E-posta :
  Şifre :
    ► Üye olmak istiyorum
    ► Şifremi Unuttum

Orhan Alkaya da Engin Ardıç'a Çaktı 

Engin Ardıç'ın "Hay sizin Rosenbergler'inize..." başlıklı yazısına Orhan Alkaya'dan yanıt geldi: Bu sefer fena halde kaşındı. Kanatmadan kaşıyalım öyleyse...

3.02.2012 - 13:52
Orhan Alkaya da Engin Ardıç a Çaktı

Orhan Alkaya'nın T24 sitesinde yayınlanan yazısı şöyle:

Bir Muhbir Vatandaş Üzerine...

Engin Ardıç 2 Şubat tarihli Sabah gazetesinde, “Hay sizin Rosenbergler’inize “başlıklı bir mürekkep çorbası ısıtmış. En iyi becerdiği işi, “bir muhbir vatandaş”lığı da çorbanın dibine helmelendirmiş.

Aslında Engin’e “bir muhbir vatandaş” derken çıkış noktam, Rosenberg alerjisine kapılıp döktürdüğü duygulu yazısını Başbakan’a tezvirat yaparak bitirmesi değil. Bu “eskiden arkadaş” taa 1. Körfez Savaşı sırasında, bendenizi Devlet Güvenlik Mahkemesi savcılarına ihbar etmişti. Başbakan’a “Abi seni McCarthy’ye benzetiyorlar, bir şeyler yapsana” demesi ilkinin yanında pek hafif kalır.

Aslında Engin’den hareketle bir yazı yazmayı hiç istemezdim. Eskiden arkadaşımızdı, doğrudur. Okur yazarlığı kuvvetli, şeker gibi bir adamdı. Hatırada hep öyle kalsın, diye, muhbirlik haysiyetinden bile pek söz açmamaya özen gösterdim Ama bu sefer fena halde kaşındı. Kanatmadan kaşıyalım öyleyse.

Müsabaka sporu yahut polemikçilik yapmaya niyetiniz varsa, karşınızdaki rakibe göre bir hazırlık da yapmalısınız. Fi tarihinde solculuk eylediği zamanlardan kalma birkaç bilgi kırıntısıyla karşımıza çıkması, üstelik bunu ilk Rosenbergler sataşmasının cevaplanmamasından güç alıp, latifeyle başlayıp Çengelköy zerzevatına evrilerek yapması tipik bir Engin Ardıç durumu aslında.

Bu Engin, Rosenbergler hassasiyetini, 11 Eylül 2011 tarihli Sabah gazetesi nüshasında da dillendirmişti. Cevap vermedim, bir tek Cengiz Semercioğlu sordu, ne diyorsun diye, “Engin eski arkadaşlığımızı hatırlayacağına, eski Engin’i hatırlasa daha iyi olur,” deyip geçiştirdim. Gene, es gelir tırıs gider, deyip yürürdüm ama Doğan Hızlan’ı “yaşlı eleştirmen” diye sıfatlandıracak bir fütursuzluk karşısında meydanı göstermek zorunda hissettim kendimi.

Engin’in vardığı durakta soluk alıp verebilmesi için nelere ihtiyaç duyduğunu üzülerek anlıyorum. Mesela, insanlık tarihindeki bütün sivil itaatsizlik hareketlerini, entelektüel karşı koyuşları istihbarat örgütlerinin tezgâhladığına inanmak zorunda Engin. Bunu yapmasa, geç gelen sakallarını düzeltmek için bakmak zorunda kaldığı ayna, gözbebeklerine saklanmış son çocuk pırıltısını yakalayıp kündeye getirir... ma’zallah vicdanı galebe çalıp, ekmek parasına mani olacak bir yazı çıkıverir elinden. Sartre’ın karşısında Raymond Aron’u yeğlemesi de bu sığınma ihtiyacının bir tezahürü. Ama unutmamalı ki, “sol” ile “sağ” arasındaki en seviyeli polemikleri yürüttü bu iki adam, Çengelköy tarlalarına hiç uğramadan üstelik.

Engin’deki kavram aşınmasının bir örneği de, Shakespeare, Çehov, İbsen, Brecht dururken Rosenbergler Ölmemeli’yi yönetmiş olmama duyduğu tepkiyi dile getirdiği cümleler. Kıyas öznelerindeki fukaralığı bir yana bırakıyorum. Engin’in bu konudaki kanaati: “Çünkü solculuk yapılacak”. Vallahi havsalam duruyor, bunu yazan bir beyinsiz yobaz mı, eskiden arkadaşımız olmuş biri mi?

Fiil çekimindeki seviyeyi de bir yana koyalım, ben politik görüşlerimi ifade etmek için edebiyatı, tiyatroyu aracı kılmaya ihtiyaç duymayacak kadar sahih bir hayat yaşadım. Engin’in bunu anlamasını beklemiyorum elbette. Tiyatroma aklında kalan birkaç önemli yazarı önermesini anlayabilirim. Seyircimizin elbette böyle bir hakkı vardır. Bu yazarların hangi oyunlarını uygun bulduğunu da yazarsa, Genel Sanat Yönetmeni’ne iletirim.

Engin’in tutturdukları da iddiaları da kulaktan dolma ile yalancı dolmanın aynı tabakta sunulmasından ibaret. Morton Sobell, Engin’i açığa düşürecek biçimde, atom sırlarını Sovyetler’e vermediklerini açıkladı. David Greenglass, kızkardeşi Ethel’i yalancı tanıklık yaparak suçladığını açıkladı. Ki bu Greenglass, Sobell-Rosenberg davasında kararı etkileyen tek doğrudan tanıktı. Kruşçev’e kim ne bilgi verdi, onu bilemem ama iyi bildiğim şeyler var.

1951 yargılamasında, Greenglass dışında, suçlandıkları konuda Rosenbergler aleyhine doğrudan tanıklık yapan bir kişi bile yoktu. Rosenbergler’in, uranyum atomunun parçalanması ile elde edilen atom bombasının yapım sırlarını Sovyetler Birliği’ne verdiklerine dair en ufak bir kanıt ya da belge de mahkemeye sunulmamıştı. Yargılama, Rosenberglerin dünya görüşleri üzerinden yürütüldü. Cumhuriyetçi Başkan Eisenhower’ın Adalet Bakanı Herbert Brownell Jr.’u bile karşı koymaya yöneltecek kadar adalet duygusunu inciten bir karardı New York Eyalet Mahkemesi’nin kararı.

2008’de New York Eyalet Mahkemesi’ne yapılan bir başvurunun reddedildiğini de Engin öğrenmek istemez. Sobell-Rosenberg Casusluk Davası Jüri tutanaklarının açıklanması talebi Mahkeme tarafından reddedildi. İşte böyle eskiden arkadaş, senin deyiminle “dön dolaş illa Rosenbergler”.

Bu oyunu neden seçtiğimi, Ocak ayı gazete ve televizyonlarını tarayanlar (fazla zahmet gerektirmiyor artık) okuyup dinleyebilirler. 1950’ler Amerikan siyaseti, benim ülkemin, insanlarımın zehirlenmesinin de müsebbibidir. Türkiye’nin NATO’ya girmesi ve ardışık olarak Gizli Katiller Ordusu’nun (göbek adı Ergenekon, İtalyancası Gladio) kuruluşu tam bu döneme denk gelir. Askeri darbelerle, emekleyen demokrasi kültürünün yerle bir edilişi de bu dönemin hasatıdır. Etnik kışkırtmalar, kitlesel katliamlar, suikastler için kerteriz arayanlara da Hür Dünya palavrasıyla paranoyaklaştırılan bir dünyanın kuruluş günlerine bakmalarını tavsiye ederim.

Gelelim yazının başlığına, Engin’in “bir muhbir vatandaş” olarak tezahürüne...

YAZININ DEVAMI İÇİN İLGİLİ SİTEYE GİDEBİLİRSİNİZ

YORUMLAR
Toplam 2 yorum var, 2 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz. Üye olmak için tıklayın.
  Yorumcuların dikkatine…

İmlası çok bozuk,
Büyük harfle yazılan,
Habere değil yorumculara yönelik,
Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan,
Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren,
Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen,

yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR.
Misafir 10 Şubat 2012 Cuma 13:29

Orhan bey ister Rosenbergleri yönetir,ister Gorki'nin Ana'sını.İster Havana Duruşmasını yapar,ister bir köşeyazarını konu alır,tutar onu yapar.Bize de alkışlamak düşer. Engin bey,vaktiyle uyarladığı Abdülcanbaz oyunundaki Gözlüklü Sami'ye dönüşmüş.

Yorumu oyla      19      10  
Misafir 3 Şubat 2012 Cuma 17:48

Sen vurmamaya devam et bence,zaten kader ve allah vurmuş,şirazesi kaymış,birde sen vurma.Kalemini oynatmaya değmez.

Yorumu oyla      22      10  
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Uğur Dündar Turktime’a Konuştu
Star TV’nin Doğuş’a satılmasıyla birlikte ekranlara veda eden usta gazeteci ...
FOX Haber'in Patronu Doğan Şentürk Turktime'a Konuştu
FOX haber Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk Turktime Yönetim Kurulu ...
Şerefli Türk Ordusu Arazime El Koydu Şimdi Orada Rakı İçiyorlar... Böyle Adalet Olur mu? AİHM'E GİTTİM!
Vatan yazarı Can Ataklı Turktime Genel Merkezi’nde Turktime Yönetim Kurulu ...
 
Özbek BOMBALADI: Cevizoğlu’nun Aldığı Para Haramdır, Onun Yaptığını AKP Bile Yapmadı!
Ceviz Kabuğu fındık kabuğunu bile doldurmuyordu… Hulki Cevizoğlu ile ilgili ...
Bekir Coşkun: Türkiye'nin En Büyük Sorunu Baykal'dır! A. Necdet Sezer Hürriyet’ten Ayrılma Dedi!
Hürriyet Gazetesi yazarı Bekir Coşkun, Çölaşan’sız Hürriyet’ten göbeğini ...
Sakıncalı Gazeteci Çölaşan Turktime’a Konuştu: Habertük Gazetesi Yandaş Oldu!
Hürriyet’ten kovulduktan sonra üçüncü kitabını yazan Emin Çölaşan son ...
 
Vakit Gazetesi Ankara Temsilcisi Arseven: 32. Gün Kumpastı! Hidayete Geç Erdim!
Geçtiğimiz hafta 32. Gün’de Cumhuriyet yazarları ile sert bir tartışma ...
Uğur Dündar: Başbakan Erdoğan Kendi Ailesini Koruyor Ama Bize Çifte Standart Uyguluyor!
Uğur Dündar Başbakan Erdoğan ve Bakan şahin’e yönelik o çıkışı neden yaptı? ...
Çölaşan : Turgay Ciner Bana ‘Hükümet Benim Malımı Gaspetti, Kimden Korkacağım?’ Dedi!
Hürriyet’ten kovulan ve yakın zamanda Ciner Grubu ile el sıkışan usta ...
 
SOSYAL MEDYADA TAKİP ET
FACEBOOK'TA TURKTIME
TWITTER'DA TURKTIME
 
KATEGORİLER
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
ETİKETLER
  •KÜNYE
  •İLETİŞİM
  •REKLAM
 
 
  •Güncel
  •Siyaset
  •Dünya
  •Medya
  •Magazin
  •Spor
  •Kültür
  •Sağlık
  •Ekonomi
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Dünya
  •Spor
  •Kültür
  •Ekonomi
  •Sağlık
  •Medya
  •Siyaset
  •Güncel
  •Aktüel
ÖSYM
Beyaz Saray
CEV Şampiyonlar Ligi
DEAŞ
İsveç
uefa
deprem
istanbul 10
AFC Kupası