ SEYREDİYOR: Maalesef AKP'nin başlattığı açılımın, Türkiye’yi ne hale getirmekte olduğunu bayramda bir kez daha gözlemledik. Türkiye’de terörle bağlantılı söylemler, eylemler, uygulamalar, bizzat terör yöntemini taşıyan girişimler giderek hükümetin acz içinde seyrettiği manzaralar haline dönüşmüştür.

MİLLETVEKİLLERİ PKK'NIN KURULUŞUNU KUTLUYOR:Türkiye’de 30 bin kişinin ölümünden sorumlu terör örgütünün kuruluş yıl dönümü, kuruluş binasında milletvekilleriyle kutlanıyor. Oraya gidiyorlar, kutlamalarını yapıyor. Hayırlı bir olay, bir milli gün kutlanır gibi bu kutlanıyor. Otobüsler minibüsler yakılıyor kutlamanın şerefine. İstanbul’da Mersin’de Hakkari’de Türkiye’nin dört bir tarafında sokaklarda her türlü kanunsuz eylem sergileniyor, güvenlik güçlerine taşla baltayla saldırılıyor ve bu manzaralar günlük yaşamın doğal parçası haline dönüşüyor. 'Açılım açılım' diyordunuz, işte size açılım.

İÇİŞLERİ BAKANI NEREDE?: Karakollara saldırı yapılıyor. Bu saldırı rutine biniyor, ertesi gün yine aynı saatte yine aynı karakola saldırılıyor. Polise taşla baltayla saldırılar yapılıyor. Polis araçları rutin hedef. Bunlar olarak İçişleri Bakanı nerede? Karakollar basılırken İçişleri Bakanı nerede?
İçişleri Bakanı bir süre önce bu saldırıları himaye altına almış siyasetçilerle Polis okulunda açılım müzakeresi yapıyordu.

ETNİK AYRIMCILIĞIN TOHUMLARI EKİLİYOR: Terör yıllarca en yüksek can kayıplara neden olduğu dönemde dahi, elde edemediği bir sonucu şimdi bu açılım ortamında elde ediyor. Dağlıca baskını sırasında bile Anadolu’nun herhangi bir yerinde kimse kimseye 'sen şu bu kökenlisin' diye yan bakmamıştır. Ama bu açılımdan sonra bu çatışma topluma tehlikeli biçimde yansımaya başlamıştır. İlk kez insanlar birbirlerini suçlar hale gelmişlerdir. Husumetin hedefi PKK'ydı. Kimse PKK'yı bir etnik kimliğin temsilcisi olarak görmüyordu.

KAPAHAT, KİMSEYİ SUÇLAMASIN: Şimdi devlet kabul etmeye başlayınca, uygulamanın gösterdiği gibi onunla iş tuttuğunuzu herkes gördükten sonra olay PKK olayından çıkmaya başlamıştır. Kimse sorumlu ararken o kentli, buralı onun bunun peşine düşmesin. Kabahat doğrudan doğruya şiddeti terörü doğal karşılayan bu iktidarındır.

İKTİDAR VE BAŞBAKAN BÖLÜYOR: Normalde kolay kolay bu suçlamayı yapmam. Ama bu iktidar ve bu başbakan ülkeyi bölmektedir. Terör karşısında kararlı bir mücadele anlayışını iktidar kaybetmiş. Şimdi vatandaş tepkiyle bu tartışmaya sürüklenir durumda. Türkiye’nin bir tarafında farklı bir tarafında farklı duygular şekilleniyor. Ortada Türkiye'ye sahip çıkacak bir anlayışa ihtiyaç var. Bu gerçekten Türkiye'yi temellerinden sarsmaya yönelik tehlikeli bir gelişmedir.

YANLIŞ YAPTIKTAN SONRA ATATÜRK DİYORLAR: Bunlar yanlış iş yapmaya başladı mı sağda solda 'Atatürk' lafları duyuyoruz. Bu iktidar ne zaman 'Atatürk' dese benim aklımdan 'bunlar yine bir suç işledi bunu ört bas etmeye çalışıyorlar' diye bir duygu geçiyor. Yanlış iş yaptıktan sonra Atatürk demeye başlıyorlar.

AY-YILDIZIN IŞIĞI YETER, AMPÜLÜ KAPAT: Başbakan bayram posterler yaptırmış 'Ay-yıldızın ışığı hepimize yeter' diyor bu posterlerde. Bunu sen zamanında anlasaydın bu posterlere ihtiyaç olmazdın. Ay-yıldızı yeni keşfetti. Ay-yıldızın ışığı hepimize yeter ampulü kapat.

80 YIL SONRA DEVLETİN ADIYLA MI UĞRAŞACAĞIZ: AKP Grup başkanvekili 'açılımın başarılı olması için Türklük kelimesini anayasadan çıkarmak gerekir' diyor. AKP demek istiyor ki, biz Anayasa’dan Türklük lafını çıkartırsak rahatlarız. Bu anlayış başımıza neler getirir? Şu ana kadar girdiği arayışlar şu ana kadar Türkiye’nin başına neler getirdi? Türklük tanımı, kimseyi hasım gibi kabul eden bir anlayışı, etnik bir ırk anlayışını yansıtmıyor, kapsayıcı kucaklayıcı herkesi bir anlayışı yansıtıyor. 80 yıl sonra devletimizin adıyla da mı uğraşacağız. Hani ne oldu, ne devletti, tek milletti? O milletin adı ne?

DAĞDAKİ KAVGA AKP GRUBUNDA DA YAPILIYOR:Bu milletin içinde her etnik kökenden insan var. Hepimiz bu milletin parçasıyız. Kimimiz araptır, kimimiz lazdır, kimimiz çerkezdir, kimimiz makedondur, kimimiz kürttür. Elbette, bu hepimizi kavrayan bir niteleme. Hayır kendimi bu milletin parçası saymıyorum. Ben o bayrağın altında toplanmıyorum diyenlere bu iktidar, bu iktidarın yöneticileri mi destek olacaklar? Bunun kavgası dağda yapılıyor diye biliyorduk, şimdi gördük AKP’nin grup başkanlığında bu kavgayı yapanlar varmış.

YABANCILARA UŞAKLIK EDENLER KAYBEDECEK: Şimdi onları ayrıştırmaya senin ne hakkın var? Herkes etnik kökenine göre ayrışacak, bundan kim kazanacak? Bunları yurt dışından idare edenler kazanacaklardır ve onlara uşaklık edenler de kaybedeceklerdir.

ERDOĞAN'IN ESKİ SÖZLERİNİ OKUDU; Elbette herkes kendi dilini öğrenecek. Matematiği kendi ayrı dilinde, coğrafyayı ayrı dilinde vereceğiz. Sonra ne olacak? Nereye hizmet edecek o çocuklar? Bu konuda sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 'Biz AKP olarak özel kurslar vakıf ve dernekler yoluyla insanların ana dillerini öğrenmelerini hak olarak görüyoruz. Devlet bu süreçte denetleyici olmalıdır. Devletin başka dillerde televizyon yapmasına gerek yoktur. Fakat devlet tüm bu faaliyetleri en sıkı biçimde denetlemelidir. Devleti denetleme fonksiyonu dışında işlere sokmak doğru değildir. Uzun vadede üniter yapımızı sıkıntıya sokar.' Yani biliyor da, cehaletten değil yani olay.

BAŞBAKAN’A 'BEKÇİ' YANITI: Başkana 'Başka kapıya' demiştim. Bana 'kapının bekçisi misin?' diye sordu. Haşa tabii... O kapıyı sahipsiz mi sandın? O kapının sahibi var, Hz. Ali’den Mustafa Kemal’e kadar. Bizde kendi çağımızda onların izinde bekçilik yapmaya devam ediyoruz. Elbette o kapıdan fitneye fesata izin vermeyeceğiz. Sen daha dün Karacaahmet'te cemevlerinin yıkılması için talimat veren belediye başkanı değil misin?

DANIŞTAY 1859'DAN BERİ VAR ARINÇ' BİLEMEM: Başbakan son zamanlarda tekrar yargıya, yargı kurumlarına yönelik anlayışını yansıtan ifadeler kullanmaya başladı. Danıştay'a 'bu karar ideolojiktir' diyor. Senin zaten baştan aşağı düşüncen ideolojik. Yardımcısı da demiş ki 'bayramdan sonra bende yokum Danıştay’da yok' demiş. Danıştay 1859’dan beri var, seni bilemem.

YOLSUZLUKTAN YARGILAN BERLUSCONİ DE YARGIYI SUCLUYOR: Bağımsız yargıya ihtiyaç var. Berlusconi İtalya'da yolsuzlukla suçlanıyor. Yargıya çatıyor, suçluyor. 'Yargı ideolojiktir, benimle uğraşıyorlar' diyor. Bunlar tesadüf değil. Bütün bunları yaşıyoruz. Bu süreçten de Türkiye alnının akıyla çıkacak. Niyetleri kursaklarında kalacak inşallah.(Radikal)

YORUMLAR 

YORUM YAP 

Bu bölüm boş bırakılamaz
Bu bölüm boş bırakılamaz
Yorum Yapma Şartlarını Kabul Etmediniz