Turk Time
DOLAR
47,7111 %0.18
EURO
55,1881 %0.32
ALTIN
6660,5450 %2.59
BIST-100
13779,39 %-0.14
PETROL
81,4900 %-1.56
BONO
41,3000 %-0.55
ISTANBUL
BUGÜN
24/29°
ISTANBUL
YARIN
24/30°

Baykal AKP’nin Anayasa Değişiklik Hazırlığına Sert Çıktı: Kediye Ciğer Emanet Edilmez!

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye'nin bugün anayasa değişikliği konusunu konuşmanın şartlarına sahip olmadığını savunarak, ''Gitmesi gereken, birbirine düşmüş bir Parlamentonun yapacağı iş anayasa değişikliği değildir'' dedi.

  • Son Güncelleme:
Baykal AKP’nin Anayasa Değişiklik Hazırlığına Sert Çıktı: Kediye Ciğer Emanet Edilmez!

Baykal, partisinin Ankara İl Kongresi'nde yaptığı konuşmada, TEKEL işçilerinin eylemine değinerek, olayın çarpık bir özelleştirme uygulamasının getirdiği sonuç olduğunu söyledi.

Türkiye'nin yüz akı, kar eden bir kuruluş olan TEKEL'in elindeki tesislerin yok pahasına satıldığını öne süren Baykal, ''Yabancı sigara tekellerinin, monopollerinin talepleri doğrultusunda kendi TEKEL'inizi boğacak, yabancı tekellerin önünü açacaksınız ve bunu yaparken de oralarda çalışan insanları adam yerine bile koymayacaksınız, onların işini elinden alacaksınız. Kendi hatandan dolayı onun başarılı çalıştığı, karlı bir kuruluşu kapatacaksın, kapatırken orada yaşayan insanlara karşı en küçük bir sorumluluk duymayacaksın, Türkiye de sana hak verecek, olur mu öyle bir şey?'' diye konuştu.

Baykal, TEKEL işçilerinin, ''bu kadar haksızlık karşısında, büyük bir olgunlukla, zarafetle, vicdanlara hitap ederek, vitrinleri kırmadan, kimseye zarar vermeden, kendilerine yapılan haksızlığı milletin anlaması için, fedakarlıklarla acıları taşıyarak, kışın ortasında havuzlara atılmayı içlerine sindirerek, gaz, cop yiyerek, ama hiçbir zaman Ankaralılarla ilişkisini bozmadan bugünlere kadar direnişini getirdiğini'' ifade etti.

İşçilerin en büyük destekçisinin de çevredeki esnaf olduğunu belirten Baykal, böyle sürdürülen bir eylemin tüm Türkiye'de heyecan yarattığını belirterek, ''Şimdi günün birinde TEKEL işçisi alçak gönüllü şekilde haklı davalarını ortaya koyuyor. Bütün Türkiye sahip çıktı. Bugün ayın son günü. 'Ayın sonuna kadar izin verdik, yakacağız, yıkacağız, dağıtacağız'... Dağıtacaksın da ne olacak?'' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ''TEKEL işçileri yan gelip yatıyor, onlara yetim hakkı yedirmem'' dediğini ileri süren Baykal, ''Tekel işçisi yan gelip yatmak istemiyor. İş istiyor, çalışmak istiyor. Hele TEKEL işçilerinin yetim hakkı yedikleri ifadesi, kimsenin ağzına yakışmaz da, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ağzına hiç yakışmıyor. Hangi yetimin hakkını ne yaparak yemişler, nerede yemişler yetimin hakkını? Yani bir insan bu kadar içinde bulunduğu durumun herkesin aklına gelebileceğini unutarak, kendisiyle ilgili hiçbir konu yokmuş gibi ortaya çıkar'' diye konuştu.

Baykal, Başbakan Erdoğan'ın, ''Bir siyasi partinin kapatılıp kapatılmamasına TBMM'nin karar vermesi'' yönündeki sözlerini anımsatarak, şunları kaydetti:

''Yani 'bir partiyle ilgili davaya izin verip vermeme yetkisi Meclis'in elinde olsun' diyor Başbakan, diyor ki, 'siz ciğeri kediye emanet edin, Parlamento'da bize bırakın biz gereğini yapalım'. Peki, onlar suçlu ise parlamentodakilerin yargılanması söz konusu ise hem sanık olacaksınız, hem de hakim olacaksınız. Bu, Başbakanın son günlerde özellikle nasıl bir zihni dağınıklık içine girebileceğini gösteren bir örnek. Başbakanın şu sırada derdi, Anayasa'yı değiştirmektir. Şu anda Başbakan, Türkiye'nin en önemli konusu olarak Anayasa değişikliğini tespit etmiştir, şu andaki derdi o.

Bir süre önce Kürt açılımı diyordu, Türkiye'yi ayağa kaldırdı. Günlerce, haftalarca, aylarca Türkiye Kürt açılımı tartışmasıyla meşgul edildi. Nereye geldiğini gördük, Kürt açılımı diye başladılar iş Yeşilçam açılışıyla noktalandı. Şimdi Ermeni açılımı dediler, tam bir fiyaskoya dönüştü. O açılımın içinde yer alan, yer aldığına, imza atan imza attığına pişman... Şimdi Başbakanın yeni açılımı Anayasa değişikliği açılımıdır.''

''TEMEL YANLIŞ''

Baykal, bugün gelinen noktada bu Parlamento ile bugünkü siyasi koşullarda herhangi bir Anayasa değişikliğinin veya yeniden Anayasa yapmanın söz konusu olmasının temel bir yanlış olduğunu savundu.

''8 yıldır iktidardalar, 8 yıldır yıpranıldı. Şimdi oylar yüzde 30'un altına düştü, kamuoyu araştırmaları açıkça gösteriyor. Yıpranmış bir parlamento, süresini, iddiasını tüketmiş, inişe geçmiş, köklü bir biçimde değişmesi kaçınılmaz bir parlamento, siyasi dayanakları ortadan kalkmış bir parlamento, Anayasa değişikliğini gündemine alacak. Bunun bir anlamı yok. Türkiye Anayasa değişikliğini gündemine alacaktır, yeni taze bir iktidar, arkasında milli iradenin saygın bir ağırlığı ve yıpranmamış bir parlamento dönemi içinde hep birlikte gerçekleştireceğiz. Temelini kaybetmiş bir parlamento çoğunluğu, 'fırsat benim elimde' deyip Anayasayı değiştiriverecek. Böyle bir şey kesinlikle söz konusu olamaz.

Türkiye bugün Anayasa değişikliği konusunu konuşmanın şartlarına sahip değildir. Giderayak bir Parlamentonun, gitmesi gereken, birbirine düşmüş bir Parlamentonun yapacağı iş Anayasa değişikliği değildir.''

Parlamento'daki iki partinin Anayasa Mahkemesi tarafından mahkum edildiğini belirten Baykal, ''Yani hukukun mahkum ettiği iki siyasi partinin yer aldığı bir Parlamento hukuku tanzim edecek. Bunu teklif ediyor Başbakan'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan'ın, ''Meclis'te Anayasa değişikliği gereken oyu alamazsa referanduma gidileceğini ve halkın oyuyla Anayasa'nın değiştirileceğini'' söylediğini ifade eden Baykal, sözlerine şöyle devam etti:

''Bu Başbakanın düşüncesidir. Milletin önüne referandum gelebilir. Siz milletin önüne istediğiniz soruyu sorarak sandık koyabilirsiniz, ama o sandıktan millet istediği cevabı vererek çıkar. Siz millete istediğiniz soruyu sormakta serbestsiniz. Ama millet de istediği cevabı verir. Bu konu milletin önüne geldiği zaman biliniz Türkiye çok büyük bir şansı elde etmiş olacaktır ve o zaman hepimizin görevi Anadolu'yu karış karış tarayarak millete işin asıl yüzünü anlatmak, hepimizin işi olacaktır. Bu referandum Anayasa referandumu olmaktan çıkacaktır, bu iktidar hakkında 'kal', 'git' referandumu haline gelecektir ve inşallah o kaçtığı seçimi, bir referandum yapacak olur ise, hep beraber yakalayacağız ve referandumu o korktuğu seçim haline dönüştüreceğiz. Millete tuzak kuruyor, ama millet o tuzağı bozup o tuzağı kuranları onun içine hapsetmesini bilecektir.''

Baykal hükümetin hukuk karşısında aciz düştüğünü de belirtti: ''Bu referandumla Hükümet şu iki noktada kendine göre mahkeme kurmak isteyecektir. Mahkemelerden şikayetçidir, yargıdan şikayetçidir, adaletten, hukuktan şikayetçidir. Bunu değiştirmek istemektedir. Bunu değiştirmek için kendine göre mahkeme kurmak üzere, kendine göre adalet yaptırtmak üzere yetki isteyecektir, orada sıkışmıştır.

Hukuk karşısında aciz düşmüştür. Hukuku büyük ölçüde tahrip etmiştir, ama yine de hukuk onun karşısında engel olmaya devam etmektedir. Şimdi hukuku tamamen teslim alma anlayışı içinde bir anayasa değişikliği talep etmektedir. Bir mahkemeyi kendine göre şekillendirmek için, iki askeri dövmek için anayasa değişikliği istemektedir. İkinci hesabı da budur.''

Türkiye'de bir süredir hukukta, adalette yaşananların herkesi derinden ''rencide'' ettiğini vurgulayan Baykal, ''Türkiye'de hukuka ve adalete olan güven hızla sarsılıyor. Bunu çok büyük bir üzüntü içinde söylüyorum ama benim görevim gerçekleri söylemektir. Birbirimize nezaket sergilemenin ötesinde muhalefet partisinin görevi var. Nezaket perdesi altında kamufle edilmek istenen gerçekleri ortaya koymak, eğer herkes susuyorsa, susmamak CHP ve Deniz Baykal'ın görevidir. O görevi yapıyorum'' diye konuştu.

ERZİNCAN CUMHURİYET BAŞSAVCISI 

Deniz Baykal, Erzincan'daki Cumhuriyet Savcısı'nın Cumhuriyet kanunlarını uygulamak üzere bir soruşturma başlattığını dile getirerek, şunları kaydetti:

''Derhal Ankara'dan Başbakan Yardımcısı telefon açtı, 'vazgeç bu işten bırak o soruşturmayı' dedi. O ısrar edince her türlü baskı yapıldı, elinden dosya alındı Erzurum'a gönderildi. Kendisi hakkında uydurma suçlarla yeni davalar açıldı. Arkadaşlar uydurma suçlar derken bunun ne anlama geldiğini bilerek söylüyorum. Elbette uydurma suçlar ama ne kadar acı, suç uydurmak bizim hukukumuza, bizim savcılarımıza yakışır mı? Arkadaşlar.

Sizlere soruyorum, eğer o Erzincan'daki Cumhuriyet Savcısı Cumhuriyet kanunlarını uygulayacağım diye o soruşturmayı açmamış olsaydı, şimdi gözaltında olur muydu? Şimdi tutuklanmış olur muydu? Şimdi Ergenekon'cusun diye hakkında o takibat yapılır mıydı? Yapılmazdı dimi... Ne oluyor bu bir hukuk krizidir, çok acı bir manzara bunu yaşıyoruz. Cesaret ve sorumlulukla Cumhuriyet kanunlarını uygulamak üzere harekete geçmiş, peşine takmışlar suçlamaları, 'yok lojmanların olduğu yere kameriye yaptın, imar kanununu ihmal ettin.' Yok bilmem ne uydur, kaydır suçlar ve şimdi adam Ergenekon sanığı olarak gözaltında. Böyle hukuk olur mu? Böyle dava olur mu? Mehmet Haberal'ın aylardır orada tutuklu kalmasının altında hangi hukuk anlayışı yatıyor?''

''İKTİDAR MANEVİ İFLASIN İÇİNDEDİR" 

Baykal, Türkiye'nin güç günler yaşadığını ifade ederek, ''Hukukun bu kadar ters düz edildiği, bu kadar aleni, açık haksızlıkların vurdumduymazlıkla uygulanabildiği ve kimsenin sesinin çıkmadığı ortamlar kolay kolay yaşanmaz'' diye konuştu.

Türkiye'nin ekonomik bakımdan büyük sıkıntıların içine sürüklendiğini savunan Baykal, şu görüşleri dile getirdi:

''İş başında bulunan iktidar bir büyük manevi iflasın içindedir. Bu iflasın bir yönü de ahlaki ve manevi iflastır. Bugün AKP iş başına gelirken bir yeni değerler sistemini, bir yeni ahlakı, bir gerçek adalet düşüncesini, bir manevi yeni dünya görüşünü temsil ettiği iddiasıyla iş başına gelmiştir. Maneviyat, ahlak, dürüstlük, İslami değerler, hak, hukuk, haram yememek, helali haramı bileceksin, diyordu, yetim hakkı diyordu öyle değil mi? Şimdi geldiğimiz noktada bunlardan ne kaldı? Allah aşkına ne kaldı? Bunların hepsi geride kaldı.''

İktidarın bir yıl sonra, önümüzdeki seçim döneminde bir muhasebeye gideceğini belirten Baykal, ''Bugün geldiğimiz noktada hepimiz çok iyi görüyoruz ki bu iktidar gidicidir, bu iktidar mutlaka değişecektir. Bütün işaretler, belirtiler bunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Abbas yolcudur yolcu....'' dedi.

İktidarın ''yolcu'' olduğunun son zamanlarda birbiri ardına ortaya çıkan bir takım belirtilerden de açık bir şekilde görüldüğünü savunan Baykal, şöyle devam etti:

''Ancak yolcu olan iktidarların sergileyebileceği tutumlar son zamanlarda oldukça sık bir şekilde ortaya çıkmaya başlamıştır. AKP'liler geçenlerde çıktılar dediler ki 'Şimdi biz iktidardayız sıra bizde, biz fişleyeceğiz milleti.' Bu bir umutsuzluk ifadesidir. Bu geleceğe yönelik bir çaresizliğin, dermansızlığın yansıması sözlerdir. Yani hem fişlediğini itiraf ediyor, hem de fişleme noktasına geldiğini artık gizleyemez hale geliyor ve onu ifade ediyor.

Bir başkası çıktı dedi ki hatırlayacaksınız 'Bize karşı çıkanlar kanı bozuk olanlardır''. Değerli arkadaşlar, 'kanı bozuk olanlar bize karşı çıkıyor' dedi. Bu da yine aynı çaresizliğin, aynı umarsızlığın ifadesi bir değerlendirmedir. Bütün bunların gösterdiği bir şey var, artık umutlarını kaybetmişlerdir. Bunlar çöküş belirtileridir. Dağıtan bir iktidarın önlemez, kontrol edilemez ifadeleridir. Zaten bir süreden beri bunun işaretlerine tanık oluyoruz. Şimdi bu çöküş belirtileri de gösteriyor ki, Abbas yolcudur yolcu.''

''BU DÖNEMİ İYİ TAŞIYALIM''

''Gazetecilere, parayı kim veriyorsa düdüğü o çalsın. Parayı sen veriyorsun hesabı sana sorarım yazdırma kardeşim anlayışı. Demokrasi anlayışı, fikir özgürlüğü anlayışı, yeri göğü inletiyorlar demokrasi anlayışı diye... Bunun demokrasiyle bir ilgisi var mı, fikir özgürlüğüyle bir ilgisi var mı? Basın özgürlüğüyle bir ilgisi var mı?'' diye konuşan Baykal, sözlerine şöyle devam etti:

''Sen tuttun devletin 750 milyon dolar bankadan parasını alıp kendi damadının başında bulunduğu şirkete verdin ve Türkiye'nin ikinci medya grubunu onlara satın aldırttın o yetmedi. Türkiye'nin en büyük medya grubuna 4 milyar dolar ceza yazdırdın, korkuttun, ürküttün, yıldırttın yetmedi. Bütün bunları hesabını inşallah hep beraber günü geldiği zaman göreceğiz. Çok açık bir şekilde görüyorum. Bu dönemi iyi taşıyalım. Sarsmak, bozmak için oyun içinde her türlü oyun tezgahlanıyor. Daha da tezgahlanacaktır. Yani kavgalar çıkarılacaktır, çatışmalar tahrik edilecektir. Gündem değiştirilmek istenecektir, milletin vicdanı bozulmak istenecektir. Bütün bunlara karşı bütün gücümüzle gerekli mücadeleyi vermeliyiz. Türkiye'de bu mücadelenin öncüsü olarak görevimizin farkındayız. Bu görevimizi bugüne kadar en iyi şekilde getirdik bundan sonra da en iyi şekilde götüreceğiz.''

YORUMLAR 

Cemal Toptancı

Bu milletvekilinin yargıda devam eden bir davada bu kadar mudahil olması bizzat kendisinin de bu dava içinde taraf olduğu endişesini ve ihtimalini beraberinde akla getiriyor. Aslında darbe ve ergenekon davalarıyla ilgili CHP'nin yakın kan bağı olduğu noktası Baykal'ın onlara avukatlık yapması ve feryad-u fiğanından anlaşılmakla beraber bu durumun ahlak hukuku açısından doğru olmadığı da aşikardır.

tülay

sayın milletvekili bence sizi yemişler.gizli tanığın kimliğini gizlemek için size sahte yalancı tanık göndermişler.bence esas gizli tanık korkusundan saklandığı yerden çıkamıyordur.çünkü gerçeği bilip söyleyenlerden gizli tanık olmaz.o tip insanlar erkek gibi ortaya çıkıp bildiklerini anlatırlar.diğer yalancı tanıklar ise kendilerine vaatedilen iyileştirmeleri alıncaya kadar saklanır.görevini tamamladıktan sonra kaçar veya kaçırılırlar.ileride zaman neler gösterecek hep beraber göreceğiz.

vatandaş

yalan sana yakışıyor sayın chp li vekil

YORUM YAP 

Bu bölüm boş bırakılamaz
Bu bölüm boş bırakılamaz
Yorum Yapma Şartlarını Kabul Etmediniz