İşte o teklif...
2B arazilerinin mülkiyeti satılmayıp, 49 yıllığına kiraya verilmelidir.
Elde edilecek gelirin %20’si Kentsel Dönüşüme, %2’si Ağaçlandırmaya,
kalanı köylerin kalkınmasına harcanmalıdır.
Bilindiği gibi 2B; 1986 yılında 3302 sayılı yasaya eklenen, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2. Maddesi B Bendi için kullanılan bir kısaltmadır. Bu tabir, orman vasfını yitirmiş araziler için kullanılmaktadır.
Hükümet bu arazileri üzerinde oturanlara satarak, bütçedeki açıklarını azaltmayı hedeflemektedir. Yapılmak istenilen, bu milletin 1919’dan sonra dişiyle tırnağıyla mücadele ederek oluşturduğu kurumların, ucuza satışının tekrarıdır.
2B konusunda dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. 2B arazileri üzerinde inşaatı bulunan vatandaşların hepsi Hazine arazisi işgalcisi değildir. Bir kısmı hakikaten 2B mağdurudur. Ancak çözüm üretirken, araziler ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmelidir. Aksi takdirde bundan sonra, Hazine arazilerinin talan edilmesinin önü bu kararla açılmış olur. Diğer taraftan hukuka saygılı davranan vatandaşlar cezalandırılmamalıdır. Hem gerçekten mağdur olanlar ayırt edilmeli, hem de Hazine arazilerinin işgal edilmesi önlenmelidir.
Bu konuda hem istismarı, hem de vatandaşlar arasındaki anlayış farklarını önlemek için, sadece 2B arazileri konusunda olmak kaydıyla, Devlet malı mantığı yerine, Milli Servet esası dikkate alınmalıdır.
Çözüm, öncelikle Atatürk döneminde 3116 sayılı kanunla tapu verilen, ama 1945 yılında 4785 sayılı yasa ile tekrar devletleştirilen arazilerin, vatandaşa doğrudan mülkiyetinin satılmasıdır. Ama diğer 2B arazilerinin vatandaşa, mülkiyetinin satışı yapılmamalıdır. Çözüm, bu arazilerin, 49 yıllığına vatandaşa kiraya verilmesidir. Kiralayanların arazileri ve üzerindeki yapıları başkalarına, 49 yıl şartı sabit kalarak devretme hakları olmalıdır. Kiracıların arazi üzerine yeni inşaat yapmaları durumundaki haklar da yasayla netleştirilmelidir. Kiralanan yer ipotek olarak verilebilmelidir. Kira bedelleri aynı satış gibi tespit edilerek taksitlerle alınmalıdır.
Böylece üç ayrı yönden fayda sağlanacaktır. Birincisi, arazilerin mülkiyeti devlette kalacaktır. İkincisi, araziler üzerindeki yapılaşma sonucu oluşan Milli Servet korunacaktır. Üçüncüsü, devlet gelir elde edecektir.
Tahsil edilecek paraların sadece kentsel dönüşüme harcanması yanlıştır. Kentsel dönüşümün depremlere çare olması için, köklü şehircilik ve imar planları yapılması gerekir. Hükümetin yetkililerinin ifadelerinden, yapılacakların böyle bir kentsel dönüşüm için değil, binaların güçlendirilmesi olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca şehirlere göç engellenemezse, yapılacak şehircilik planları anlamsızlaşacağı aşikârdır.
Tahsil edilecek paraların %20 si Kentsel Dönüşüm için yeni alanlar oluşturmaya harcanmalıdır. Bu yeni alanların tarım arazisi olması kesinlikle önlenmelidir. %2’si yeniden başka ağaç dikimi için kullanılmalıdır.
Gelirin kalanı köylerin kalkınmasına ve yaşanabilir yerler haline getirilmesine harcanmalıdır. Yeraltındaki sıcak su kaynaklarının (jeo termal enerji) olduğu bölgelerden başlanabilir. Sıcak sulardan; seracılık, binaların ısıtılması, tarım ürünlerinin kurutulması, sağlık turizminin geliştirilmesi gibi konularda, çok
ucuz enerji kaynağı olarak yararlanılabilir. Böylece hem tarım ve hayvancılık açısından var olan milli servetimiz değerlendirilir, hem de köydeki insanlarımızın gelirleri artacağından şehirlere göç etmek zorunda kalmazlar. Dolayısıyla yeni Hazine arazisi işgalleri azaltılacağı gibi, ülkemizin GSMH’sı artırılmış olur.
İsmail Hakkı KÜPCÜ – MHP Genel Başkan Adayı
|
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |
|
|||||
|
|
|||||
|
Bunlar da ilginizi çekebilir...